Ali Günaydın

Ali Günaydın

​Zulüm ne demektir?

05 Mart 2015

Zulüm: Genel olarak bütün kötülükleri ifade etmekte kullanılan bir kavramdır.

Zulüm denilince ilk akla gelen şey haksızlık etmektir. Yaratıcıdan başlayarak yaratılmışların hakkını vermemek, yapması gerekenleri yapmamaktır. Hak sahibine hakkını vermemektir. Bir nimet veya gücü uygun olmayan yerlerde kullanmak da zulüm kapsamına girmektedir.

Ayrıca Allâh’ı (CC) inkar, her türlü küfür ve kâfirlik de zulme dahildir.

Asr-ı Saâdetten önceki zulüm ne ise, maalesef zamanımızda da fazlasıyla mevcuttur. O zamanlarda nasıl güçlüler zayıfları eziyor, zulmediyorsa; günümüzde de zalimler olabildiğince zulümlerini sergilemektedirler. Dünyanın her tarafından mazlumların feryatları Arş’a yükselmektedir.

En büyük zulüm şirktir. Hadsiz nimetlerle kendini mücehhez kılan Rabbi Rahîmine karşı nankör olmak, başkalarını ona ortak koşmaktır. Bu durum Hz. Lokman’ın dilinden Kur’ân’da şöyle dile getirilmektedir.

“…Ey Oğulcuğum! Allah’a şirk koşma. Gerçekten şirk büyük bir zulümdür.” (Lokman, 31/13)

Yine Kur’ân’ın beyanına göre tek ilâh olarak Allâh’ı tanımamaları ve başka ilâhlar edinmeleri sebebiyle zalimler büyük bir azaba çarptırılacaklardır ve kesinlikle affedilmeyeceklerdir.İlgili birkaç âyet meâli şöyledir:

“…Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi.” (Bakara, 2/165)

“Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah) ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.” (Nisâ, 4/48)

“Onlar, Allah’ı bırakıp, hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur. (Nisâ, 4/71)

Allâh’ü Teâlâ (CC) başkalarına karşı zulmü yasakladığı gibi, kişinin kendisine zulmetmesini de yasaklamıştır. Kişinin kendisine karşı zulmetmesi ise, heva ve heveslerinin peşinde koşarak haramlara dalmasıdır. Böyle kimseler için şu uyarı yapılmaktadır:

“Kim bir kötülük yapar, yahut kendine zulmeder, sonra da Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve merhamet edici bulur.” (Nisâ, 4/110)

Günlük hayatımızda zulüm, özelden genele doğru aile, akraba ve toplumsal ilişkilerimizde de kendini göstermektedir. Haklara riâyet etmemek, özellikle de miras konularında Allâh’ın (CC) hükümlerini önemsemeyip mevcut yasalara göre paylaşım yoluna gitmek.

Ebeveyn tarafından evlatlar arasında ayırım yapmak. Evlatlar tarafından ana-babaya gereken saygı ve görevleri yerine getirmemek, daha da ötesi onlara bağırıp çağırmak, huzur evlerine, düşkünler yurduna göndermek…vs. Yani ölmeden öldürmek gibi onlara zulmetmek. Bunu yapanlar da mutlaka kendi çocuklarından daha fazlasını göreceklerini çok iyi bilmelidirler. Çünkü Allâh (CC) her konuda âdil olduğu için burada adâletini tecelli ettirecektir.

Eşlerin birbirlerine karşı ihmalkar davranmaları, karşılıklı görevlerini yerine getirmemeleri ve aile hayatını huzursuzluk ve geçimsizliğe mahkum etmeleri de zaten zulüm olarak hemen kendini göstermekte olup, sıkıntılarına da katlanmak zorunda olmalarıdır.

Çalıştırdığı kimsenin hakkını vermemek, verdiği sözü yerine getirmemek. Karşı tarafa güven telkin ederek bunu kötüye kullanıp insanları zarara uğratmak da zulümdür.

Tuttuğu siyasi partiye, gittiği cemiyet, cemaat ve tarikata karşı çıkıyor diye mü’min kardeşini islam ahlakıyla bağdaşmayacak şekilde itham etmek te zulümdür. Yine aynı şekilde insanlara arasında bozgunculuk yapmak, fitne fesat çıkarmak ve insanları birbirine düşürmek de zulümdür.

Aldığı borcu zamanında vermemek, kaliteli bir ürün gösterip kalitesiz olanı vermek de zulümdür. Çünkü bu yolla başkasına zarar verilmektedir.

Çalışıp kazanmak imkanı varken asalak yaşayan, çoluk çocuğunu namerde muhtaç eden de zulüm yapmış demektir. Aynı şekilde kendisi muhtelif arkadaşlarıyla dışarda yiyip içtiği halde, kendi aile fertleriyle bir gün bile dışarı çıkmamak da zulümdür.

Zulüm konusunda mü’min, kâfir farkı yoktur. Herkesin hakkını gözetmek esastır. Mü’min daima haklının yanında olmak zorundadır. Zalime de zulmüne engel olmak suretiyle yardımcı olmalıdır. Hadîs’te sabit olduğuna göre Resûlullâh (SAV) efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Zalim de olsa, mazlum da olsa kardeşinize yardım edin.” (Müslim, Birr 62)

Mazluma yardım tamam da, zalime nasıl yardım edilir Ey Allâh’ın Resûlü! Şeklindeki soruya da şu cevabı vermişlerdir.  

“Zalimi zulmünden vazgeçirirsin ya da zulmüne engel olursun. Bu da ona yapacağın yardım olur.” (Buhârî, İkrâh 7)

Zulme karşı sessiz ve duyarsız kalmak da zulümdür. Böyle bir durum zalimlere sürekli cesaret vereceği için, zulmün yayılmasına sebep teşkil edecektir. Müslümanlar ellerinden geldiği, güçlerinin yettiğince her türlü zulme karşı durmalı ve direnmelidirler.

Hülâsâ zulümsüz, huzurlu bir toplum inşa etmek her müslümanın görevi olmalıdır.

 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X