Ali Günaydın

Ali Günaydın

​Ölümün düşündürdükleri

13 Mart 2014

Ölüm: Can kuşunun beden kafesinden uçup, sonsuzluğa kanat açmasıdır.

Ölüm: Cennet veya cehenneme açılan ve dönüşü olmayan kapıdır.

Ölüm: İnsan hayatının en önemli dönüm noktasıdır. Mü’minler için ebedî saâdet, kafirle için ise ebedî felâketin başlangıcıdır.

Ölüm: Mü’min için; Dünyevî sıkıntılardan kurtuluş, kafirler için ise nimetlerden el çektirmedir.

Ölüm: Dünya hayatının fâniliğini/geçiciliğini öğreten bir ibret dersidir. Her şeyin sonudur.

Ölüm: Sahip olduğumuzu zannettiğimiz her şeyin bize Allâh’ın bir emaneti olduğunun ve zamanı gelince de elimizden alınacağının ve anadan doğduğumuz şekliyle, hiçbir şeysiz; Sonsuzluk âlemine doğru asıl yolculuğumuzun başlangıcıdır.

Ölüm: Berzâh uykusuna yatıp, mahşer sabahında uyanmanın ilk adımıdır. Aslında dünya hayatımızda her gün uyuyup uyanmak suretiyle bu gerçeğin provasını/denemesini yapmaktayız.

Ölüm: Dünya hayatına daldığımız gaflet uykusundan uyanmaktır.

Ölüm: Herkesin hayatının hesabını vereceği, kendisine verilen her nimetten sorguya çekileceği “Mahkeme-i Kübrâ”ya/büyük mahkemeye doğru yolculuğun başıdır.

Ölüm: Elde ettiklerimizden bir gün mutlaka ayrılacağımızı göstererek, îmânımızın kuvvet kazanmasına vesîle olan bir ibret dersidir.

Ölüm: Mal, mülk, makam, mevki ne varsa hepsinin geçici olduğunu; Bütün bunların gerçek sahibinin Allâh (CC) olduğunu gösteren bir rehberdir.

Ölüm: Ne oldum değil, ne olacağım diyebilmenin adıdır.

Ölüm: Zâlimin zulmünden kurtuluşun tesellisidir. Zira zalimin yaptığı zulümler yanına kâr kalmayacak, mazlumlar ondan hakkını alacak ve sonsuz huzura ereceklerdir.

Ölüm: Sonsuzluğun sadece Allâh’a ait olduğunu gösteren bir Îmân hakîkatıdır.

Ölüm: Nâçiz bedenlerimizin topraktan yaratıldığının ispatı olup, her şey aslına döner kâidesince, bedensel olarak tekrar toprağa dönüşümüzdür.

Ölüm: Görünüşte elem ve ızdırap veren bir durum olmakla beraber, arkasında sonsuz rahmetin tecellisini gösteren bir gerçektir. Eğer ölüm olmasaydı, bugün hangi büyüklerimize, dedelerimize, ninelerimize, hastalarımıza vs. bakabilecektik. Hayat yaşanmaz hale gelir ve bir zulüm olurdu.

Ölüm: “Ben sizin en yüce Rabbinizim!” diyecek kadar azgınlaşan fir’avnların, nemrutların ve benzerlerinin cehennem yolculuğunun biletidir. Masum ve mazlumların ise bu vesîle ile şükürler olsun bu günleri de gördük diyebildikleri bir müjdedir.

Ölüm: Mü’min gönüllerde taht kurmuş hak ve hakikat erlerinin ebediyete uğurlanmalarıyla ehli îmâna: “Haydi sizi de orada bekliyorum” dedikleri hâl dilidir.

Ölüm: Yokluk değil, hiçlik değil, tam tersine ebedi huzur ve mutluluğa geçişi zevketmenin adıdır. “Her nefis ölümü tadacaktır” (Enbiyâ, 21/35) İlâhî fermanına kulak verelim. Orada ölümün yok oluş değil bir tad/zevk olduğu vurgulanıyor. Kâfirler için bu zevk bir alay konusudur. Tıpkı başka âyetlerde meselâ: “Tadın yangın azabını” (Âl-i İmrân, 3/181) buyurulduğu gibi.

Ölüm: Mevlânâ’nın tâbiriyle sevenin sevgiliye kavuşmasıdır. Tıpkı uyanan bir bebeğin hemen annesini araması gibi. Analarda tecelli eden İlâhî rahmet olan sütü emecek ve doyacaktır. Aynen bebek misali bir mü’min de Allâh’ın (CC) kendisine vadedilen insan idrakinin/aklının ötesindeki nimetlere kavuşmak ve doymak için bir uyanışın adıdır ölüm.

Ölüm: Dünya misafirhanesinden ebedî ikametgâha doğru olan yolculuğumuzun ilk adımıdır. Bu ebedî ikâmetgâh mü’minler için cennet, kafirler için ise cehennemdir.

Ölüm: Bu dünyada sevgisine doyamadıklarımıza, başta “Âlemlere Rahmet Peygamberi” olmak üzere kavuşmak için geçilen ilk kapıdır. Orada hep birlikte olacağız inşâallâh.

Ölüm: İki kapılı bir handan, sonsuzluğa açılan kapıdan içeri girmektir. Birinci kapı, dünya misafirhanesine açılan “Rahm-ı Mâder” yani ana rahmi, ikincisi ise berzâh kapısıdır.

Ana rahmindeki ile konuşmak mümkün olsa ve ona denilse ki: Sen burada dar bir dünyada yaşıyorsun. Hem de kan irin vs. Oysa bu kapıdan çık da uçsuz bucaksız dünyayı gör denilse, onun cevabı hemen hayır olacaktır. Ancak o esnada bir pencere açılıp, dünyayı görecek olsa o zaman hemen çıkmaya çalışacaktır.

Ölüm sonrası hayat da aynen ana rahmindeki çocuk misali gibidir. Şu dünyadan bize bir pencere açılıp cennet gösterilse, hemen oraya gitmek için can atarız. Cehennem gösterilse, onun dehşet ve korkusundan ne yapacağımızı şaşırır ve oraya gitmemek için ne gerekiyorsa yapmaya çalışırız. İşte bu pencereler aslında bize Kur’ân ve sünnetle bildirilmiş olup, bize sedece tercih etmek kalıyor. Ölüm ile de bu kapı açılmış oluyor.

İşte ölüm, mü’minler için cennete açılan bir kapı, kafirler için ise cehenneme açılan bir kapıdır ve korkunun da ecele faydası yoktur.

Her şeyi sona erdirecek olan ölüme her dâim hazılıklı olmak gerekmez mi? Hem de ne zaman geleceği belli de değilken.

Allâh (CC) bütün Ümmeti Muhammede kâmil îmânla hayırlı ölümler nasib etsin. Sevdiklerimizle birlikte Peygamberimize komşu ve Firdevs cennetlerinde birlikte olmayı ihsân eylesin.

 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  • halil özoğlan

    sayın ALİ HOCAM YAZILARINIZLA bizlerin ufkumuzu acıyorsunuz...basarı larınızın devamını dilerim

    • Cevapla
    • Begen (0)
    • Begenme (0)
Kapat X