Son Dakika Haberler

Ömer Lütfi Ersöz

Ömer Lütfi Ersöz

​İslam maddi ve manevi yardımlaşma dinidir

20 Nisan 2021
İslâm; maddi ve manevi yardımlaşmayı emreder. Nerede bir ihtiyaç sahibi Müslüman kardeşimiz var ise, gücümüz yettiğince onlara mutlaka maddi ve manevi destek olmalıyız. İhtiyaç sahibi kardeşlerimizin yaralarına merhem olmak için, Zekât, Fıtr Sadakası (Fitre), Fidye, İnfak gibi maddi yardımları en yoğun olarak yapmalı, ayrıca duâlarımızla manevi desteğimizi zirveye çıkarıp, kendimizin ve sevdiklerimizin kurtuluşlarını sağlamak için çalışmalıyız. Maddi ve Manevi yardımlaşmalarımız sonucunda, kardeşlik duygularımız kuvvetlenir, zenginle fakir arasındaki kaynaşma sağlanır, sonucunda dünya ve ahiret huzur ve mutluluğu elde edilir.

İslam’ın beş temel şartından olan Zekât, yardımlaşmanın ana omurgasını teşkil etmektedir. Zekât’ın kelime anlamı; temizlemek, arıtmak, bereketlendirip çoğaltmaktır. Dini terim olarak anlamı ise; nisap miktarı zenginliğe sahip olan Müslüman’ın Kur’an ve Sünnette emredilen şekliyle ihtiyaç sahiplerine vermesidir. Zekât, bedenimizi ruhumuzu temizlediği gibi mallarımızın da temizlenerek, bereketlenip çoğalmasına vesile olur. Maddi ve Manevi yardımlaşma duygumuzu her zaman diri ve taze tutup yerine getirerek Rabbimizin rızasını kazanıp gerçek anlamda kurtuluşa erenlerden olmak için çalışmalıyız. Zekâtı emreden birçok âyet-i kerime vardır. Bu ayetlerden birkaçını aktarmak istiyorum: “İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât veren var ya, onların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.” “İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah’ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözünü yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Muttakiler ancak onlardır!” “Eğer sadakaları (zekât ve benzeri hayırları) açıktan verirseniz ne âlâ! Eğer onu fakirlere gizlice verirseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır. Allah da bu sebeple sizin günahlarınızı örter. Allah, yapmakta olduklarınızı bilir.” (Bakara Sûresi âyet:277, 177, 271) Zekât: Tevbe süresinin 60. ayetinde belirtilen kimselere verilir. Fakirlere (nisap miktarı malı olmayan), yoksullara (hiçbir şeyi olmayan) borçlulara (borcundan fazla nisap miktarı mala sahip olmayanlar), kölelere (hürriyetlerine kavuşturmak için), kalpleri İslâm’a ısındırılanlara, zekâtı toplayan görevlilere, yolculara, (memleketinde malı, parası olduğu halde yolda parasız kalan, elinde bir şey bulunmayan kişilere memleketlerine gidecekleri kadar zekât verilebilir) Allah yolun da mücadele eden, kendini ilme vermiş kimselere verilir.

İnfak; Allah (c.c.)’ın hoşnutluğunu elde etmek amacıyla kişinin kendi servetinden harcaması, muhtaçlara aynî ve nakdi yardımda bulunması demektir.Yardımlaşma konularındaki bazı âyet-i kerimelerde: “…Siz hayra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe Sûresi âyet: 39) “Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça ‘iyi’ye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir.” (Âl-i İmran Sûresi âyet:92) “Onlar (O kullar), İnfak ettikleri (harcadıkları) vakit israf etmezler, cimrilik de etmezler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.”(Furkan Sûresi âyet:67) “Yine sana iyilik yolunda ne infak edeceklerini (harcayacaklarını) sorarlar. ‘İhtiyaç fazlasını’ de. Allah size âyetleri böyle açıklar ki düşünesiniz.”(Bakara Sûresi âyet:219) 

Sadaka; sözlükte, ‘haber, gerçek olmak;doğruluk’ gibi anlamlara gelen sıdk kökündendir. Çoğulu sadakâttır. Allah (c.c.)’ın hoşnutluğunu kazanmak için ihtiyaç sahiplerine yapılan dinen zorunlu veya gönüllü yapılan yardımları, bu çerçevede verilen para ve eşyaları ifade etmektedir. Sadaka vermeye tasadduk denir. Bu anlamda sadaka; zekât, infak, keffâret, fitre, fidye ve adak’ı içine almaktadır. Zekât; fakirin zenginin malı üzerindeki zorunlu bir alacağıdır. Zekât parası ile hayır kurumları yapılamaz. Sadece ve sadece fakirin hakkı olup, ihtiyaçları için harcanır. Cami, Okul, Kuran Kursu, Hasta hane yaptırma v. b. amaçlı verilen her türlü yardım, infak emri gereğince yapılmaktadır. Zekât’ta verilecek olan miktar bellidir. Ancak İnfak ta bir sınır yoktur. İnfak ederken de âyet-i kerimede ifade buyrulduğu gibi ifrat ve tefrite, israf ve cimriliğe kaçmadan ihtiyaç fazlasının verilmesi yeterlidir. İnfak çok geniş kapsamlı olduğu için İnfak edenler övülmüşlerdir. İnfak ederek, nifaktan, münafıklıktan korunmuş oluruz. Sadakalarımızla da, Rabbimize Sadakat göstermiş oluruz diye düşünüyorum.

Fitre de denilen Sadaka-i Fıtr (Fıtr Sadakası); Sadaka kelimesi ile iftar etme, Ramazan Bayramı, Yaratılış anlamına gelen Fıtr kelimesinin bileşiminden meydana gelmiştir. Fıtr kelimesi oruç’a son vermeyi, oruç açmayı, iftar etmeyi ifade etmektedir.Aslî ihtiyaçlardan başka nisap miktarı bir mala sahip bulunan her Müslüman’ın vermesi gereken, (Hanefi Mezhebine göre) Vacip olan bir sadakadır. Ramazanın sonuna yetişen veya Ramazan’ın son günü Bayramdan önce dünyaya gelen bir çocuk içinde verilmesi gereken bir ibadettir. Bu yıl asgari fitre miktarı 28.00 TL’dir. Ancak fitremizi verirken, kendi malî imkânımızı ve zenginliğimizi göz önünde bulundurarak, yediklerimizden ortalama bedel olarak hesap edip, bu belirlenen rakamdan aşağı olmamak üzere daha fazla vermemizi tavsiye ederim. Birde Fidye vardır. Zaman zaman bu ikisi karıştırılır. Fidye (fidâ); bir kimseyi bulunduğu sıkıntılı durumdan kurtarmak için ödenen bedel anlamına gelir. Meşru mazeretinden dolayı oruç tutamayan, ileriki günlerde de tutma ihtimali olmayanların tutamadıkları oruçlarının yerine her gün için kendi yediklerinin ortalamasından ihtiyaç sahiplerine verecekleri bedeldir. Yapılan maddi yardımlarla yoksulların ihtiyaçlarını giderilmiş olur.Ayrıca Manevi olarak yardımlaşıp karşılıklı duâlarımız ile sevgi, birlik, beraberlik gerçek anlam sağlanmış olur.Yardımlarımızı önce en yakınımızdan başlamak suretiyle vermeliyiz Rabbimiz; mazlum ve mağdur olan gerçek ihtiyaç sahiplerine sahip çıkmayı, yapılacak yardımlarla da Rızasına kavuşanlardan olmayı her birimize nasip eylesin.Sıhhat ve afiyetler dilerim. 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  • Erkan

    Hocam borcu olan fitre vermeli midir

    • Cevapla
    • Begen (1)
    • Begenme (0)
  • Ömer LÜTFİ ERSÖZ

    Ramazan bayramına kavuşan, temel ihtiyaçlarının ve bir yıllık borçlarının dışında nisap miktarı (80.18 gr. altın veya bu değerde) mala sahip olan müslümanlar kendileri ve velayetleri altındaki kişiler için fıtır sadakası vermekle yükümlüdürler (Kâsânî, Bedâî’, II, 70, 72). Ancak fıtır sadakası ile yükümlü olmak için bulunması gereken nisap miktarı malın, “artıcı” özellikte olması ve üzerinden “bir kameri yıl” geçmiş olması gerekmez.

    • Begen (0)
    • Begenme (0)
Kapat x
Türkçe العربية English