Dar Gelirli Kesim Refah Artışını Hissetmeli
Dar Gelirli Kesim Refah Artışını Hissetmeli Türkiye'nin kendi ekonomik yapısından kaynaklanan kronik problemler ve küresel çaplı krizlerin getirdiği zorluklardan dolayı arzu edilen fiyat istikrarı tam manasıyla sağlanamamıştır. Bu sebeple orta vadeli program çerçevesinde yürütülen dezenflasyon süreci üzerindeki yüksek enflasyon tehdidinden kaynaklanan sis bulutu hala tam olarak dağılmış değildir. Bulunduğumuz coğrafyada yaşanan tüm hercümerce rağmen Makro finansal parametrelerdeki iyileşmeler elbette ki takdire şayandır. Bu bağlamda cari açığın kontrol altına alınması, işsizlik sürecindeki düşüş, Merkez bankası rezervlerindeki artış, kredi risk priminin tarihin en düşük seviyesini görmesi, kur korumalı mevduatların (KKM) tasfiye sürecinin iyi yönetilmesi çok kıymetli ekonomik kazanımlar olmuştur. Ancak tüm saydığımız bu kazanımlardan beklenen refah artışı dargelirli kesimlerin mutfaklarında kâfi miktarda rahatlatıcı bir etki oluşturamamıştı. Maalesef para politikası öncelikli programların olumlu etkileri gelir piramidinin en tabanındaki kesimlere gecikmeli olarak yansırken; programın doğasından kaynaklanan tüm olumsuzluklardan da ilk önce bu kesimler etkilenir. Toparlayacak olursak 2026 yılı gıda, konut ve eğitim gibi arz yönlü politikaların daha fazla ön plana çıkarıldığı; toplumdaki dezavantajlı grupların refah artışını kendi hayatlarında hissedebildiği bir yıl olmalıdır. Mevcut programa olan güvenin devamı için dar gelirli kesimler refah artışını hayatlarında hissetmeliler.