Ali Günaydın

Ali Günaydın

​ÖĞRETMENLER GÜNÜ MÜ?

21 Kasım 2013

Ülkemizde 1981 yılından beri 24 Kasım “Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır. Bunun evveliyatı 11.11.1928'e dayanır. Bize göre ise Öğretmenler Günü Hz.Âdem’le başlamaktadır. Zira insan oğlunun ilk öğretmeni o'dur.

Bugüne rastlayan her 24 Kasım’da öğretmenlerin hizmetleri yâd edilmekte, birkaç övgü dolu beyanattan sonra da bir sonraki 24 Kasım’a kadar da unutulup gitmektedir.

Öğretmen tâbiri aslında çok geniş bir kapsamı içine almaktadır. Eski(mez) adıyla muallim; öğreten demektir. Hal böyle olunca, ilim ve sanat öğreten herkes bu kapsamın içine girmektedir.

Öğretmen: Bilim, teknik ve sanatı öğretmeyi meslek edinen kimsedir. Tek amacı insan yetiştirmektir.

Mesele insan yetiştirmek olunca, ilköğretimden üniversiteye, din gönüllüsünden Kur’ân kursu öğreticisine insan yetiştiren herkes öğretmen durumundadır. Ancak çekirdek kadro genelde ilköğretim olduğu için en zor hizmeti de ilköğretim öğretmenleri vermektedir. Bu sebeble, Öğretmenler Günü denilince aklımıza hemen ilköğretim öğretmenleri gelmektedir.

Ülkemizde bu yıl itibariyle 17 milyon öğrenci ilk ve orta öğretim kurumlarında okumaktadır. Bu yekûn birçok ülke nüfusundan fazla bir toplam ifade ediyor. Öğretmenlerimiz bu 17 milyon çocuk ve genci geleceğe hazırlamak, ailesine, millet ve devletine faydalı insanlar olabilmelerini sağlamak için olağan üstü bir gayretin içersindedirler. Yaptıkları hizmet göz önüne alınınca hiç değilse yılda bir gün değil de bir hafta olsun bu ilim irfân âbidelerine ayırmak gerekmektedir.

İnsanın ana ve babasından sonra ilk eğitim ve terbiye aldığı kişiler öğretmenleridir.Kim olursa olsun hayatında en derin izler bırakanın birçok öğretmen görmüş olmasına rağmen, ilkokul öğretmenleri olduğunu söyledikleri görülür. Bu manada diğer eğitim ve sanat kuruluşları öğretmenlerin yetiştirdiği hazır elemanları alarak yollarına devam etmektedir. Bir üniversite öğretim üyesi de önünde öğretmenlerin yetiştirmiş olduğu, belli seviyedeki öğrencilere hitab ettikleri için, öğretmenler kadar yorulmamaktadırlar.

Devletlerin güçlenmesinde, medeniyetlerin oluşumunda, insanlığın her türlü terakkiyâtının/ilerlemesinin sağlanmasında, bilim, teknik ve sanayinin ve de kaşiflerin ortaya çıkmasının temelinde hep öğretmenler vardır.

Bir öğretmen ne kadar donanımlı ve işinin ehli olursa, o kadar da başarılı olacak ve bilge insanlar yetiştireceklerdir. Bunun için öğretmenlerin mümkün mertebe problemlerinin çözülmüş olması elzemdir. Gerek şahsî, gerekse çalışma alanındaki problemlerle mücadele eden bir öğretmenden başarı beklenemez. Milletin ve devletin, muâsır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmasını isteyen herkes eğitim ve öğretimde öğretmenine sahip çıkmak ve yardımcı olmak zorundadır. Devlet ve millet olarak elbirliği içersinde öğretmenlerin sorunlarına yaklaşmak ve gerekli desteği vermek, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın daha mükemmel yetişmeleri ve ülkemizi, cennet vatanımızı daha da ileriye götürmek ve güzelleştirmek demektir.

Günümüz dünyasına baktığımızda, güçlü devletlerin temelinde kaliteli eğitim ve öğretimin olduğu görülür. Buna karşılık ne yazık ki islâm dünyasına baktığımızda eğitim ve öğretimin sağlam temellere dayanmamasından ötürü toplumların cehaleti sebebiyle hep felaketlerin yaşandığına şahit olmaktayız.

İnsan oğlu var olalıdan beri, tarihin seyrini değiştiren cihangirleri, filozof ve bilim adamlarını yetiştirenler hep öğretmenlerdir. İnsanlığın tekâmülünde öğretmenler kadar hisseye sahip bir zümre yoktur.

En büyük öğretmenler, hiç şüphesiz ki peygamberlerdir. Bu sebeble öğretmenler bir bakıma peygamber varisleridir.

Eğitim, öğretim ve bunu gerçekleştiren öğretmenlere, İslâm Dîni kadar hiçbir sistem değer vermemiştir.

Eskiden öğretmenlere büyük saygı duyulurdu. Şimdi ise saygı göstermek şöyle dursun mâlesef bazı problemli âilelerin bir takım serseri çocuklarının öğretmenleri katlettiklerine nefretle şahit olmaktayız. Adına “Bimer”(bilgi edinme merkezi) denen sistemin sırf çocuklarının yalanlarına bakarak öğretmenlerin aleyhine kullanılması da ayrıca vahim bir durum.

Öğretmenler maalesef bilerek yada bilmeyerek öğrencilere mahkum edilmeye çalışılmaktadır. Halbuki bizim kültürümüzde Hz. Ali’ye atfen söylenilen “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” anlayışı rafa kalkmış durumda.

Yediden yetmişe herkese bilgi sunmaya çalışan din görevlisi/gönüllüsü kitleyi de unutmamak lazım. Yine Sıfırdan alıp hafız yetiştiren Kur’ân kursu hocalarını da bu mealde unutmamak gerekir.

Çoğu aile çocukları ile hiç ilgilenmeden 6-7 yaşlarına geldiğinde mâlesef yüzde altmış karakterleri de oturduktan, iş işten geçtikten sonra haydi adam edin diye öğretmenlere ve din görevlilerine ihale etmektedirler. Hiçbir yaptırım gücüne sahip olmayan öğreticiler de büyük bir çaresizlik içinde öğretim mücadelesi vermektedirler. Allâh yardımcıları olsun.

Öğretmenlere yapılan en büyük bir haksızlığı da burada zikretmeden geçemeyeceğim. Malum olduğu üzere ülkemizde son zamanlarda bir dersane tartışması aldı başını gidiyor. Sanki bütün milletin çocuklarını dersaneler yetiştiriyormuş gibi bir hava estiriliyor. Öğretmenler hiçe sayılarak ve en büyük saygısızlık yapılarak dersane propoğandası yapılıyor. Dersaneler olmazsa sanki milletin sonu gelecekmiş gibi millete korku salınmaya çalışılıyor.

Öğretmenlerimize yapılan bu saygısızlık ve haksızlığın bir an önce son bulması lazım. Bu ilim ve irfân ordusundan mutlaka özür dilenmesi lazım. Beş yüz bini aşkın öğretmenimizi yok saymak kimsenin haddine değildir. Dersaneler olmasa da kendini ilim ve irfana, insanlığın yetişmesine adamış öğretmenlerimiz geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da büyük kafalar yetiştireceklerdir. Yeter ki önlerin bariyerler konulmasın. Öğrencilerine mahkum edilmesi. Bu insanın kanına dokunuyor.

Öğretmenin yüceliğine bir misal vererek nokta koyalım.

Yılın hizmet adamı olarak bir doktor seçilmiş. Bu doktor gece gündüz demeden herkese şifa dağıtıyor, fakir fukaranın dualarını alıyormuş. Bu sebeble de yılın hizmet adamı seçilmiş. Ödülünü almak üzere kürsüye çağırılmış. Kürsüye çıkmasıyla inmesi bir olmuş. Hemen koşarak ön sırada oturan bir ihtiyarın elini öpmüş ve kürsüye onu çıkarıp; “Gerçek ödülün sahibi ve yılın hizmet adamı işte gördüğünüz bu eli öpülesi benim yetişmemde ilk emeği geçen öğretmenimdir” diye takdimde bulununca bir alkış tufanı kopmuş. Başka söze ne hacet.

Daha güzel 24 Kasımlarda buluşmak üzere Öğretmenlerimize başarılar diliyorum.

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  • Murat Atar

    Allah razı olsun hocam, teşekkürler... Kaleminize sağlık

    • Cevapla
    • Begen (0)
    • Begenme (0)
  • Emin Özdemir

    Ali Bey Hocam Teşekkürler

    • Cevapla
    • Begen (0)
    • Begenme (0)
  • Emin Özdemir

    Ali Bey Hocam yazınız için TEŞEKKÜRLER

    • Cevapla
    • Begen (0)
    • Begenme (0)
Kapat X