Son Dakika Haberler

Zehra Betül Şişman

Zehra Betül Şişman

​PKK ve Terörün Simulakr Medyatik Yüzleri

18 Haziran 2020
PKK kuruluşundan bu yana ulus ötesi ve çok katmanlı bir terör örgütü olagelmiştir. Örgüt Türkiye, Irak, Suriye ve İran coğrafyalarına yayılan üstlenmesinin yanında farklı uluslararası aktörlerle girdiği ilişkilerle de ulusötesi ve çok katmanlı bir karakter kazanmıştır. PKK bir yandan etnik ayrılıkçı terör örgütlerinin genel karakterlerini gösterirken diğer taraftan benimsediği Marksist-Leninist ideoloji ile yurt içinde ve yurt dışında çeşitli sol birey, örgüt ve kurumlardan destek görmüştür. PKK’nın bu karakteri örgütün iletişim stratejisine de yansımıştır. Marksist ideolojilerine gelince tam bir fiyaskodur. Abdullah Öcalan’ın 1978’de kaleme kaleme aldığı Kürdistan Devrimi Manifestosu’nu Karl Marx görse kendisine intihalden dava açardı o denli çakma…

PKK bir yandan doğrudan kendisi tarafından kontrol edilen veya kendisine müzahir olan medya organları eliyle propaganda yaparken öte yandan diğer medya organlarını araçsallaştırarak ana akımın sunduğu imkanlardan faydalanmaktadır. Gerek ulusal gerekse uluslararası basında PKK tarafından kullanılan, örgütün şiddet ve terör içerikli mesajını doğrudan veya çeşitli perdeler arkasından, kasıtlı veya kasıtsız olarak takipçilerine aktaran gazeteciler, kanaat önderleri ve medya organları bulunmaktadır. PKK birçok ülke ve uluslararası kuruluş tarafından terör örgütü olarak kabul edilmesine rağmen bu çok katmanlı ve ulus ötesi ilişkiler ve medya desteği sayesinde açıktan veya üstü örtülü desteklenmektedir. Desteklenen bu olgu ile tam olarak litaritürde dördüncü nesil savaş olarak nitelendirdiğimiz gri tonlu kaos oluşturulmaktadır. Medya aracılığı ile savaş ise günümüzde ajanların en başında gelmektedir. Oluşturulan simulark yansımada katledilen ve sürgün edilen bir kürt halkı çizilmektedir ki Avrupa bu konuda hayli ikna olmuş durumdadır. Ya da ikna olmak stratejik olarak işine gelmektedir. Gelelim PKK’nın postmodern yüzü olan medya ve medyatik yüzlerine…

PKK’nın propagandasında araçsallaş(tırıl)an medya organlarının incelendiğinde ilk olarak “uluslararası medya” ele alınmalıdır. Nitekim ABD, AB ve NATO gibi devlet ve organizasyonlar tarafından terör örgütü olarak nitelenen PKK özellikle son yıllarda Irak ve Suriye’de yaşanan krizlerle birlikte daha derin ve geniş yelpazeli bir soruna evrilmiştir. Gelinen noktada özellikle Rojava üzerinden terörle ilişkisi sorgulanan ve sıklıkla romantize edilen bu “taşeron” örgüt terörizmi küresel ve bölgesel hedefleri doğrultusunda “kullanan” Batı devletleri ve dolayısıyla medyası tarafından algısal düzeyde olumlulaştırılmıştır. Bu portreyi belirginleştiren BBC, CNN International, The Times, Washington Post, Wall Street Journal, New York Times, Independent, Telegraph, Guardian, Economist, Financial Times, France 24, Reuters, RT ve Spiegel gibi Batı menşeli uluslararası medya organlarına MİM koymak gerekir. Araçsallaştırılan medya bağlamında incelenen ve ulusal (sol ve merkez) medya başlığı altında toplanan ilişki raporun çerçevesi içindeki en esaslı parametrelerden biri olmuştur. Öyle ki düşünsel ve tarihsel farklılaşmalar gereği hiçbir şekilde birlikte hareket edemeyeceği düşünülen merkez ya da ana akım medyanın PKK’nın tasavvur ve tasvirinde incelenmeye değer benzeşmeler sergilediği göze çarpmaktadır. Bu noktada varlık köklerinin aksine irrasyonel ve faydacı biçimde PKK propagandasına hizmet eden bu medyanın terörizmi olumlamak ile devleti olumsuzlamak arasında salındığı belirtilebilir. İnternet üzerinden yayın yapan sitelerden dergilere, gazetelerden televizyon kanallarına, sivil toplum örgütlerinden sanatçılara geniş bir yelpazede ele alınmaya çalışılan meselenin buradaki alıcı kitlenin temel olarak Türkiye’de yaşayanlar olması nedeniyle çok daha ciddi ve etkili olduğu söylenebilir. Bu amaçla Cumhuriyet, Radikal, Evrensel, Bir gün, Diken, T24, Ötekilerin Postası, Bianet, Duvar, Özgürlükçü Sol, Sendika.org, Sosyalist Alternatif, Ayrıntı Dergi, Birikim dergisi ve İMC TV gibi “sol” yayın kuruluşları ile Hürriyet, Sözcü, CNN Türk, Kanal D ve Fox TV gibi merkez medya unsurları incelenmelidir. Sendikalara gelince (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu), KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu), TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği), TTB (Türk Tabipleri Birliği) ve Eğitim Sen (Eğitim Sendikası) gibi sivil toplum örgütlerinin yayın ve açıklamaları ele alınmalıdır. CHP ve HDP’li başkan ve milletvekillerinin de demeçleriyle pekiştirilen bu söylem analizi ayrıca Ceyda Karan’dan Cengiz Çandar’a, Şirin Payzın’dan , Banu Güven’e Ahmet Altan ve Can Dündar’a kadar geniş yelpazedeki medya karakterlerinin PKK bağlamındaki yaklaşımlarına yine kocaman birer mim konulmaldır.

Peki bu insanların söylem özgürlükleri ve demokrasi hakkındaki itiraz ve isyanlarını  nereye koyalım?

Konulacak bir yer yok ama biz yinede bu konuyu bir daha ki yazıda kaleme alalım, birazda karşılaştırmalı metin analizi yapalım. Yapalım ki tutsak olan satılık özgürlük anlayışları masum insanları haince tuzak kurarak öldürmeyi ve kendi halklarını tehtid etmeyi karşılıyor mu bir bakalım…
 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.