Çocuklarımızı bir sapığa emanet eder miyiz?
İntiharlar, cinayetler, akran zorbalığı, bağımlılık ve dahası… Daha küçücük yaşlarda tanıştırıyoruz. Tabletin ışığı ve rengi, ilerde çok daha büyük belaların habercisi aslında. Onların geleceğine, karakterine, yetişmesine ayıracağımız vaktimizi dizlere, kadın programlarına, belki de bizlerde bağımlılığın esiri oluveriyoruz. Çocuğumuzu hiç tanımadığımız birine 1 dakika bile emanet eder miyiz? Mesela bir uyuşturucu müptelasına güvenebilir miyiz? Kumarbaza yada tacizciye. Gerçek hayatta 1 dakika bile emanet edemeyeceğimiz çocuklarımızı saatlerce onlara teslim ediyoruz farkında mıyız? Hangimiz çocuklarımızın sanal medya hesaplarını biliyor? Gerçek yada sahte olanlarını! Hangimiz oynan oyunlarda ki tehlikenin farkında? “Aman dışarda olacağına evde gözümün önünde oldun” diyen anneler gerçekten de gözümüzün önünde mi çocuklarımız?
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta ki okul saldırılarının arkasında ki büyük gücü tekrar gördük. Algılarla oynayan, adına sosyal koyup a sosyal yetişen neslin ne hale geldiğine bir kez daha şahit olduk. Belki bu anlamda yüzlerce, binlerce makale yazıldı, uzmanlar sabah akşam ekranlarda aman! dedi lakin biz bu sarmaşıktan bir türlü kurtulamadık.
Diğer yandan sanal medyaya 16 yaş sınırı getirilmesi ne oldu? Neyi bekliyoruz? Şuan 18 yaş sınırı konsa bile vatandaşlar itiraz etmeyecektir. Artık tehlikenin boyutunun nerelere geldiğini görmüş durumda. 2 yılda şehirler imar eden ülkemiz aylardır bir yasayı neden çıkaramıyor? Bu sınırlama ne özgürlükleri kısıtlamaktır, nede baskıdır. Artık duracak, bekleyecek zaman değil. Bir an önce tedbirlerin alınması gerekiyor. Hayatını kaybeden yavrularımıza ve öğretmenimize Allah’tan rahmet diliyorum. Acılı ailelerine sabırlar diliyorum. Eyvallah…