Vasatlıktan Çıkış Nasıl Olur?
İnsanlar tabiatın bir parçasıdır.
Dolayısıyla insanı anlamak için tabiatı iyi gözlemlemek gerekir.
Karıncalar ve arılar gibi sosyal dokusu güçlü hayvanları incelediğimizde yukarıdan aşağıya, en zekiden geriye, en kabiliyetliden vasata bir hiyerarşi görürüz.
Tarihte kendini gösteren devlet ve milletler bu hiyerarşiyi tesis edebilmiş devlet ve milletlerdir.
Allah’ın insanlar içerisinde bazılarını “üstün yetenekli” yarattığı ve bu konuda bütün milletleri kapsayan bir adalet gözettiği kesindir.
Mesele o “üstün yetenekli” kişilerin etkin ve yetkin yerlerde değerlendirilmeyip değerlendirilmediğidir.
Hangi meslek grubu olursa olsun içinde bulunduğu vasatlığı aşabileceği tek yol kendi sistemini yeniden kurgulamasıdır.
Bir mesleği değerlendirirken asıl mesele o mesleği icra eden üst kesimde; işin künhünü anlayacak "zekâ ve kavrama" yeteneği olan ℅2,5 da olsa (zekât miktarı) bir topluluğun bulunup bulunmadığı meselesidir.
Toplumda ve bir meslekte vasatlığı aşmanın yolu işin başına belirleyici olarak zeki/üstün yetenekli insanları yerleştirmektir.
Sosyolojinin nasıl çalıştığında dair merhum M. Akif şu tespiti yapar:
“Hele sen bir yürü de
Ne koşamlar göreceksin sürüde”
Topluma “yürü” diyecek insanlar vasat insanlar değil; “üstün yetenekli” insanlardır.
Hayatın her bir alanında vasatlıktan kurtulmanın tek yolu şudur:
Türkiye'de her bir alan için yılda sadece 50 “özel öğrenci” nin kabul edildiği bir akademi olmalı.
Bu akademiye girmek için çok özel yetenekler belirlenmeli.
Burada eğitim verecek hocalar özel seçilmeli.
Buradan mezun olan öğrenciler özel ücretler, imkânlar ve yetkilerle donatılmalı.
Bunlar toplumda koç mesabesinde olmalı.
Vasat insanlar bu “özel yetenekli” insanlar tarafından sevk ve idare edilmeli.
Eğitim, DİB, İlahiyat v.b. alanlarda yapılan faaliyetler zaman zaman eleştirilmektedir.
Kendi alanım ilahiyat çalışmaları çokça gündeme getirildiği için bahsedeyim.
Dünya ve ahireti birlikte ele almak ve ona göre bir sistem kurmak yüksek bir zekâ, kavrama yeteneği, felsefi birikim ve derin bir tefekkür gerektiriyor.
Siz DİB ve İlahiyatlar için kuracağınız özel akademiye her yıl 50 “üstün yetenekli” öğrenci alın, kısa sürede işin rengi değişir.
Bu özel akademiler her meslek grubu için acilen kurulmalı.
Koçlar bu akademilerden yetiştirilip toplumun önüne konulmalıdır.
Aksi takdirde; bu yoğun vasatlıktan kurtulmamız imkânsızdır.