DOLAR : 45,040₺
EURO : 52,720₺
STERLİN : 61,020₺
GRAM : 6.706₺
ÇEYREK : 11.051₺
CUMHURİYET : 43.278₺
GREMSE : 108.631₺
Ali Ayvat

Ali Ayvat

Yazarlara git

Döviz rezervleriyle ilgili politikaları eleştirenler haklı mı?

30 Nisan 2026

Döviz rezervleriyle ilgili politikaları eleştirenler haklı mı? Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, iktisat tarihinin en büyük enerji krizinin yaşandığı savaş ortamında döviz piyasalarındaki stabilizasyonu sağlamak için rezerv imkânlarını akılcı yöneterek fiyat istikrarını destekleyici politikalarına devam etmektedir. Bunu söylerken şu gerçeği tekrar hatırlatmakta fayda mülahaza ediyorum. Ülke olarak şimdiye kadar yaşadığımız ekonomik krizlerin tamamına yakınının döviz kıtlığından kaynaklanan krizler olduğunu unutmayalım. Ayrıca ateşkes sürecinin hızlanmasıyla birlikte, savaşın başladığı ilk günden bu yana kullanılan rezervleri tekrar yerine koymaya başlayarak kriz sürecinde rasyonel bir yönetim stratejisi izlemektedir. En nihayetinde zamanında ve yerinde kullanılmayan rezervlerin hiçbir anlamı yoktur. Diğer taraftan faiz artırımı için elverişli bir ortam olmasına rağmen; faizleri sabit bırakması ise arz yönlü politikaları destekleyici bir adımdır. Kısaca merkez bankasının döviz kurlarındaki istikrarı sağlanması ve faizlerin sabit tutarak büyümeyi öncelemesi ekonomik programa verilen güçlü bir destek olmuştur. Çünkü istikrar sürecinin kalıcılığını, enflasyondaki düşüş eğiliminin piyasadaki fiyatlama davranışlarıyla desteklenip desteklenmediği, arz ve talep dengesindeki gelişmeler, kredi kullanımları, finansal koşulların uygunluğunu para politikalarındaki kararlı duruş belirlemektedir. Merkez bankası son dönemlerdeki uygulamalarıyla bu duruşa uygun adımlar atmaktadır. Ancak bankanın yaşadığı zorlukları da görmezden gelemeyiz. Özellikle iç talepteki gelişmeler, küresel faiz politikaları, döviz ve altın kurlarının seyri, likidite ortamındaki bozulmalar ve enerji piyasasındaki kriz güçlü rezerv politikalarını tehdit etmektedir. Bu yüzden rezerv politikalarıyla ilgili uygulamaları eleştirenler şu andaki ekonomik gerçekliği görmezden geliyorlar. Ancak ülke olarak etrafımızın ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda şartlar ne olursa olsun rezerv biriktirme politikalarından asla taviz verilmemelidir. Altın ve enerji piyasalarındaki belirsizliğin finansal piyasaları tehdit ettiği bir ortamda rasyonel akıl bunu gerektirir.