DOLAR : 45,865₺
EURO : 53,267₺
STERLİN : 62,046₺
GRAM : 6.766₺
ÇEYREK : 11.091₺
CUMHURİYET : 43.862₺
GREMSE : 109.484₺
Ömer Lütfi Ersöz

Ömer Lütfi Ersöz

Yazarlara git

Kurban ve Sadakat

25 Mayıs 2026

Kurban; sadakat göstererek takva ile Allah (c.c.)’ın rızasını kazanmaya çalışıp yaklaşmak gerekir. Kurban;
İbrahim’i bir sadakat, İsmail’i bir teslimiyet ve Muhammedî bir muhabbetin ortaya konması demektir. Kurban;
İhlâsımızı, samimiyetimizi, sadakatimizi ve teslimiyetimizi gösterir. İnsanlıkla yaşıt en eski, ama eskimeyen, her yıl
yenilenen, Allah (c.c.)’ın Rızasına eriştiren bir ibadettir. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Aslolan insandır. İnsan, Allah
(c.c.)’ın halifesidir. Rabbimiz, merhametinden dolayı evlatlarımızın Kurban edilmesi yerine şartlarını taşıyan
hayvanların kesilmesini emretmiştir.
Kurban; sözlükte ‘yaklaşmak’ Allah (c.c.)’a yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelmektedir. İslami bir
terim olarak ise Kurban; ibadet maksadıyla belirli şartları taşıyan hayvanı, Allah (c.c.)’a yaklaşmak amacıyla kurban
bayramı günlerinde usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.
Rabbimiz, Kurban keserek yoksul ve düşkünleri gözetmeyi her birimize lütfeylesin. Kurban İbadeti, cimriliğimizi
tedavi ettiği gibi, cömert olmamızı sağlar. İhtiyaç sahiplerini düşünüp yardım etme duygusuna sahip olmamızı
sağladığı için, merhamet duygumuzu coşturur. Vermeyi, paylaşmayı, gerçek anlamda gönülden yaşamamıza
imkân sağlar. Kurbanımızın etinden, ihtiyaç sahiplerine verdikçe, çok özlü ve önemli duâlar almamız kaçınılmaz olur.
Malumunuz önümüzdeki salı günü arife, Çarşamba günü de Kurban Bayramının birinci günüdür. Teşrik tekbiri; arife
günü sabah namazında başlar ve dördüncü bayram ikindi namazı sonrası dâhil olarak 23 (yirmi üç vakit), “Allahu
Ekber, Allahu Ekber, La ilahe illallahu Vallahu Ekber, Allahu Ekber ve Lillahilhamd” denilerek ikmal edilir. Arife,
bilinen gün anlamına gelmektedir. Bayramı müjdeleyen, bayramdan önceki gündür. Arife, Bayram ve fırsat
bulduğumuz zaman dilimlerinde kabirleri ziyaret edip, çokça tefekkür etmeliyiz. Kabir ziyareti, insanlara âhireti
hatırlatır. Bu ziyaretler vesilesi ile bir gün mutlaka öleceğimizi hatırlamış oluruz. Bu hatırlama aslında hayatımızı
daima İslâm esaslarına göre yaşamamız gerektiğini de beraberinde getirir. Dünyanın imtihan yeri olduğu, dolayısı ile bu
imtihanda mutlaka başarılı olmamız gerektiği anlayışı bizlerde hâkim olmalıdır. Aslında ölüm, dinimize göre bir yok
oluş değil, gerçek manada ebedi var oluşun başlangıcıdır.
Hz. Âdem (a.s.)’ın çocukları Habil ile Kâbil, Allah (c. c.)’a birer kurban takdim ederler. Kâbil’in kurbanı reddedilir
ve Habil’inki kabul olunur. Bu olay Kuran-ı Kerîm de şöyle anlatılır: “Onlara, Âdem'in iki oğlunun haberini gerçek
olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti.
(Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), ‘Andolsun seni öldüreceğim’ dedi. Diğeri de ‘Allah
ancak takvâ sahiplerinden kabul eder’ dedi. Kutsal Kitabımız Kuran-ı Kerîm, takva sahibi olan bir gönül üzerinden
bir başka kurban kıssasını anlatır: Uzun yıllar evlat hasretiyle yanıp tutuşan Hz. İbrahim(a. s.), Allah (c. c.)’ dan bu
hasretin bitmesini ister. Hz. İbrahim (a. s.)’ın duasını Allah (c.c.) kabul buyurmuş, Salih bir evlât lütfetmiştir. Hz
İbrahim verdiği söz gereği evlâdını kurban etmesi gerekmektedir. Bu husus Kur’an-ı Kerîm de şöyle ifade
buyrulmaktadır: “Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı
görüyorum; bir düşün, ne dersin? Dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşâAllah beni
sabredenlerden bulursun, dedi. Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir
nam) bıraktık: İbrahim'e selam! Dedik. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o, bizim Mü’min kullarımızdandır.”
(Saffat Sûresi âyet:102,111).
Âyet-i Kerîme de: “Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvânız ulaşır. Sizi
hidayete erdirdiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey
Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!”(Hac Sûresi âyet:37) buyrulmuştur. Bu âyet, genel olarak bütün
ibadetlerde iyi niyet ve ihlâsın gerekliliğini ortaya koymaktadır. Anlaşılıyor ki, ibadetlerimizde bizi Allah rızasına
ulaştıracak olan temel unsur, kalplerimizin takvası, yani bu ibadetleri, gösterişten uzak olarak sırf Allah rızası için
yapma çabasıdır. Nitekim Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s.) bir hadislerinde; “Ameller niyete göredir. Herkes
sadece niyetinin karşılığını alır…” (Müslim, İmâre, 155, Buhârî, Bedü’l Vahy, 1) buyurmuşlardır.
Zaman zaman hayvanların kesilmesine itiraz edip karşı çıkan İslam düşmanları, kasaptan et alıp rahatlıkla
yemektedirler. Kasaptan aldıkları etleri yerken merhamet duygularını göremediğimiz bazı kişilerin kesilen Kurban
vesilesiyle hayvanların kesilmemesini savunup merhametli kişiler olarak ortaya çıkmaları riyakârlıklarının bir
sonucudur. Doğrudan İslam’a saldıramadıkları için İslam’ın emirlerine saldırıp haramları savunarak hainliklerini
göstermektedirler. Hak batıl mücadelesi ilk insanla başladı, kıyamete kadar da devam edecektir. Biz Mü’minler
insanların ne dediğine değil Allah ve Resulü ne diyor neyi emredip neyi yasaklıyor ona bakarız.
Arife günümüzü, kurban bayramımızı kutlar, zalimlerin zulümlerinin son bulduğu, Gazze’li, Doğu Türkistanlı ve
bütün mazlumların her birinin en yakın zamanda muzaffer olmasını Allah (c.c.)’tan niyaz eder, sıhhat ve afiyetler
dilerim.