Teknoloji Zenginleri Küresel Fakirliği Derinleşiyor
Teknoloji Zenginleri Küresel Fakirliği Derinleşiyor Son yıllarda küresel ekonomideki büyümeden en büyük payı alan kesimlerin niteliği değişmeye başladı. Üretim kaynaklı servet artışları ivme kaybederken; enerji, finans ve yapay zekâ tabanlı ileri teknoloji sektörlerinde oluşan büyük servet birikimleri, toplumsal gelir dağılımını tamamen çökermiş durumdadır. Bugün dünyanın en varlıklı 3 bini aşkın milyarderi büyük ölçüde bu sektörlerde yoğunlaşmış durumdadır. Özellikle son on yılda bu kesimin serveti olağanüstü bir hızla artarken, dünyanın yaklaşık 8,5 milyarlık nüfusu aynı ölçüde refah artışı sağlayamamıştır. Aksine artan hayat pahalılığı ve gelir eşitsizliği nedeniyle ekonomik açıdan daha kırılgan hâle gelmiştir. Böylece küresel servetin tamamına yakını küçük bir grubun elinde toplanmıştır. Finansal okuryazarlığın her geçen gün daha fazla önem kazandığı dijital ekonomik düzende, dünya nüfusunun önemli bir kısmı gerek bilgi eksikliği gerekse finansal imkânsızlıklar nedeniyle bu sisteme yeterince erişememektedir. Satın alma gücünü korumakta bile zorlanan geniş kitleler, dijital ekonominin sunduğu fırsatlardan yeterince yararlanamamaktadır. Hisse senetleri, yatırım fonları, teknoloji endeksleri ve diğer yüksek getirili yatırım araçlarının sağladığı kazançlardan mahrum kalan bu kesimler, enflasyon ve hayat pahalılığıyla mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Bu tablo, zaten bozuk olan gelir dağılımını daha da derinleştirmektedir. Ne yazık ki dünya servetinin giderek artan bir bölümü sınırlı sayıdaki çok zengin bireyin elinde toplanmaktadır. Örneğin ABD’deki bazı teknoloji şirketlerinin kurucularının kişisel servetleri, birçok ülkenin yıllık millî gelirini aşabilecek seviyelere ulaşmıştır. Bu yoğunlaşma yalnızca tüketim dengesini bozmakla kalmamakta; aynı zamanda fırsat eşitliğini zayıflatarak ekonomik kırılganlığı kalıcı hâle getirmektedir. Gelinen noktada asıl tartışılması gereken konu yalnızca ekonomik büyüme oranları değil, bu büyümeden gelir piramidinin en alt basamağındaki insanların ne kadar pay alabildiğidir. Üst gelir gruplarının hoyratça büyüdüğü, dar gelirli kesimlerin ise alım gücünün giderek zayıfladığı gelir adaletsizliğinin zirve yaptığı kapital bir vahşet dönemini yaşıyoruz. Maalesef son yıllardaki ekonomik büyüme teknolojik zenginlere refah, dünyanın geri kalanlarına ise fakirlik getirdi.