Son Dakika Haberler

Haşim Akın

Haşim Akın

​HOŞ GELDİN ŞEVVAL

28 Mayıs 2020
Bir mübarek ramazan ayını daha bitirdik. Çok da çabuk geçti. Biz recep ayını beklerken şimdi şevval ayı geliverdi. Hamdolsun bu yıl daha değişik özelliklere sahip bir ramazan yaşadık. Hayatımızda bunu da görmek varmış. Bir yıl önce yemin etseler bu yaşadıklarımıza bizi inandıramazlardı. 

Cuma namazlarını uzun zamandır kılamıyoruz. Teravihlerimizi ancak evlerde kılabildik. Elbette mahrum kaldığımız birçok şey oldu. Ama bu özel ayda yeni kazandığımız çok güzel değişiklikler de oldu. Allah bir nimeti alınca yenilerini verdi. 

Müsaade ederseniz ben kayıplardan daha çok kazançlardan bahsetmek istiyorum. 

Bu yıl çarşı pazara da ramazan geldi. Benim küçüklüğümde ramazan ayında çok az sayıda lokanta vb. yeme-içme mekânı açık olurdu. Bunlar da cama perde tutardı veya camı boyardı. Ama şimdi işler değişti. Geçen yıllarda çarşıya çıkan birisi ramazan olduğunu unuturdu. Yıllar önce yanımda küçük oğlumla – o zaman küçüktü- çarşıya çıkmıştık. Milletin sokak ortasına kurduğu masalarda yemek yiyenleri görünce o da döner istedi. Aslında bu istek ona göre çok masumdu. Ama ben onu ikna ettim ve almadım. Böylesi pervasızca meydan okuyanların yanında olmaktan korktuğum için... Normalde onun yaşındakine her türlü yemek serbestti. Bu yıl çok güzel oldu. Her yere ramazan geldi. Kimse sokak ortasına masa kuramadı. Lokanta ve çay ocaklarını da oruç tuttu… Bu nimet için bile hamt edilir. Elinde sigarasıyla hava atan çok az insan gördüm. 

Çevremizle görüşme engelli gelince iftar yemeklerini hep evimizde yedik. Yemek festivali ve yarışına dönene davetler olmadı. Ne evlerde ne de lüks lokantalarda… Böyle olunca israf da kalmadı. Ne biz başkasını davet ettik, ne de “Onlar bizi davet eti. Biz de onları davet etmezsek ayıp olur” düşüncesiyle böyle bir mecburiyet yaşadık. 

Bu davetlerin olmamasında başka kazançlar da oldu. Akraba, eş dost bir araya gelince yemek yenilecek ve gece yarısına kadar oturunca neler konuşacaktık. İllaki gıybet ve dedikodunun da tadına bakılacaktı. Hamdolsun bir araya gelemeyince bundan da kurtulduk. Gıybetin en az seviyeye indiği bir ramazan yaşadık.

Tabi hepimiz evdeyiz. Çok hareket de edemiyoruz. “Evde oturarak çok yersek kilo alırız” diye bir endişe de başladı. Bu da az yeme alışkanlığını kazanmamıza vesile oldu. 
Camilere teravih kılmaya gidemedik ama evlerimizde kıldık. Anne babalar çocuklarının gözü önünde kıldı namazı... Birçok evde babalar / abiler imam oldu ve cemaatle namaz kılındı. Evlerimizde böylesi bir adet niçin neler vermezdik… Bu teravihlerin de ayrı bir tadı oldu. “Baba sen camiye git ben devde kılacağım” diyen çocukların durumunu herkes kendisi görmüş oldu.
 
Dışarı çıkamayınca daha çok Kur’an okuduk. Cami ve mukabeleyi ne kadar çok sevdiğimizi fark ettik. Buna çözümler bulduk. Bir de kuran ayetlerini anlayıp hayatımızda yaşadık mı işlem tamam demektir.
 
Ailesinden uzakta okuyan ve yurtlarda kalan gençler, bu yıl ramazanı ailesinin yanında geçirdi. Annelerinin nefis yemeklerini yediler. Onlar evdeki ramazan havasını gördü. Anne babalar da çocuklarını gördüler. Oğlu- kızının ramazan hayatını ve dini yaşamını görme ve izleme şansı buldular. Gördüğü manzaraya sevinen de oldu, hayal kırıklığına uğrayan da…
İşsizlerin ve evde kalma zorunda olanların halini yeniden tattık. Hayat sadece bizim yaşadığımız gibi değilmiş. 
Beğenmediklerimizin kıymetini idrak ettik. Komşular, arkadaşlar, akrabalar, aile büyükleri… Esnaf, müşteri, imam, cemaat, okul, öğretmen, öğrenci… Hepsi ne kadar da önemli ve değerliymiş. Onlarla buluşmayı ve bir es sıkışmayı ne kadar da severmişiz. 

Çarşı pazarda aylak aylak gezmek çok da güzel değilmiş. Orada gezip kalabalık yapmadan da hayat geçiyormuş. Evde kalarak hem eve hem de kendi iç dünyamıza dönmek de varmış. Onun da tadına baktık. 

Komşular ve akrabaları da düşünmek gerekiyormuş. Bizim imkânımızın çok olması ve işlerimizin yolunda olması yetmiyormuş. Toplum bir bütünmüş. Bu koca makinada tüm dişlilerin özenle çalışması gerekiyormuş. Bir tek dişli bile çalışmayınca sistem bozulurmuş. İsteyince ve duygularımızı yoluna koyunca yardımlaşabiliyormuşuz. Toplum olarak yetmeyi öğrendik.
 
Hâsılı bazı kayıplarımız olsa ve eski hazlarımızı bulamasak da çok güzel şeyleri gördük ve yaşadık bu ramazanda.
Elhamdülillah… Ya rabbi seni anıp arınacağımız, durup- durulacağımız daha çok ramazanlara eriştir bizi… Oruç bizi hep tutsun ve hiç bırakmasın. 
*** 
Bu satırları okuyan/ okumayan tüm kardeşlerimin ve dostlarımın bayramını tebrik ederim. Allah hakiki affolunma bayramını da nasip etsin. 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.