DOLAR : 46,181₺
EURO : 53,295₺
STERLİN : 61,749₺
GRAM : 6.486₺
ÇEYREK : 10.686₺
CUMHURİYET : 42.030₺
GREMSE : 104.912₺
Ömer Lütfi Ersöz

Ömer Lütfi Ersöz

Yazarlara git

BİD’AT VE HURÂFELERİN KÖKENİNDE CEHALET VE İHANET YATMAKTADIR

8 Haziran 2026

     Müslüman’ın iki ana kaynağı, Kur’an ve sünnettir. Kur’an ve sünnette belirtilen emirleri yapıp, yasakladığı konulardan da uzak durup güzel ahlâk sahibi olarak hayatını yaşayan Müslümanlar gerçek kurtuluşa ererler. 
     Edille-i Şer’iyye, İslam dininde İbadet, ahlâk ve hukukla ilgili kuralların yani şer’î hükümlerin dayandığı temel kaynaklar ve deliller anlamına gelmektedir. Kelime anlamı Şer’î deliller olup, İslam fıkhında dini ve ameli hükümlerin çıkarıldığı dört temel kaynağı ifade etmektedir. Kur’an, Sünnet, İcmâ ve Kıyas-ı Fukahadır. Kur’an ve Sünnette var olan kesin hükümlerle alakalı Âlimlerim İcmâ’ları bulunmaktadır. İslâm hukukuna bütün yönleriyle hâkim olan Fıkıh Âlimleri Müçtehitlerin hakkında kesin olarak âyet; hadis bulunmayan konularda, bu yeni meselenin hükmünü aralarındaki ortak özelliklere yani illete dayanarak hükmü Kur’an ve Sünnet’te açıkça belirtilen bir meseleye benzeterek çözmelerine Kıyas-ı Fukaha denilmektedir.
     İslâm dininin sahibi olan Allah (c.c.), Kur’an’ı gönderirken Peygamberini de, İslâm’ın insanlar tarafından nasıl yaşanacağını göstermesi için görevlendirmiştir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s), numune- i imtisal, rol model gönderilmiştir. Sünnet, Kur’an’ın insan yaşamına formüle edilmiş biçimidir. 
     Bid’at ve hurâfelerle mücadele çok önemlidir. Müslüman; İslâm dininin özüne, ana kaynaklarına aykırı olan her şeyi, kimden kaynaklanırsa kaynaklansın, reddetmelidir. Müslüman; Kur’an ve Sünnet’e uygun bir hayat yaşadığı sürece, bid’at ve hurâfelerden gereği gibi kurtulmuş ve korunmuş olur. Bid’at; icat olunan, sonradan ortaya çıkan anlamına gelmektedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) ve Asr-ı saâdetten sonra ortaya çıkan, şer’i bir delile dayanmayan inanç, ibadet, fikir, tutum ve davranışlar için kullanılan bir dini terimdir. Kısacası; Kur’an ve Sünnet’teki emir ve yasakların azaltılıp çoğaltılması şeklinde orijinallerinin değiştirilip yanlış uygulanması diyebiliriz. Müslümanların kesinlikle bid’at ve hurâfelerden uzak durarak, İslâm’ın emir ve yasaklarına sadık kalarak bir hayat yaşamaları emredilmiştir.
    Hurâfe sözlükte; bunamak, anlamına gelen haref kökünden türemiş bir isim olup hakikate, akla aykırı olan aldatıcı söz, uygulama diyebiliriz. Hurâfe (batıl inançlar); dinimiz İslam ile ilgisi, alakası bulunmayan, birtakım yanlış görüş, inanış ve uygulamalara verilen isimdir. İslâm dininin ana kaynakları Kur’an ve Sünnet/Hadis’te bulunmayan ancak Kıyas’ın dışında farklı yollarla sonradan Müslümanların hayatına katılıp kabul edilen söz, düşünce ve davranışların bütünüdür. Hurafelerin kimi kasıtlı olarak, kimi de bilgisizlikten kaynaklanarak toplumumuzda maalesef yer bulmuştur. Örnek vermek gerekirse; Türbe bez bağlamak, oralarda dilek tutmak v.b. gibi.
     İslâm; bid’at ve hurâfeleri reddeden, Kur’an ve Sünnet merkezli bir hayat yaşanmasını emreden evrensel bir dindir. Âyet-i Kerimede; “Şüphesiz bu (İslâm), benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.”  (En’âm sûresi âyet:153) buyrulmuştur. Kuran-ı Kerîm’in ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Sünnetleri ile belirttiği hak yoldan ayrılmamak gerekir.
     Bir hadis-i şerifte; “Her kim bizim bu işimizin (Dinimizin) içine ondan olmayan bir şeyi yeniden sokarsa, o yapılan merduttur, başına çalınır.” (Riyâzüs Sâlihin, C.1,No.168) buyrulmuştur.
     Bid’at ve hurâfeler;  İslâm’ın, farklı sosyal, kültürel yapıya sahip olan toplumlar arasında yayılması sonucunda ve de art niyetli kişilerin, kasıtlı olarak uygulamalarından doğmuştur. Yani;  Bid’at ve Hurâfelerin kökeninde ya cehalet ya da ihanet yatmaktadır. Bid’at’ın kapsamının sadece dini konularla sınırlı olduğu hususunda, İslâm âlimlerinin görüş birliği mevcuttur. Bu sebepledir ki, inanç ve ibadet hayatının dışında kalan yenilikler bid’at kapsamına girmezler. Çünkü itikat ve ibadet konuları, vahiy mahsulü olup, eksiltilip, artırılması, kısacası değiştirilmeden kabul edilip uygulanması gereken ana unsurlardır.
     Bid’at ve hurâfelerle mücadele çok önemlidir. Her türlü bid’at, hurâfe,  batıl inançlar, İslâm’ın özüne aykırıdır. Elimizde, Kuran ve sağlam hadis kaynakları mevcuttur. Bu ana kaynaklardan gereği gibi beslenip, toplumumuzu aydınlatan, özüyle sözü, yaşantısı uyumlu olan güzel ahlâk sahibi âlimlerimizin ilimlerinden yararlanarak, hayatımızı, bid’at ve hurâfelerden uzak, İslâm’a uygun bir şekilde yaşamalıyız. Gerçek anlamda kurtuluşu ancak bu şekilde elde edebiliriz.
     Rabbimiz, bid’at ve hurâfelerden uzak durarak, Kur’an ve Sünnette emredilenlere uygun güzel bir hayat yaşayıp, kurtuluşa eren Mü’minlerden olmamızı her birimize nasip eylesin. Sıhhat ve afiyetler dilerim.