İktidarda 25 yıl…
Türkiye’de çeyrek asır önce kurulun bir parti ilk girdiği seçimde iktidar oldu. Doğrularıyla, hatalarıyla Türkiye’yi günümüze taşıdı. Yaşı hatırlayama yetenler 25 yıl önceki Türkiye’yi iyi bilirler. Burada yapılan icraatları sayacak değilim. Ancak 25 yıl önceki etliye sütlüye karışmayan, içine kapanmış, Avrupalı bir Başbakanla görüşüldüğünde gündem oluşan Türkiye’den bugün coğrafyamızın her noktasında masada olan bir Türkiye var. Daha önce de yazmıştım. Ak Parti’nin bunca yıllık iktidarında en önemli icraatı bu millete verdiği öz güvendir. “Bizden olmaz, biz yapmayız” algısını yerle bir edip “biz yaparız” noktasına kolay gelinmedi. Öz güvenle birlikte Türkiye’nin ayağındaki prangalardan kurtulmasıdır. Askeri, yargı ve medya vesayetinden kurtulduğumuz günleri gördük. Darbelerle tehdit edilen, medya ile dizayn edilen, yargı ile terbiye edilen siyaset anlayışı 15 Temmuz’la birlikte tarihe karıştı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile daha hızlı kararlar alınan bir sürece girdik. Tabi ki 25 yılda yapılan hatalar yok değil. İstanbul sözleşmesi gibi bir yanlışa girildi. Eğitimde çok sistem denendi. Buna benzer yanlışlar olsa da genel itibariyle ülkenin her alanda büyümesi, gelişmesi, uluslararası arenada itibarlı olması açısından önemli başarılar elde edildi. Önümüzde ki süreçte emekliler başta olmak üzere enflasyonun altında kalan kesimin kurtarılması, sanal medyanın yuttuğu çocukları kurtarmanın yolları, sosyal güvenlik sisteminde adaletin sağlanması bekleniyor. AK Partili yılların başaramadığı en önemli husus anayasa. Yeni anayasa artık gelmeli. Her ne kadar çok sayıda çalışma yapılsa da uzlaşma sağlanamadığı için bu darbe anayasasından kurtulamadık. Sistemi değiştiren, vesayetlerden kurtaran, şehirleri imar eden AK Parti umarım yakın zamanda bunu da başarır. Eyvallah…