Son Dakika Haberler

Yusuf Sayın

Yusuf Sayın

​GÖÇ, GÖÇMENLİK VE ‘TÜRKLEŞTİRME’ ÜZERİNE

12 Ağustos 2022
Geçici sığınma, iltica ya da göçmenlik... Adı ve statüsü ne olursa olsun çağımızın en önemli insani ve toplumsal sorunlarının başında göç olgusu gelmektedir. Ülkemiz de 2011 yılından bu yana göç ve göçe bağlı sorunlardan nasibini ziyadesiyle almış durumda. Soruna ilişkin çözüm arayışları ise ülke gündemini ziyadesiyle meşgul ediyor ve büyük tartışmaları beraberinde getiriyor. 

Çözüm arayışları noktasında geldiğimiz durumda ise en iyi çözüm yolunun Türkiye’deki göçmen nüfusun güvenli geri gönderimlerinin sağlanmasıyla makul bir seviye ve rakama indirilmesi olarak görünüyor. Türkiye’nin gelenek ve göreneklerine uygun metotlarla göçmenlerin, bilhassa genç sığınmacıların, adına “Türkleştirme” politikası diyebileceğimiz bir yaklaşımla bir nevi sosyal rehabilitasyon, entegrasyon ve yurttaşlık eğitimi süreçlerine alınmasının zaruri olduğu anlaşılıyor. 

Dünya’da Alman (Germanization), Rus (Russification) ve Çin (Chineseization) modelleri gibi pek çok örnek ülke uygulamalarına rastlanan milli kimlikleştirme programlarının Türkiye örneği olarak, Türkiye’de Selçuklu-Osmanlı-Türkiye tarihlerini, kültürünü, gelenek ve görenek, milli değer ve ananelere mütenasip bir şekilde insani ve İslami bir modelle ve perspektifle Türkleştirme programı ve politikalarının pratize edilebilmesi, göce bağlı sorunlarla mücadelede önemli bir adım olarak önerilebilir. Bu noktada Türk devleti ve toplumunun sığınmacı nüfusa kültür, gelenek ve medeniyet öğretmesinin elzem olduğu, aksi takdirse sonuçların sosyal kriz ve kriminal hadiseleri beraberinde getirebileceği söylenebilir. 

Son dönemlerde bir devlet politikası olarak sınırdışı işlemleri ve geri gönderilme uygulamalarının yoğunlaştığı görülüyor. Gönderilen veya ülkelerine sınırdışı edilen, bilhassa Türk güvenlik güçlerinin muhafazası altında bulundurduğu sınır ötesindeki bölgelere yerleştirilen göçmenlerin bile Türkleştirme olarak ifade edilen bir programa uygun şekilde iskân edilmesi ve donatılmasının zaruri olduğu görülüyor. Türkleştirme politikası, bilhassa göçmenlerin milli kimliklerinin dışa vurumunu teşkil eden kendi milliyetçi ve aşırıcı/radikal yaklaşımlarına karşı bir önleme veya pasifleştirme mekanizmasını da beraberinde getirecektir. 

Geleceğin Türkiye’sinde büyük nüfuz hareketleriyle adeta bir “göç mühendisliği” planıyla kuşatılmış; kendi aşırıcı perspektif ve inançlarıyla yoğurulmuş; Batı emperyalizmine büyük sempati besleyen; Türkiye’ye her hangi bir yolla ve maksatla gelmiş sığınmacı ya da göçmenlerin yol açacağı sosyal tansiyonlara, yol açabilecekleri tahribata karşı ancak İslam inancını ve milli gelenek ve göreneklerini kabullenerek yetişmiş, kendi vatanına sahip çıkan bir birleşik toplumsal zihniyet ve kimlikle mani olunabileceği söylenebilir. Bu da ancak İslam tarihi ve birikiminden süzülerek gelmiş bir düşünce ve inanç dünyası ile mümkün olacaktır. 

Son dönemde ülkemize geçimlerini idame edebilmek için çalışmak ve güvenli bir liman bulma gibi amaçlarla gelen Ukraynalı, Suriyeli, Afganistanlı ya da Orta Asyalı göçmenlerin milli ve manevi değerlere aykırı bir takım yaşam tarzları ve inançları olduğu, kendilerini kültürel olarak çeşitli şekillerde kamufle edebildikleri görülüyor. Ülkemizde yaşanan göçe bağlı sorunların da bu noktada Türkiye’nin kodlarına karşı samimi davranmamak ve birlikte yaşama kültürüne uygun olmayan davranışlarda bulunmaktan kaynaklandığı ifade edilebilir. Müslüman nüfusumuz, bu gibi yaklaşımlardan devletinin ve milletinin bekasını korumak mecburiyetinde olduğunu görmelidir. 

Bu noktada net olarak ortaya çıkan şey; Türkiye’nin, vatandaşları açısından Tek ve Son vatan olduğudur. Ülkemizin bir büyük sıkıntı ile karşılaşması durumunda vatandaşlarımızın gidebileceği ya da dünyada kabul edilebilecekleri bir başka ülke bulunmadığı, son yıllarda daha açıkça şahit olunan Türkiye karşıtı yaklaşımlarda net bir şekilde görülmektedir. Bu noktada vatandaşlarımız da göç gibi milli meseleleri tüm politik hesapların üzerinde görerek, Vatanını gelecek evlatlarına sulh ve selamet içinde baki kılmanın önemini kavramalıdır…

Bu vesile ile Konhaber ve Yeni Konya Gazetesi ailesine katılmaktan büyük bir kıvanç duyduğumu ifade etmeliyim…  Tüm okurlarımıza merhabalar demek istiyorum. Teşekkür ederim.


 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  • KEMAL TÜRK

    NASIL BİR ZİHNİYETLE ASİMİLASYONU SAVUNABİLİYORSUNUZ AKLIM ALMIYOR. YILLARCA BARBAR KAVİMLERİN YAPAGELDİKLERİNİ BİZLERE YAKIŞTIRMANIZ, ÜZÜLEREK İFADE EDİYORUM Kİ ÇOK ACI OLMUŞ. ECDADIMIZ, KİMSENİN KİMLİĞİNİ YOK ETME ÇABASINA ASLA GİRMEMİŞTİR. NASIL DOĞU TÜRKİSTANA, KEŞMİRE, AFRİKAYA UYGULANAN ASİMİLASYONA KARŞI İSEK ÜLKEMİZDEDE BAŞKALARINA ZÜLÜM UYGULANMASINA AYNI ŞEKİLDE KARŞIYIZ. YETERKİ ADALETLE HÜKMOLUNSUN. NE OLURSAN OL YİNE GEL, DİYEN MEVLANA NIN HEMŞEHRİSİ OLARAK KALABİLMEK TEMENNİSİ İLE...

    • Cevapla
    • Begen (1)
    • Begenme (1)
  • Mesut Çelik

    Hocam yazınızı ilgi ile okudum. Şahsım adına konuşuyorum. Ülkemizin bir sıkıntı ile karşılaşacağı durumda vatandaşlarımızın kabul edilebileceği bir yer yok diye belirtiyorsunuz. Bizim de evelallah gitmek gibi bir derdimiz yok öncelikle. Rabbim göstermesin ama Nasıl ki Çanakkale\'de dik durduk.Nasıl ki 15 temmuzda tankın önünde durduk. Bu milli ruh bizim kanımızda genimizde olduğu müddetçe ölürsem Şehit kalırsam gazi diyenler asla başka bir ülkeye gitmeyi düşünmediler düşünmüyorlar ve ben de düşünmüyorum....

    • Cevapla
    • Begen (3)
    • Begenme (0)
  • Rıdvan TETİK

    Değerli kardeşim mükemmel bir analiz.Bambaşka hatta bu güne kadar hiç irdelenmeyen konuları bir çırpıda anlatmışsın.Bu büyük bir birikimin dışa vuruşu olarak görüyorum. Rabbim yolunu açık etsin.

    • Cevapla
    • Begen (0)
    • Begenme (0)
X
Yorum Yazma Sözleşmesi
“Sayfamızın takipçileri suç teşkil edecek, yasal olarak takip gerektirecek,hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, müstehcen, toplumca genel olarak kabul görmüş kurallara aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde hiçbir yorumu bu web sitesinin hiçbir sayfasında paylaşamazlar. Bu tür içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk yorumu gönderen takipçiye aittir. KONHABER yapılan yorumlar arasından uygun görmediklerini herhangi bir gerekçe belirtmeksizin yayınlamama veya yayından kaldırma hakkına sahiptir. Konhaber başta yukarıda sayılan hususlar olmaz üzere kanun hükümlerine aykırılık gerekçesi ile her türlü adli makam tarafından başlatılan soruşturma kapsamında kendisinden Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 332.maddesi doğrultusunda istenilen yorum yapan takipçilerine ait ip bilgilerini ve yapmış olduğu yorumları paylaşabileceğini beyan eder ”
Türkçe العربية English