Herkes kaybederken Çin kazanıyor
Herkes kaybederken Çin kazanıyor. Çin, şimdiye kadar ortaya çıkan tüm küresel krizlerde kaybetmeye aday bir ülke gibi görünse de tam tersine mutlaka kazanmanın bir yolunu bulup ekonomik kapasitesini artırmaya devam ediyor. Amerika –İran savaşı nedeniyle enerji piyasasındaki krizleri de; taraflar asında kurduğu denge politikaları sayesinde fırsata çevirmeye başladılar. Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olması sebebiyle; enerji politikalarındaki çeşitlilik, tedariklerini çoğu zaman birbirlerini domine eden coğrafyalardan karşılamaları, Ortadoğu’da ve Rusya’daki siyasi karışıklardan istifade ederek ucuz enerji temin etmektedir. Ayrıca yaptıkları uzun vadeli kontratlarla; siyasi ve ekonomik gerginliğin olduğu dönemlerde kendilerini güvence altına almaktadır. ABD’nin Çini batırmak için yaptığı her hamle önce kendini sonrada Avrupa’yı vurmaktadır. Özellikle Avrupa ülkelerinin ABD’ye karşı bağımsız politikalar geliştirememeleri sebebiyle; enerji ve gıda kaynaklı her krizde sürekli resesyon sendromu yaşamaktadırlar. Bu sebepten dolayı ucuz maliyetli Çin malları karşısında rekabet avantajlarını kaybedip büyük iflaslarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Artık şu net olarak ortaya çıkmıştır. Üretimde ucuz enerji kullanamayan hiçbir ülkenin büyük ekonomi olması mümkün değildir. Çinin küresel enflasyonun yükseldiği bir dönemde uluslararası pazarlara ucuz ürün sunabilme kapasitesi büyük bir avantajdır. Ancak yüksek enflasyon nedeniyle tüketici taleplerinde yaşanacak daralma da çok büyük dezavantaj haline dönüşebilir. Fakat karşımızdaki devletin Çin olduğu düşünülürse buradan da kazançlı çıkmanın mutlaka bir yolunu bulur.