DOLAR : 46,924₺
EURO : 53,448₺
STERLİN : 62,977₺
GRAM : 6.124₺
ÇEYREK : 10.100₺
CUMHURİYET : 40.111₺
GREMSE : 99.404₺
Ali Ayvat

Ali Ayvat

Yazarlara git

NATO zirvesi savunma sanayi ihracatını hızlandıracak

8 Temmuz 2026

NATO Zirvesi Savunma Sanayi İhracatını Hızlandıracak Amerika-NATO ilişkilerinin gerildiği bir dönemde Ankara’da gerçekleştirilen zirve, yalnızca güvenlik politikalarının ele alındığı bir toplantı olmanın ötesinde, üye ülkelerin savunma harcamalarının artırılmasına yönelik yeni bir yol haritasının da şekillendiği önemli bir organizasyondur. ABD Başkanı Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan saygısından dolayı zirveye katıldığını açıklaması; Türkiye’nin uluslararası siyasetteki gücünü teyit etmesi bakımından son derece önemlidir. Zirvenin ana gündemini savunma harcamalarının artırılmasına yönelik stratejinin oluşturacağı düşünüldüğünde, bu toplantı Türk savunma sanayi şirketleri açısından rüzgârın arkadan eseceği yeni bir dönemin başlangıcı niteliğindedir. Özellikle NATO üyesi Avrupa ülkelerinin artan savunma ihtiyaçları ve bu ihtiyaca cevap verecek uygun maliyetli, kaliteli üretim kapasitesine yeterince sahip olmamaları, tüm dikkatleri ülkemizin savunma sanayi şirketlerine çevirmiştir. Son yıllarda yaşanan çatışmalar, geleceğin savaş konseptinin tamamen değiştiğini açıkça ortaya koymuştur. Artık pahalı ve hantal savaş platformlarının, daha düşük maliyetli ve akıllı sistemlerle nasıl etkisiz hâle getirilebildiği, son dönemde yaşanan ABD-İran çatışmasında da net biçimde görülmüştür. Aslında bu dönüşümün ilk güçlü örneklerinden biri, Türkiye’nin geliştirdiği insansız hava araçlarının Azerbaycan-Ermenistan savaşındaki başarısıyla ortaya konmuştur. Ancak Batılı ülkeler uzun süre bunu kibirlerinden dolayı görmezden geldiler. Ülkemizin geliştirdiği insansız hava araçlarıyla dünya savunma pazarında önemli bir konuma yükselmesi, sektör açısından çığır açıcı bir gelişme olmuştur. Savunma sanayindeki bu dönüşümün; insansız deniz araçları, akıllı mühimmatlar, helikopterler, eğitim uçakları, tanklar ve savaş uçaklarıyla devam etmesi, ülkemize yönelik uluslararası ilgiyi daha da artırmıştır. Orta Doğu ülkelerinin savunma ihtiyaçlarını ülkemizden karşılamaya başlamasıyla ivme kazanan süreç, İspanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinden gelen siparişlerle devam etmiştir. Türkiye, savunma sanayinde Batılı ülkelerin korumacı yaklaşımının ötesine geçerek ortak üretime açık bir ülke olduğunu göstermiş, ticarette karşılıklı kazanımı önceleyen yeni bir model ortaya koymuştur. Bu yaklaşım, dünyanın birçok ülkesinin Türkiye’nin ürettiği savunma sistemlerine yönelmesine zemin hazırlamıştır. Artık sadece üreten değil, aynı zamanda teknoloji transferi gerçekleştiren bir ülke konumundayız. Tüm bunları değerlendirdiğimizde, NATO zirvesi siyasi açıdan önemli bir başarı hikâyesidir. Ancak daha da önemlisi, bu zirveyle birlikte Türk savunma sanayi şirketlerinin ulaştığı seviyenin yapılan anlaşmalarla tescillenmiş olmasıdır. Bu toplantının ardından savunma ihracatında rüzgârın ülkemizin arkasından esecektir. Bunun etkisi yalnızca savunma sanayiyle sınırlı kalmayacak; diğer sektörlerin ihracatında da çarpan etkisi oluşturacaktır. Bu da cari açığın azaltılması, istihdamın artırılması ve ihracat odaklı büyümenin hız kazanması anlamına gelmektedir. Ahir kelam; Ankara’daki NATO zirvesi yalnızca siyasi bir başarı olarak kalmayacak, aynı zamanda savunma sanayimizin büyüme hızını artıracak güçlü bir çarpan etkisi oluşturacaktır.