Ali Günaydın

Ali Günaydın

​Kadınlar Günü

07 Mart 2013

8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmaktadır. Bir anlamda 7 Mart’a kadar 364 gün boyunca kadınlar piyasada yok da 365. gün hatırlanmaktadırlar. Tabiî ki işin aslı Latin ve Fransızca kaynaklı “Feminizme” olduğu için kadınlar, her şeyde olduğu gibi bir günde anılacak, tamamen samimiyetsiz ve yaldızlı sözlerle biraz övülecek, hakları, değerleri dile getirilecek, sonra da diğer bir 8 Mart’a kadar da rafa kaldırılacaktır.

Feminizm: Kadınlar için uydurulmuş bir kavramdır. Bu kavramla genel olarak kadın hakları, kadın erkek eşitliği, kadınların özgürlüğü, kadınların çalışması, kadınların korunması… gibi konular gündeme getirilmektedir. Gerçek hayatta ise kadınlar mâlesef her yerde reklam aracı olarak kullanılmakta ve satılmaktadır. Yani feminizm sadece slogan olarak kullanılmakta ve bu kelimeyi dillerine dolayanlar kadınları her yerde mâdur etmektedirler.

Kadına hak ettiği değeri ancak İslâm Dîni vermektedir. Hemen denilecek ki, Müslümanlar da kadınları mâdur etmişlerdir. Bunun cevabı hem Târih’en, hem de zamanımızın gerçekleri ile ortadadır. Hiçbir zaman Müslümanlar kadınları, feminizm’in mâdur ettiği kadar çaresiz bırakmamışlardır.

Hak arama adına gündemde tutulan palavralara aldanarak boşanıp da pişman olan kadınlarla hergün karşılaşmaktayız. Keşke evimde sıkıntı çekip de sokakta kalmasaydım diyen feryatları her gün duymaktayız.

Feminizm’i savunarak kadınlara sahip çıktığını iddia edenler acaba neden mal gibi alınıp satılan kadınlar hakkında bir şey söylemezler. Tamamen köleleştirilmiş olan genelev, buna hayat kadınları da diyorlar neden seslerini çıkarmazlar. Onlar insan değiller mi. Onların da bir yuva kurup anne gibi şerefli ve bir o kadar da yüce duyguyu onların da yaşaması için neden çalışmazlar. Üstelik bu vahim durumları ört bas etmeye çalışırlar.

Şimdi sormak gerekir: 8 Mart hangi kadınların günü? Genelev kadınlarının mı? Kötü yola düşürülmüş, insânî değerleri ayaklar altına alınmış kadınların mı? Göğüslerim bozulmasın diye çocuğunu emzirmekten uzak duran, eş kaza anne olmuşların mı? Evde kocasına bir kez güler yüz göstermeyip de, işyerinde, sokakta vs sırıtan kırıtanların mı…? Yoksa hak ve özgürlüklerden dem vurup da mâsûm ve mazlum kadınlar üzerinden rant/gelir sağlayanların mı? Her halde bu olsa gerek. Çünkü diğerlerinin böyle bir gün kutlayacak ne halleri var, ne de güçleri…

İslâm’a göre her gün kadınlarındır. Çünkü kadın gibi kadın, insanlığın varlık sebebidir. Onlar annelik sıfatıyla insan oğlunun en yücesidirler. Analarımız, bacılarımız ve kızlarımızdırlar. Her biri, birinden değerlidir. Cennet gibi eşsiz bir nimeti kazanmamıza vesîle olacak en büyük kazançlarımızdırlar. Nâmusumuzdurlar, şerefimizdirler. Gönlümüzün sürûr’u/sevinci, gönüllerimizin huzurudurlar. Onlar, şefkat ve merhamet âbideleridirler. Tabiî ki bunlar “Sâliha kadınlar”dır. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle anlatılırlar: “…İyi/sâliha kadınlar itaatkârdırlar. Allâh’ın (kendilerini)koruması sayesinde, onlar da “gayb”ı korurlar…” (Nisâ 4/34) Âyette geçen gayb kelimesi: Eşinden uzakta bulunan erkeğin namusu, malı ve her türlü hakkı manasındadır.

İslâm, Kadının çalışmasına engel olmaz. Kadın: İffet ve nâmusunu, edep ve haysiyetini, hanımlık ve annelik vasfını koruduğu müddetçe hayatın her kademesinde meşru dâire içinde hizmet verebilir. Bu meâlde, eğer dikkat edilirse Allâh (CC) erkeği kadının hizmetçisi kılmıştır. Kadının geçiminden erkek sorumludur. Nitekim Âyette: “Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allâh insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler, kendi mallarından harcamakta (ve âilenin geçimini sağlamakta)dırlar…”(Nisâ 4/34) Buyurulmaktadır. Âyette geçen “Kavvâm” kelimesi: Koruyup kollamak manasına gelmektedir. Erkeklere koruyup kollama görevinin verilmiş olması, iki cins arasında bir eşitsizlik gözetilmiş olmasından değildir. Tam tersine, erkeklerin güç, kuvvet ve fizîkî oluşum bakımından farklı yapıya sahip olmalarındandır. Bu durum kadını, erkekten aşağı bir konuma düşürmez. Buna karşılık, erkeklere âilenin geçimini ve yönetimini sağlamak gibi ağır bir sorumluluk yüklemektedir. Evlenirken onlara mehir vermek zorundadır. Kendisine vâris’tir. Kadın huzur ve güven içersinde evinde rahat edecektir. Bu rahatı da erkek temin edecektir. Kadın da bunun karşılığını da kocasının meşru isteklerini yerine getirecektir. Kısaca söylemek gerekirse kadın yorulmayacaktır.

Erkeği bir şekilde çalışamaz olup da, çalışmak zorunda kalarak hem erkeğini, hem de evini geçindiren kadınların günü kutlu olsun. Her hâl-ü kârda bu kadınların elleri öpülür.

Hayatından yakınmayan, başkasına muhtaç olmamak için çırpınan kadınların her günü mübârek olsun. Terkedilmiş bir çocuğu alıp annelik yapan kadınların Allâh yâr ve yardımcıları olsun.

Çocuklarının iyi bir insan olarak yetişmeleri için her türlü sıkıntıya katlananan annelerin günü kutlu olsun. Onlar ne yüce insanlardır ki yaşadıkça yaşatan ruhlardır.

Kadın deyince ben bunları anlıyorum. “Cennet anaların ayakları altındadır” müjdesine lâyık olmak ne büyük bir iltifât ve hakikattir. Cennet kadınların ayakları altındadır denilmiyor. Buna dikkat etmek lazım.

Kadınların ifsâd edilmesi/bozulması, toplumun da ifsâd edilmesi/bozulması demektir. Mâlesef asıl problem de burada yatmaktadır. Her şeye rağmen, bir gün de olsa, kadınlar gününü kutluyorum.

 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X