İslam’ı Zirveye Taşıyan Âlimler (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
Paylaş:
27 Nisan 2026
Geçen haftaki yazımızın başlığı “Mikro Asr-ı Sadetten Makro Asr-ı Saadete (7.Yüzyıldan 13. Yüzyıla) idi.
Yazımızda 7. Yüzyılda Mekke-Medine’de temelleri atılan İslam binasının 13. Yüzyılda en muhteşem haline nasıl kavuştuğunu ya da 7. Yüzyılda tohumları ekilen ürünlerin 13. Yüzyılda nasıl meyveye durduğunu anlatmıştık.
O yazımızda İslam Âlimlerinin müspet ilimlerde de açık ara en zirve eserler ortaya koyduğunu ifade etmiştik.
Bu yazımızda ise; o zirve eserler ve müelliflerine dair biraz daha geniş bilgi vererek konuyu daha anlaşılır kılmaya çalışacağız.
Evrensel bir formata kavuşan Hz. Muhammed (s.a.v.)’in uygulamaları ve O’nun en büyük mucizesi Kur’an-ı Kerim’in çerçevesini çizdiği İslam dini “tüm zaman ve mekânları kuşatacak” şekilde tamamlandı. (Maide, 5/3)
Madde-mana, beden-ruh, mülk-melekût bütün âlemleri saran bir geniş bakış açısı İslam’ın en belirgin özelliğiydi.
Peygamberlerin varisleri olan Müslüman âlimler Kur’an- Kerim ve Sünnet-i Seniyye ile sunulan bütün çekirdekleri özenle ektiler ve onlardan en mükemmel meyveler yetiştirdiler.
İslam’ın Altın Çağı oluşurken İslam âlimleri sadece Kur’an ve Sünnet ile yetinmemişler ulaştıkları coğrafyalardaki bütün dil, din ve kültürden “ilim müminin yitiğidir” anlayışıyla istifade etmekten ve onları yeniden yorumlamaktan geri durmamışlardır.
Özellikle Beytü'l-Hikme’lerle bu etkileşimi “özgün katkı ve yöntemsel çeşitlilik” anlamında kurumsal bir kimliğe dönüştürmeyi başarmışlardır.
Zaten zirve eser olmalarının arkasındaki sır budur.
Dünyadaki mevcut bilgiye ulaşmış ve onu zenginleştirerek ve uyarlayarak bambaşka bir seviyeye çıkarmışlardır.
Kadim eserlerdeki bilgisayar diliyle “kod”, sağlık literatüründe “kök hücre” leri almışlar ortaya yeni ve taze ürünler koymuşlardı.
Bazı isimler ve eserlerinden sadece İslam’ın altın çağına dikkat çekmek için bahsedeceğiz:
Ebû Hanîfe (767): Fıḳhü’l-ekber, Fıḳhü’l-ebsaṭ, Âlim ve’l-müteʿallim ve Risâle
Kindi (801): Dört Düzeyli Akıl, Bilişsel Terapi Öncülü, Müzik Psikolojisi
Belhi (850): Ruhsal Hastalıkların İlk Sınıflandırıcısı
Razi (854): Klinik Gözlem ve Ruhsal Tıp
Ahmed b. Hanbel (855): el-Müsned, Kitâbü’s-Sünne. İʿtiḳādü Ehli’s-sünne
Farabi (872): Mutluluk Teorisi, Sosyoloji, Erdemli Şehir ve Sosyal Psikoloji
İbn Miskeveyh (932): Ahlak Psikolojisi, Karakter Değişimi ve Terbiye
Mâtürîdî (944): Kitab’ut-Tevhid, Tevilat’ul-Kur’an
İhvan-ı Safa (10. yy.): Kolektif Bilgelik ve Gelişim Haritası
İbn Heysem (965): Deneysel Yöntem ve Top-Down Processing
İbn Sina (980): Uçan Adam, İç Duyular, Akıl-Kalp bütünlüğü ve Tıbbi Psikoloji
Bâkıllânî (1013): et-Temhîd, el-İnṣâf, İʿcâzü’l-Ḳurʾân ve el-Beyân
Yusuf Has Hacib (1017): Kutadgu Bilig, Dilin önemi ve Gelişim Psikolojisi
Gazali (1058): Ahlaki Psikoloji, Akıl-Kalp bütünlüğü ve Bilinç Fenomenolojisi
İbn Bacce (1085): Özerk Gelişim ve Toplumsal Uyumsuzlukların çözümü
İbn Tufeyl (1105): Hayy ibn Yakzan, Sezgisel ve Deneyimsel Öğrenme (Bu kitap İslam’ın altın çağında Müslümanların ada olarak tasvir edilen imtihan salonu dünyadaki ideal Âdem (insan) tipolojisidir. Batı tam 6 asır sonra 1719’da Daniel De Foe’nin Robinson Crusoe ile cevap vermeye çalıştığı hatta çirkin bir çakmasını yazdığı efsane eserdir.)
İbn Rüşd (1126): Aristoteles Yorumu ve Akıl Teorisi
Zemahşerî (1144): el-Keşşâf ve el-Mufaṣṣal
Sühreverdi (1154): İşrak Felsefesi, Akıl-Kalp bütünlüğü ve Bilinç Psikolojisi
İbn Arabi (1165): Vahdet-i Vücud ve Bütünleşik Benlik
Ahmed Yesevî (1166): Dîvân-ı Hikmet
Şems-i Tebrizi (1185): İlişkinin Dönüştürücü Gücü, Sezgi ve İşrak Yaklaşımı
Mevlana Celaleddin Rumi (1207): Ayrılık, Anlam ve Dönüşüm, Akıl-Kalp bütünlüğü
Konevi (1207): İbn Arabi Geleneğinin Sistematik Mimarı, Akıl-Kalp bütünlüğü
Hacı Bektaş-ı Veli (1209): Dört Kapı Kırk Makam, İslam’ın Halka indirilişi
İbn Teymiyye (1225): Bulġatü’s-sâġıb ve buġyetü’r-râġıb, et-Tefsîrü’l-kebîr
Yunus Emre (1238): Halk Psikolojisinin Ozanı, İslam’ın halka indirilişi
Sirâcüddîn Urmevî (1283): Leṭâʾifü’l-ḥikme, Meṭâliʿu’l-envâr ve Beyânü’l-ḥaḳ
İbn Haldun (1332): Asabiyet, Sosyoloji, Sosyal Psikoloji ve Meleke
13 asırdaki zirve dünyanın farklı coğrafyalarında farklı zirve devlet, devlet yöneticisi, âlimler, sanat eserleri, üniversite, şifahane, vakıflar, gönüllü kuruluşlar kısaca; bir köşe yazısına sığmayacak sayıda ürün vermiştir.
Hepsine misal olarak devlet Osmanlı, devlet yöneticisi Fatih Sultan Mehmet, üniversite Sahn-ı Seman Medresesi’ni versek kâfidir.
Ancak Sultan Mehmet’i Fatih yapanın savaş ve barışta sürekli cönkünde (çantasında) taşıdığı 4 zirve eser olduğunun altını çizmezsek olmaz.
Sultan Mehmet’i Fatih, Osmanlı’yı cihan devleti, Sahn-ı Seman’ı en iyi üniversite yapan İbn-i Sina’nın el-İşarat ve’t-Tenbihat’ı, Sühreverdi’nin Hikmet’ül- İşrak’ı, Gazali’nin Tehafüt-ü Felasife’si ve Konevi’nin Miftah’ul Gayb isimli eserlerdir.
21. Yüzyılda Müslümanlar olarak dünyaya bir şeyler söyleyeceksek ki; söylememiz din ve tarihimizin bize yüklediği bireysel bir sorumluluktur.
İslam’ın altın çağını çok iyi anlamamız ve o dönemi bu günümüze kaldıraç olarak kullanmamız gerekiyor.