GAZZE, MEKKENİN FETHİ ÖNCESİ DÖNEMİ YAŞIYOR
Dünya’nın birçok yerinde şu an kan ve gözyaşı hâkimdir. Sömürü ile elde ettikleri maddi gücü elinde bulunduran Siyonist, emperyalist zalimler; kudurmuş köpek misali her tarafa saldırmaya işgal etmeye devam etmektedirler.
Gazze, Mekke’nin Fethi öncesi dönemi yaşamaktadır. 628 Yılında Kâbe’yi tavaf amacıyla ashabıyla Medine’den Mekke’ye giden Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) Hudeybiye bölgesinde durdurulmuşlar ve Müşriklerle Hudeybiye Antlaşmasını imzalamışlardır. Antlaşma maddeleri Müslümanların aleyhine hükümler içerse de iki yıl sonrası Mekke Fethedilmiştir. Geçtiğimiz yıl yapılan antlaşma şartlarını Siyonist İsrail her defasında sabote edip zulmüne devam etmektedir. Antlaşma şartlarına Gazze’liler Rol model Peygamberimizin uyduğu gibi uyup sadakat göstermekte, bu husustaki basın açıklamalarında da net belirtmektedirler. En doğrusunu Allah (c.c.) bilir. Hudeybiye antlaşmasından iki yıl sonra nasıl Mekke Fethedilmişse, çok yakın gelecekte de Siyonist İsrail durdurulacak Başkenti Kudüs olan Özgür Filistin Devleti kurulacaktır.
Yapılan haklı mücadelelerin sonucunda çekilen çok büyük sıkıntılara rağmen rol model Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)’in önderliğinde Sahabelerin öz verili direnişi sonucunda; Mekke Fethedilip sonrasında nasıl ki adalet sağlanmış herkes huzur ve mutluluk içinde yaşamışsa, aynı ruh ve anlayışla bütün zalimlere yaptıkları zulümlerin hesabı inanıyorum ki yakın gelecekte Türkiye’mizin önderliğinde sorulacak ve dünyaya İslam hâkim olacaktır.
Siyonist Yahudiler Allah tarafından kendilerine vadedilmiş topraklar anlamına gelen ‘Arz-ı Mevûd’ u gerçekleştirmek için Filistin’de, Suriye’de, Irak’ta, Lübnan ve birçok yerde kan ve gözyaşını oluşturmaktadır. Aslında nihayetinde erişip almak istedikleri de Ülkemiz Türki’yedir. 15 Temmuz 2016’da işgal etmek istediler hamdolsun Milletimiz birlik olup izin vermedi bundan sonrada İnşâAllah zalimlere geçit vermeyecek.
Bazı satılık içimizdeki hain kafalar inkâr etse de bahsettiğim tehlike göz göre göre gelmektedir. Son dönemde yaşanan olaylar göstermiştir ki artık bu işin bir şakası, şakaya gelir tarafı kalmamıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı yapmış olan Rice, resmen alenen 22 (yirmi iki) İslam ülkesinin siyasi haritasını değiştirmek istediklerini yıllar öncesinde açıklamıştır. Bugün yaşananlar da bunun açık bir göstergesidir. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır Büyük Orta Doğu Projesinin savaş yoluyla kanla ve kanlı katliamlarla uygulanacağı kesinlik kazanmıştır.
Siyonist İsrail, emperyalist Amerika ve bazı Avrupa Ülkeleri’nin desteğini aldığı için hiç çekinmeden topraklarını işgal ettiği Filistin’in halkına kadın, çocuk, yaşlı, sivil diye ayırt etmeden yetmiş sekiz yıldır her türlü zulmü yapagelmiş, bugünlerde bu zulümlerini daha da artırmışlardır. Zalimler; zulümlerini devam ettirmekte, insanları öldürmekte, sürgün etmekte, yakıp, yıkmakta ve soykırım uygulamaktadırlar. Suriye, Irak, Myanmar Doğu Türkistan, Filistin, Mısır, Afganistan, Pakistan, Libya, Yemen v.b. ülkelerde zalimlerin yaptıklarını görüyoruz.
Gazze’li mücahitlerin samimiyeti, tevekkülleri insanlığını kaybetmemiş olan vicdanlarda yankılanmaktadır. Amerika’da, Avrupa da dünyanın birçok yerinde Devletlerinden, Hükûmetlerinden, İnançlarından bağımsız olarak yürüyüşler yapıp Gazze’ye destek verenler her geçen gün artmakta, hatta İslam’ı araştırıp Müslüman olanlar Milyonları bulmaktadır. Şu an da dünyada yaşananların savaşın hazırlık aşamasını oluşturduğunu çok net görüp anlıyoruz. Yakın gelecekte olacağını tahmin ettiğimiz savaş içinde her Ülkenin kendini savunma hazırlığı yaptığı gibi Türkiye’mizde gerekli hazırlıklarını yapmaktadır.
Hristiyanlık ve Musevilikte Armageddon Savaşı, Müslümanlarda ise ‘Melhâme-i Kübra’ Savaşı inançları vardır. Temel farkları olmakla beraber bazı benzer yönleri de vardır. Yahudiler ve Evanjelikler; bir yanda kendileri, karşılarında ise diğer inanç grupları ile karşılıklı yapılacak bir savaş olacağına inanmaktadırlar. Yahudiler ve Evanjelikler bu savaşı kazanacaklarına inanırlar. Esasında Yahudilerle Hristiyanların geçmişte çok büyük mücadeleleri, savaşları olmuştur. Evanjelikler; Siyonist Yahudiler Allah’ın kendilerine vadettiği toprakları ele geçirmelerinden kısa süre sonra kendilerinin yenidünya düzenini kuracaklarına inandıklarından destek verip sonrasında kendi emellerine kavuşma hayali peşinde koşmaktadırlar.
İslami Direniş Hareketi HAMAS Yetkilileri tarafından yapılan Basın Açıklamasında: “Hamas Hareketi ve Filistinli gruplar, ateşkes antlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasını tamamlamak için müzakere süreci ve arabulucuların önerileri karşısında sorumlu ve olumlu bir şekilde hareket etmiş, Filistinli gruplar arasında ulusal mutabakatla, ortaklık ve sorumluluk ruhunun tecelli ettiği bir süreç yaşanmıştır. Bu, halkımızı koruma, insani ihtiyaçlarını karşılama ve ulusal haklarını koruma konusundaki hassasiyetimizden kaynaklanmaktadır. İşgalin öldürmeyi durdurma ve saldırılarına son verme taahhüdü, uygulamaya devam etmek ve üzerinde mutabık kalınan hususlar için çerçeve ile zaman çizelgesini belirlemeye başlamak için temel giriş ve ilk adımdır. İkinci aşamanın uygulanmasının, işgalin birinci aşamanın tüm hükümlerini yerine getirmesine bağlı olduğu vurgulanmaktadır.
Ağır silah dosyasının anlaşma çerçevesine dahil edilmesine yönelik onay, her türlü saldırganlığın durdurulması, Gazze Şeridi'nden çekilme, erken iyileşmenin sağlanması, idari komitenin girişi, uluslararası koruma güçlerinin konuşlandırılması, işgal tarafından oluşturulan silahlı çetelerin ve milislerin çözülmesi, yeniden imar, kendi geleceğini tayin hakkının garanti altına alınması, bağımsız Filistin devletinin kurulması ve vatandaşların haklarının korunması şartlarına bağlanmıştır. Hamas Hareketi ve Filistinli gruplar, Gazze Şeridi'ndeki direnişçi halkımıza ve insanlarımıza selam ve takdirlerini sunar, halkımız ve tüm haklarını korumak için bu yolda birlikte çalışmaya devam edeceklerini teyit ederler.”
Hamas ’ın, Kassam Tugaylarının yapılan antlaşma şartlarına uymalarına, uyarılarına rağmen henüz birinci aşaması gerçekleşmemiştir. Barış şartları oluşturulmaz ve bu hainlik devam ederse bu dafa geri dönüşü olmayan ve Siyonist İsrail’in tarih sahnesinden silinmesinin kaçınılmaz olacağını düşünüyorum. Siyonist İsrail yapılan antlaşmalara riayet etmeyip zulümlerine devam etmekte işgallerine devam etmektedir. Zalimlere karşı koyan, mazlumlara kucak açıp destekleyen öncü hep milletimiz olmuştur. Birlik ve beraberliğimizi, dün olduğu gibi bu günlerde de koruduğumuz sürece zafer bizlerin olacaktır. Rabbimiz, Zalim Siyonist İsrail ve destekçilerinin yenildiği mazlumların muzaffer olduğu günleri en yakın zamanda lütfeylesin. Soykırımcı Netanyahu zaliminin sonu yaptıkları zulümlerde boğulmak olacaktır. Eninde sonunda hesap verecek bedelini hem dünya da hemde âhirette mutlaka ödeyecektir. İnsanlık, Filistinlilerin yanında duracak. Filistinlileri yok edemeyecekler…
Rabbimiz, her birimize adaletli olmayı ve zalimlerle mücadele ederek zafere kavuşmayı nasip eylesin. Mazlumların muzaffer olduğu günleri en yakın zamanda görmemiz duası ile sıhhat ve afiyetler dilerim.