Ali Günaydın

Ali Günaydın

​KURTULUŞ GECESİ BERAT KANDİLİ

05 Haziran 2014

İçinde bulunduğumuz mübarek bir zaman sürecinde, Biznillâh Rahmet Ayı Ramazan’a atılacak son adım olan bir kandil daha kutlayacağız. “Berat Kandili.”

Berat Gecesi: Kültürümüze yerleştiği şekliyle Kamerî aylardan Şâban Ayı’nın 15. gecesidir. Bu yıl 12 Haziran Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece 1435. Berat Kandilini idrâk edeceğiz inşâallâh.

Berat: Arapça bir kelime olup aslı, Berâe-berâet’tir. Berâet ise: İki şey arasında bir ilişki olamamasıdır. Kişinin bir mes’ûliyetten kurtulması veya sorumluluğunun bulunmaması manalarına gelmektedir. Buradan hareketle daha sade bir ifadeyle bu geceye af ve bağışlanma gecesi denilmektedir.

Esasen Yüce Dînimiz İslâm’ın genel ilkelerine baktığımızda af ve bağışlanmanın belirli bir zamanı yoktur. Mü’min bir kul, her zaman Dergâh’ı Ulûhiyyet’e ilticâ ederek samîmî tevbe ile Allâh’tan (CC) affedilmesini ve bağışlanmasını dileyebilir.

Kültürümüze yerleşmiş olan mübârek gün ve geceler, Müslümanların hayatında bir Mîlât olması bakımından önem arzetmektedir. Böyle zaman dilimlerinde Müslüman, hayatının muhâsebesini yapacak. Nereden gelip, nereye gittiğini sorgulayacak ve kulluğunun bilincine varabilecektir. Yeni bir aşk ve şevk ile kendine çeki düzen verecektir. Nâsuh tevbede bulunan bir mü’min zaten anadan doğma gibi tertemiz olacaktır. Önemli olan bu tevbeden dönmemektir.

Kültürümüze yerleşmiş olan Berat Gecesi de bazı hadîs-i şerîf’lerin yorumundan hareketle kutsal sayılmıştır. Bu inanışın sonucu olarak da bazı ibâdetler ihdâs edilmiştir. Hemen şunu da belirtelim. Âlimler hiçbir gece ile ilgili özel bir ibâdet şeklinin olmadığı konusunda ittifâk etmişlerdir. Konu ile ilgili değerlendirmelere bakalım.

Hz.Peygamber (SAV) şöyle buyurmuştur: “Allâh’u Teâlâ rahmetiyle, şâbanın 15. gecesi dünya semâsında tecelli eder ve Kelb kabilesi koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar.” (Tirmizî. Savm, 39)

Bir başka rivâyette: “Şabanın ortasında gece ibâdet ediniz. Gündüz oruç tutunz. Allâh, o gece güneşin batmasıyla dünya semâsında tecelli eder ve fecr doğana kadar, “Yok mu benden af isteyen, onu  affedeyim. Yok mu benden rızık isteyen, onu  rızıklandırayım. Yok bir musibete uğrayan, ona âfiyet vereyim. Yok mu şöyle, yok mu böyle…” der.” (İbn Mâce. İkâme, 191)

Gerek Tirmizî ve gerekse İbn Mâce söz konusu hadîslerin senet yönünden zayıf olduğunu da belirtmişlerdir.

Bazı âlimlerin, hicretin 2. Yılında kıblenin Mescid-i Aksâ’dan, Mescid-i Harama çevrilişinin Berât Gecesinde vuku bulduğunu kabul etmeleri de geceye ayrı bir değer kazandırmıştır.

İmâm-ı Gazzâlî’nin, bu gece her rekatında Fâtihâ’dan sonra 11 İhlâs okunmak suretiyle kılınacak yüz rekat veya Fâtihâ’dan sonra 100 İhlâs  okunan 10 rekat namazın çok sevab olduğuna dair rivâyetler tenkîd edilmiş ve asılsız bulunmuştur.

Aliyyü’l Kârî de bu rivâyetin uydurma olduğunu belirterek Berat gecesi namazının Hz.Peygamber’den SAV) 400 yıl sonra, 1010 yılından îtibâren Kudüs’te ortaya çıktığını belirtmektedir. (Esrâr’ul Merfûa. Sh.462)

Berat gecesine atfedilen zikredilen hadîs-i şerîf’lerin yanında; aslında her gece Allâh’ın (CC) yeryüzüne tecelli ettiğini billdiren rivâyetler daha tutarlıdır. Örnek bir rivâyet şöyledir:

“…Aziz ve Celîl olan Allâh’ın, kula en yakın olduğu vakit, gecenin sonlarına doğru olan vakittir. O saatlerde Allâh’ı ananlardan olmayı istersen, bunu yap! Şüphesiz o vakitlerde kılınan namazlarda melekler hazır bulunup şahitlik yaparlar.” (Nesâî, Mevâkît 35)

Dühân Sûresi’nin ilk 5 âyet’inde; Kur’ân’ın mübârek bir gecede nâzil olduğu belirtilmektedir. Âlimlerin çoğunluğuna göre; burada zikredilen mübârek geceden maksât Kadir gecesidir. Zira kendi adıyla inmiş olan sûrede bu durum açık bir şekilde zikredilmektedir. Ayrıca Kur’ân’ın Ramazan ayında indirildiği de açıkça belirtilmiştir.

Azınlıkta da olsa bazı âlimlerimiz, söz konusu Dühân Sûresinin ilk âyetlerindeki nüzûl durumunu, dünya semâsı diye te’vîl etmişlerdir. Onlara göre Kur’ân; Berat gecesinde Levh’ı Mahfûz’dan dünya semâsına indirilmiştir. Kadir gecesinden îtibâren de peyderpey Hz. Peygamber’e nâzil olduğu şeklindedir. Buradan hareketle müstakil risaleler de yazılmıştır.

Netice odur ki müslüman her gecesini ve gündüzünü, her ân ölüm gelecekmiş gibi değerlendirmelidir. İbâdet ve amellerini hiçbir zaman ertelememelidir. Ölümün ne zaman geleceği belli değildir. Bu geceyi fırsat bilip mutlaka Rabbine dönmeli ve âhireti için gayret sarfetmelidir.

Berat gecesinin ümmetin uyanışına vesîle olmasını Rabbi Rahîmimden niyâz eder, tüm İslâm âlemi için dirilişin temeli olmasını dilerim.

Önemli not: Bu satırları yazarken çok değerli dostum ilim adamı Prof.Dr.Hüseyin Tekin GÖKMENOĞLU’nun vefâtını öğrendim. Kendisine Yüce Allâh’dan (CC) ganî rahmet, kedrli âilesine de sabr-ı cemîl ihsân etmesini diliyorum.  

 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X