Son Dakika Haberler

Haşim Akın

Haşim Akın

​Tekeden Süt Almak

25 Ekim 2020
​Geçen hafta eli öpülesi imamlardan bahsetmiştim size. Bize gelen haberi yerindegörmek ve ona destek olmak lazım diye yola düştük. Köyde 300 kişilik de yemek ikramı olacak. Yemek mi? Öğretmen olmanın ne güzelyanı nedir bilir misiniz? Konya’da İlahiyat Fakültesinde derse gittiğim dönemden kısa süre öğrenci olan A.K isimli bir delikanlı internetten ulaştı ve katlı sunmak istediğini söyledi. Mahir İZ Hoca Efendi “Dünyaya bir daha gelsem gene öğretmen olurdum” demiş ya...

Burası “Allah’a açık, kullara kapalı bir yer.” Gana sınırına yakın ormanların içinde bir köy. Hakikaten uzak ve uzaklıktan da öte ulaşım sıkıntılı. Bir motorla giderseniz her yer size
çalışır. Ama dört tekerli bir araba olunca işler zorlaşıyor.

Bir ağaç altını kendilerine sınırları olmayan sınıf olarak düzenlemişler. Kimisi özel hazırlanmış oturaklara oturmuş. Kimisi de yerde plastik hasırların üzerinde... Yüz kadar
öğrenci bizi “tale-al bedru Aleyna” ilahisi ile karşıladılar. Aslında onlar dünyada ve buraların ağababası Fransa’da başlayan Peygamber (AS) düşmanlığından da haberleri yok. Ama bir peygamber sevdaları var elbette... Bunları görünce hep Allah’a hamt ediyorum. Bize hazırladıkları diğer ezberlerini ve bilgilerini sergilediler. Özellikle imamın görevyaptığı eski köyünden gelen öğrencileri gördük. Maşallah çok güzel okudular.

Sonra da yemek ikramına geçtik. İmamın hanımıyla beraber 5-6 kadın daha geldiler ve hemen yemekleri tabaklara koyup hazır hale getirdiler. İmamın hanımı, bir yıl Türkiye’de
kalmış. Bana Türkçe “hoş geldiniz” deyince anladım. Türkiye’de kalmış olmanın ve bizi tanımanın da etkisi var. Hemen büyük bir titizlikle yemekler, muz, meyve suyu ve içme suyu
yerlerine konuldu. İşin güzel yanı ne küçüğü ne de büyüğünde asla bir heyecan ve itiş kakış yoktu. Bazen insan aynı yemeğin kendisine de yeteceğini bilmesine rağmen acele eder.
Bunlarda en küçük bir kırıntısı yoktu. Önce ellerini yıkadılar ve biz haydi bismillah deyince yemeğe başladılar. Sonra da başka bir ağacın altında ders yapan kadınlar bölümüne geçtik. Zira hanımı da kadınlara ders veriyor. Sanırım orada iki yüze yakın bekleyen vardı.

76 yaşında Muhammed amcanın evine gittik. Kapısının önünde küçük bir kişisel mescidi var. Ancak 2-3 kişi namaz kılabilir. Zemin toprak. Kenarlarına yatırılan ağaçla sınırı
belli edilmiş. O bize teşekkür etti. Biz de ona... 6 yaşında bundan 70 yıl önce Müslüman olmuş. Bu köyün aslı putperestmiş. Abisiyle beraber Gana’ya gidince orada Müslüman
olmuşlar. Köyün ilk Müslümanı bunlar yani... Babasını daha bu doğmadan çok önce köle pazarında satmışlar. Timbuktulu bir Müslüman onu almış. Onun yanında Müslüman olmuş.
Ama daha sonra köyüne dönünce irtidat etmiş. Babasını bilmiyor bile. Bu çok küçükken ölmüş.

Tekrar imamın evine geldik. Bize yemek ikram edecek. Muhtemelen Türkler ekmekle karnını doyurur diye olmalı tavuk pişmiş ve ekmek var. Yemeği yerken de bazı soruların cevabını bulduk. O 10 erkek öğrenciyi iki yıldır düzenli okutuyor. Bir yıl önce getirmiş ve okutmuş. Corona günlerinde evlerine göndermiş. Bir ay önce tekrar gelmişler. Hocanın bolca
tavuğu var. Çalışkan ve üretken birisi...

Çocukların yemeğini evde yaptıklarını duymuştuk. Bunu tekrar görerek teyit ediyoruz. Gerçekten küçük bir evi bölüşmüşler. Buralarda yardımlaşma duygusunun azlığından ve
köylünün kayıtsız kalışından da şikâyetçi değil...

Cevabını en çok merak ettiğimiz ve endişe duyduğumuz soru; “Bu çocukların gelmesine karşı çıkan ve bunu istemeyen köylü oldu mu?” “Evet oldu. Ama onlarla konuştum ikna ettim. Bir de ders okumadığımız günlerde onların tarla işlerinde yardımlarına gidiyoruz. Biz karşılık da almıyoruz. Bunu görünce çok seviniyorlar. Böylece onların gönüllerini fethettik.”

İmam bizimle meşgulken çocuklar sürekli ezber sureleri çalışıyor. Okuyuşu gayet güzel ve sesi yüksek bir erkek öğlenci ayetleri okuyor, diğerleri de tekrar ediyor. Yanlarına vardık
veda için. Bizi misafir karşılama şarkısıyla uğurladılar. Sonra da biz selametle yolculuk yapalım diye koro halinde ayete-l kürsi okudular. Yani çoban isteyince tekeden süt alırmış... Beceriksiz bir adam için en kolay iş bolca mazeret sıralamaktır...

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat x