“Kız kucakta, çeyiz bucakta” - Konhaber Türkiye’nin İnternet Gazetesi - Konya Haberleri,Son Dakika Haberler
Konhaber Türkiye'nin İnternet Gazetesi
Konhaber Reklam
Konhaber
Konhaber Reklam

“Kız kucakta, çeyiz bucakta”

Ayşegül Büyüksarı Şencan
  • Ayşegül Büyüksarı Şencan

  • 27.05.2019 17:21

Bu yazımda Konya’daki çeyiz sandıklarının kapağını aralayıp, sizi geçmişte bir yolculuğa götürmeye çalışacağım. Kadim kültürümüzden bir demet sunmaya çalışacağım.  

Çiçekler açacak, o naftalin kokusu mis gibi saracak etrafı… El emeği göz nuru ürünler nakış nakış işlenecek satırlara... 

Şimdi bir kaç dakikalığına da olsa sandıktaki yolcuğa çıkmak için hazır olun. 

Öncelikle çeyiz kültürü için tarihe bir göz atalım;

Çatalhöyük’te mezar buluntularının bazıları, teknik ve estetik kültür birikimine sahip, ilkel çeyiz kültürünün var olduğunu göstermektedir. 

Hititlerin kral mektuplarından,

Mısır’ın tapınak kabartmalarından,

Karnak’ın yazıtlardan çeyizle ilgili bilgileri öğrenebiliyoruz. 

Rahibe kızların çeyizleri ise Hammurabi kanunlarında belirtilmektedir. 

Homeros’un “İlyada” destanında nakışlı örtülerin sandıkta saklandığına dair bilgiler anlatılır. 

Ortaçağ Avrupa’sında ise hatırı sayılır çeyiz getirecek kadınlarla evlenilir, aşkın sonradan doğacağına inanılırdı.

Kültürümüzde ise;

Orhun Kitabelerinde “Evlendirdiğim oğlumu-kızımı cihazsız verdim” ifadesi yer alır. 

Akşehir Müzesi’nde bulunan mezar taşlarında gerget işleyen kadınlar çeyize verilen önemi doğrulamaktadır. 

Şimdi biraz da “Çeyiz Sandığı”ndan bahsedeceğim. 

Bizim “Çeyiz Sandığı” diye bir geleneğimiz vardır mis gibi… Söylendiğinde bile kokusu hissedilen bir tarihtir sandık…

Eskiler dermiş ki; “KIZ KUCAKTA, ÇEYİZ BUCAKTA”

Kız çocuğu doğar doğmaz o sandık dolmaya başlarmış. Sandıklar kişinin ekonomik durumuna göre ceviz, selvi, sedir gibi ağaçlarından yapılırmış. 

Sandığın mahremiyeti vardır. Kilitlidir, özeldir. Gelinin ‘Mehir Senedi’ sandığın içinde muhafaza edilir. Belirli aralıklarla sandıklar havalandırılmak için açılır. Nemden, rutubetten, kokudan korunması için eve serilir, havalandırılır. Sandık tekrar yerleştirilirken besmele ile dualar 
okunur. Besmele ile yerleşmezse ‘Şeytan işer’ denir ve lekeli olacağına inanılır. “Sandık Lekesi” terimi de buradan gelir. Sandığa koyulan bohça ya kaput bezinden ya da kırkpareden yapılır. Sandıkta gelin her şeyini saklarmış. Çünkü orada gelin hanımın, geçmişi var, 
emekleri var. Kendi yaptıkları, satın aldıkları, anneannesinin, babaannesinin kokusu vardır. Dokunulan eller, gözler vardır. “Çeyiz Sandığı” her gelin kız için çok önemli anıları, anlamları saklar aslında…

O dönemde Konya’da çeyiz yapan meşhur isimler varmış. Onları burada yâd etmezsek olmaz. 

Çeyiz işi onlardan sorulurmuş; kartopu oya yapımıyla meşhur Ölmezler'in Sare hanım, oyacı Havva, hocamın annesinin babaannesi Zahide hanım, Nakışcı Ayten, Saadet, Hacıkaymaklar'ın İsmet, Çaputçular'ın Adile hanımlar ve ismini daha bilmediğimiz ama sandıklarımızdaki işleriyle hâlâ yaşayan kadınlar...

İsimlerine lütfen dikkat edin. Hepsinin bir ruhu, bir anlamı var. Hepsi aslında bir şey anlatıyor. 

Öyle ince ruhlu, öyle naifmiş bizim annelerimiz… Konuşularak değil, eşyaların isimleriyle anlatılmış pek çok duygu… Kalbimizi tam on ikiden vuracak şekilde… 
Uçkur, peşkir, yağlık, iğne-tığ-mekik oyalı çemberler, kanaviçe işlemeli bir yastıkta kocatan yatak takımları, kıvratma göynekler, saat-tütün-altın keseleri, hamam bohçaları, ev dolamaları, dokuma sofra peşkirleri, tikoltalar, donlar, sabahlıklar, işlik-şalvar takımları, yün ve ipek dikişli çoraplar, ipek mendiller, şaseler, damat bohçaları…

Kıllı kurt, mezar taşı, zambak, afat, iğde çiçeği, karanfil, hercai menekşe oyalı kâğıt içi çemberler; demorda yan kâkül, berber aynası, yarım dünya, yıldız oyalı namaz örtüleri… 
Süt beyaz pamuklu tülbentte boncuk, firkete, tığ oyaları ile yapılmış yaşmaklar;

Yılanlı bahçe, pudralı gelin, berber aynası kanaviçe takımları…

Bir de Konyalı gelin kızların dürülerinde olmazsa olmaz filize vardır. Eğer, gelin olacak kızın çeyizinde ‘filize’si yoksa o gelin kıza eltileri bile “tatsız gelin” dermiş. Açık veya koyu yeşil ‘filize’ kayınvalidenin dürüsünde mutlaka bulunurmuş. Yeşil renk bolluk bereket olduğu için gelin o eve bereket getirsin inancı vardır. 

Anlatacak o kadar çok şey var ki koca bir kültür, bir gelenek buraya inanın sığmaz.  

Tüm bu bilgileri Konya Kız Teknik Öğretmenler Derneği Başkanı Emine Esirgenler hocamın “Sandıkta Kalanlar” sergisinden sonra kaleme aldım.Emine hocama ve Konya Kız Teknik Öğretmenler Derneğinin kıymetli hocalarına teşekkürü borç bilirim. 

Son olarak;

Konya; kültür birikimi zengin, görkemli, tarihî bir şehirdir. Selçuklu başkentidir. Bugün  küreselleşmenin etkisi ile yok olma tehdidiyle karşı karşıya olan etnografik ve kültürel zenginliklerimize sahip çıkmalıyız.

Bu bizim ve yetiştirdiğimiz evlatlarımızın görevi olmalı… 

BİTİRİRKEN, DEĞERLERE KATKISI OLANLARA SAYGI ve RAHMETLE…

YORUMLAR

  • Halide Kılıç

    Halide Kılıç

    canım kalemine yüreğine sağlık zevkle okudum ve duygulandım sağol iyi bayramlar
  • Ahmet Güldağ

    Ahmet Güldağ

    Çok güzel derleme ve öğrenileni kendi yaşamadığı halde yasamış gibi ifsde etme şahane tebrik edetim.
    .
NAMAZ VAKİTLERİ
Konya için Namaz Vakitleri

İmsak

03:32

Güneş

05:20

Öğle

12:56

İkindi

16:49

Akşam

20:21

Yatsı

22:01

Öne Çıkan Haberler!X