Ali Günaydın

Ali Günaydın

​RAMAZAN HÜZNÜ, BAYRAM SEVİNCİ

08 Ağustos 2013

Rahmet, mağfiret ve cehennemden âzâd oluş; daha da önemlisi Kur’ân ayı ramazan’ı bir kez daha mâzîde/geçmişte bırakmanın ümmet olarak burukluğunu yaşıyoruz.

Müslümanların daha çok kaynaştığı, birlik ve beraberliğin zirve yaptığı mübârek bir ayın idrâkini yaşadık.

Kalabalık iftar sofralarıyla evlerimiz şenlendi. Kurum ve kuruluşların verdiği iftar sofralarıyla sokaklar neşelendi.

Coşkulu terâvih namazlarıyla niyâzlar arş’a yükseldi. Câmiiler cemaatlerle doldu taştı. Gökte melekler, yerde mü’minler Yüce Yaratıcıya karşı huşû içersinde saf tuttular. Allâh’a yakın olabilmenin yollarını aradık.

Evlerde ve câmiilerde okunan mukabelelerle yer ve gök ehli şenlendi.

Zekatlar, fidyeler ve fıtır sadakalarıyla muhtaçlar sevindirildi ve böylece topyekûn zenginiyle, fakiriyle mutluluğu birlikte yaşadık.

Kalplerimiz rikkaten geldiği/yumuşadığı için muhtaçlara daha çok yardım ellerimizi uzattık. Karşılığında da verdiklerimizden belki de kat kat değerli makbul ve müstecâb duâlar aldık.

Onbir ay boyunca göremediğimiz akrabâyı taallûkâtımızı iftar sofralarında görebildik.

Sürekli yemek içmekten yorulan bedenlerimiz dinlendi. Çektiğimiz açlık ve susuzlukla Yüce Rabbimizin bahşettiği hadsiz nîmetlerin kadr’u kıymetini öğrendik. Böylece şükrün şuuruna vardık. Dünyanın muhtelif bölgelerinde açlık ve yoksulluk çeken dindaşlarımızın halini çok iyi anladık ve oruç sayesinde onlara sempati duyduk. Üzerimizde “Kendi nefsi için istediğini kardeşi için de istemeyen mü’min değildir” hadîs-i şerîf’i tecelli etti.

İftar sofralarındaki sevincimizle, ölüm ânında biiznillâh karşılaşacağımız sevinç arasında irtibât kurmaya çalıştık. Zira Rahmet Peygamberi (SAV) böyle bir müjde vererek buyuruyordu ki: “Oruçlunun iki sevinci vardır; bir iftar sofrasında, diğeri de Rabbine kavuştuğu andaki sevincidir.”

Kur’ân Ayı’nın Kur’ân gecesi’ni kutladık. Çünkü bu gecenin ihyâsı ile bin aylık nâfile ibadetten daha hayırlı ecirlere/mükâfatlara kavuşacağımızı Rabbimizden ümîd ettik. Yüce Rabbimiz bu ümîdlerimizi boşa çıkarmasın, engin rahmetiyle taçlandırsın.  

Sâir zamanlarda yaptığımız iyiliklere on misliyle karşılık verilirken, bu ayda yediyüz mislinden başlayarak, binlerce kat hatta daha fazla karşılık verileceğine inanarak yardımsever olmaya çalıştık. Sâlih amel yarışına girdik. Allâh (CC) bütün mü’minleri umduklarına nâil eylesin.

Nihâyet! Sayılı günler çabuk biter derler ya… ne olduğunu anlayamadan bayrama erdik.

Îyd’il fıtr=Fıtrat Bayramı demektir. Fıtrat ise insan olmanın yüceliğine uygun yaratılıştır. Buna Dîn-i Mübîn’i İslâm üzere yaratılış da denilmektedir. İşte bu yaratılışa uygun olarak mü’minler bu ayda yoğunlaştılar ve lütuf olarak da ayın adına uygun olarak ramazan bayramına erdiler.

Bütün Ümmeti Muhammed (SAV) sevinçle bayram sabahına kalktı ve Rahmet kapısını çalmak üzere câmiilere koştu. Mahşeri cemaatlerle câmiiler doldu taştı. Müslümanlar birbirlerinin sırtına secdeler ettiler. İşte bu İslâm kardeşliğinin zirve görüntüleri idi. Melekler bu görüntüleri kaydettiler. Gönüller Allâh’a yöneldi. Eller Rahmete açıldı. Diller O’nu söyledi, O’na yalvardı. “Ya Rabbi! Bizi sevinçle bayram sabahına kaldırdığın gibi, mahşer sabahına da sevinçle kaldır” diye.

Câmiilerden çıkan mü’minler bu sefer de doğru kabristanlara koştular. Cennetlere koşarcasına… Önce bu sevinçlerini geçmişleri ile beraber yaşamak istercesine Yâsin’ler, Fâtihâlar okudular. Af ve mağfiret duâsında bulundular. Sonra büyüklerin evlerinde bayram kahvaltısı için toplandılar. Sevinçlerin paylaşıldıkça arttığını yaşamak üzere hısım akraba ziyaretleri başladı. Bayram sevinci herkesin yüzüne aksediyordu.

Bundan sonraki zamanda mü’minler daha çok dikkatli olmak durumundadır. Sevinçle beraber herşey unutulmamalı. Ramazan ayındaki kazanımlarımızı devam ettirmek durumundayız. Belki bir bayrama daha kavuşma imkanımız olmayabilir. Bu sebeble Allâh’ın (CC) denetiminde olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Hayırlı âkıbetler vermesi için her dâim duâ etmeliyiz.

Bu bayramın Ehl-i İslâmın uyanuşına vesîle olması için çok duâ etmeli ve çalışmalıyız. Müslümanlara zulmedenlerin ıslâhı için, eğer olmazlarsa Kahhâr İsm-i Celîl’i ile kahretmesi için Kahhâr-ı Zü’l Celâl’e yalvarmalıyız.

Kalan ömrümüzü Zât-ı Ulûhiyyetinin rızâsını kazanacak amellerle değerlendirme fırsatı vermesi için samîmî yakarışlarda bulunmalıyız.

Ramazan Bayramı gibi sevinç ve hüznün birlikte yaşandığı ikinci bir zaman dilimi yoktur.

Allâh’ü Zü’l Celâl ve Tekaddes hazretleri daha nice bayramlara kavuşmayı cümlemize nasîb eylesin. Mazlûm Müslümanların yâr ve yardımcısı olsun. Âmîn

 

.
 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  • bardaslılar bardaslılar

    Fahrünnisa mahallesinde selamlar.

    • Cevapla
    • Begen (0)
    • Begenme (0)
Kapat X