DOLAR : 46,693₺
EURO : 53,092₺
STERLİN : 62,078₺
GRAM : 6.126₺
ÇEYREK : 10.099₺
CUMHURİYET : 40.106₺
GREMSE : 99.391₺
Ali Ayvat

Ali Ayvat

Yazarlara git

Katılım Bankacılığında Büyük Birleşme

1 Temmuz 2026

Katılım Bankacılığında Büyük Birleşme Türkiye’nin dünya siyasetindeki artan etkisi, bulunduğu coğrafyada üstlendiği istikrar sağlayıcı rol ve Afrika başta olmak üzere farklı bölgelerde geliştirdiği karşılıklı kazanca dayalı ekonomik ilişkiler dikkate alındığında, katılım bankacılığı alanında ulaşılan seviyenin beklentilerin oldukça gerisinde kaldığı görülmektedir. Maalesef küresel katılım bankacılığından aldığımız pay, ülkemizin mevcut potansiyeline uygun değildir. Bugün faizsiz finans kurumlarının Türk bankacılık sistemi içerisindeki payı hâlâ yüzde 10 seviyesinin altında seyretmektedir. Bu tablo, yalnızca sektörel bir sonuç değil; aynı zamanda bugüne kadar bu alanda yeterli strateji ve politika üretilemediğinin de göstergesidir. Sorunun temelinde, finans sistemindeki bazı paydaşların faizsiz bankacılığa yönelik önyargılı ve arkaik bakış açılarından tam anlamıyla uzaklaşamamış olmaları yatmaktadır. Katılım bankacılığı uzun yıllardır yalnızca belirli kesimlere hitap eden alternatif bir model olarak değerlendirilmiş, bu nedenle sektörün küresel ölçekte sunduğu fırsatlar yeterince dikkate alınmamıştır. Oysa bugün faizsiz finans sistemi yalnızca dini hassasiyetlere dayalı bir tercih olmaktan çıkmış; risk paylaşımını esas alan yapısıyla uluslararası finans piyasalarının önemli bir unsuru hâline gelmiştir. Bu nedenle son dönemde gündeme gelen Ziraat Katılım, Vakıf Katılım ve Halk Katılım’ın tek çatı altında birleştirilmesi stratejik açıdan önemli bir adımdır. Böyle bir birleşme, hem yurt içinde hem de uluslararası piyasalarda daha güçlü bir marka oluşturulmasına ve katılım finans sektöründen daha fazla pay alınmasına katkı sağlayacaktır. Sektörünün büyüklüğü trilyonlarca doları aşmış durumdadır. Ancak bu pazarın kaymağı Körfez ülkeleri, Malezya ve bazı batılı finans merkezleri tarafından yenmektedir. Ülkemiz ise sahip olduğu tarihî, kültürel ve ekonomik avantajlara rağmen henüz bu pastadan arzu edilen ölçüde pay alabilmiş değildir. Bu nedenle söz konusu birleşme kararı, yalnızca kurumsal bir yeniden yapılanma değil, aynı zamanda Türkiye’nin küresel faizsiz finans ekosistemindeki konumunu güçlendirecek önemli bir hamledir. Birleşme sonrasında ortaya çıkacak güçlü sermaye yapısı; kaynakların etkin kullanımını, operasyonel maliyetlerin azaltılmasını ve daha kapsamlı finansman modellerinin geliştirilmesi mümkün kılacaktır. Ayrıca güçlü mali yapı sayesinde uluslararası fon temini kolaylaşacak ve küresel yatırımcıların sektöre olan ilgisi artacaktır. Şayet İstanbul Finans Merkezi’nin küresel faizsiz finansın önde gelen merkezlerinden biri olması isteniyorsa, kurumsal konumlandırmanın da bu şekilde tasarlanması gerekir. Ayrıca yönetim kadrolarının faizsiz katılım finansının temel ilkelerini benimsemiş, sektörü uluslararası ölçekte okuyabilen ve yenilikçi bakış açısına sahip kişilerden seçilmesi bu işin olmazsa olmazıdır. Ezcümle, dünya genelinde hızla büyüyen katılım bankacılığından Türkiye’nin aldığı pay; ekonomik kapasitesi, jeopolitik ağırlığı ve bölgesel gücüyle kıyaslandığında hiçbir şekilde yeterli değildir. Ziraat Katılım, Vakıf Katılım ve Halk Katılımın birleşmesiyle ortaya çıkacak yeni yapı, iyi yönetildiğinde Türkiye’nin en büyük katılım bankası olmakla kalmayacaktır. Aynı zamanda Türkiye’yi uluslararası faizsiz finans piyasalarında daha etkin ve rekabetçi bir konuma taşıyarak pazar payını büyütecektir.