Ali Günaydın

Ali Günaydın

​Kalp huzuru

11 Nisan 2013

Kalp: Aslen Kalb’dir. Çevirmek, bir şeyi tersine döndürmek ve altını üstüne getirmek manalarına gelmektedir.

Akıl ve irade sahibi bir kul da, ya Yaratıcı’ya döner, ya da hevasına yenik düşer, nefsine döner. Yaratıcı’ya dönen elbette kârdadır ve karşılığı cennet gibi bir değerdir. Nefsine îtimâd eden ise her hâl-ü kâr da perişandır.

Bediüzzaman Hazretleri ne güzel ifade buyurmuşlar: “Allâh’ı bulan neyi kaybeder, Allâh’ı kaybeden neyi kazanır”diye.

Allâh’a yönelen, kulluğundan tâviz vermeyen insan iki cihânda da bahtiyardır.

Allâh’a yönelmek, onun rızası istikâmetinde yaşamak ve neticede huzuru elde etmek ise ancak onu anmakla/hatırlamakla, bunun için de Kur’ân ile yaşamakla mümkündür.

Zikir: Kur’ânî bir kelime olup, Allâh’ı (CC) anmanın yanında, Allâh’ı hatırlamak, daha doğrusu hatırdan çıkarmamak demektir. Aynı zamanda konuşmak, merâmını anlatmak da zikir kelimesiyle ifâde edilmektedir. Bu manada zikir, hem lîsân ve hem de akıl ile (aklını kullanarak) yapılr.

Allâh’ın (CC) Kelâmı olması hasbiyle, Kur’ân-ı Kerîm de bizzât “Zikir” kelimesiyle müsemmadır/ isimlendirilmiştir.

Kur’ân, Kalp huzuru ve kemâlâta/olgunluğa ermek için, Allâh’a tam bir teslimiyetin yanında, akletmeyi, tefekkür etmeyi, ilim ve amel sahibi olmayı emreder. Hadsiz nimetlerin boşuna verilmediğine ve emanet olduğuna dikkat çeker. Hayatın fâniliğini/ geçiciliğini, buna karşılık ölüm ve sonrasının hakîkatına dikkat çeker.

Yaratılışı gereği, her insanın özünde hayır ve şer işleme irâdesi vardır. Hayra ve şerre götüren yollar ise çoktur. İnsan için zor olan hayır üzere yaşamaktır. Zorluğunu sebebi ise, hayat ve ölümün imtihân için yaratılmış olmasıdır. Hayat ve ölüm hattında ne kadar güzel işler yapılacak, sâlih ameller işlenecek ve Allâh’ın (CC) rızası elde edilecek. Diğer taraftan insanın bünyesinde mevcûd olan ve sürekli kötülüğü emreden “Nefs-i Emmâre.”Her yönden ayağını kaydırmak için bütün kötülükleri güzel göstererek karşısına dikilen şeytan.

Bir insanın bütün isteklerini elde etmesi mümkün değildir. İstekler de zaten sınırsız olduğu için insan hep huzursuzdur. Kaç yaşına gelirse gelsin herkes zamanın çok çabuk geçtiğinden, hayattan bir şey anlamadığından bahseder. Bunun sebebi ise bitmek tükenmek bilmeyen dünya hırsı ve hevesleridir. Sonuç: Derin bir âh çekerek ömrün ne çabuk geçtiğidir.

Kalp huzurunun teminâtı zikir’dir yani Kur’ân-ı Kerîm’dir. Bu konuda Kur’ân bizi şöyle bilgilendirmektedir. “İnkâr edenler diyorlar ki: ‘Ona (Muhammede) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!’ De ki! ‘Şüphesiz Allâh dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.”

“Onlar, inananlar ve kalpleri Allâh’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki kalpler ancak Allâh’ı anmakla huzur bulur.” (Râ’d, 13/27-28)

Âyetlere baktığımızda inkârcıların inkâr ettikleri şeyin Kur’ân olduğu ortadadır. Buna karşılık olarak da, mü’minlerin kalplerini huzura kavuşturanın da yine Kur’ân olduğu anlaşılmaktadır.

Kalp huzuru Allâh’ı zikretmekle sağlandığına göre, zikretmek ise birinci derecede tefekkürü/düşünmeyi zorunlu kılmaktadır. Her ânında Allâh’ı tefekkür eden/düşünen insanın gönlü de olgunlaşmaktadır. Zirra Allâh’ı düşünmek, her ân O’nu yanında hissetmektir. Allâh’ı her ân yanında hisseden insan, kendisinin Allâh’ın denetiminde ve gözetiminde olduğu düşüncesiyle kötülüklerden uzaklaşır. Kalp huzuru zirveye ulaşır. Her şeye hikmet nazarı ile bakar, hayatından lezzet alır.

Enfâl Sûresi’nin 2-3. Âyet’inde daha açık bir şekilde şu bilgilendirme yapılır: “Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allâh anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun âyetleri okunduğu zaman (bu) onların îmânlarını artırır. Onlar sadece Rab’lerine tevekkül ederler.” “Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allâh yolunda harcayan kimselerdir.”

Kalp huzurunu elde eden kişi, başta âilesi olmak üzere çevresindekilere de huzur kaynağı olur. Nefsin aldatmalarından kurtulduğu için etrafına güven verip, îtimât kazanır. Allâh katındaki dereceleri yükselir. Böyle bir kimse Allâh’ın (CC) şu iltifatına mazhâr olur: “Ey  huzur içinde olan nefis! (Kişi) Sen O’ndan razı ve O da senden razı olarak Rabbine dön! (İyi) kullarımın arasına gir. Cennetime gir. (Fecr, 89/27-30)

Kalp aynı zamanda nazargâhı ilâhî olduğu için, kişi nefis ve şeytanın tuzağına düşmekten kendini korursa hep doğruyu bulur. “Bildiği ile amel edene Allâh bilmediğini de öğretir” sözü herhalde bunun için söylenmiş olsa gerek.

Allâh (CC) üstesinden gelinemeyecek her türlü huzursuzluklardan Muhammed Ümmetini muhafaza buyursun.

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X