Ali Günaydın

Ali Günaydın

​İSRAF GÜNAHTA SINIR TANIMAMAKTIR

14 Şubat 2014

İsraf: Sözlükte "aşırı gitmek, gafil ve cahil olmak, yanılmak" gibi anlamlara gelmektedir. Dînî bir kavram olarak İsraf, insanın sahip bulunduğu nimetleri gereksiz ve aşırı tüketmesi demektir. Buna kısaca sorumsuzluk da diyebiliriz.

Âyet ve hadîsler incelendiğinde israfın hem maddî hem de mânevî bakımdan haddi aşmak olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum bazen haramı helal, helali haram kılmak gibi bir netice ortaya çıkarmaktadır.

Yüce Dînimiz İslâm, müslümanları  “…orta bir ümmet…”(Bakara, 2/143) oalarak nitelendirmektedir. Bundan maksat maddî ve manevi, dünya ve ahiret işlerinde her türlü aşırılıktan kaçınmak, büsbütün de pasif olmamaktır. Her işinde âdil olmak esastır.

Aslında israf kavramı günümüzde içi boşaltılmış, basitleştirilmiş haliyle ve sadece yeme içme konusunda; aman artık bırakmayalım, ne var ne yoksa midemize dolduralım gibi traji komik bir şekilde kullanılmaktadır.

Yüce Allâh (CC), her şeyde olduğu gibi kullarının yeme, içme ve harcama konusunda da âdil olmasını, dengeli davranmasını istemiştir. Konu ile ilgili bir Âyet-i Kerîme meâli şöyledir: "Ey Âdemoğulları! Her mescitde ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.” (A'râf, 7/31) Âyet’in nüzul sebebi farklı olsa da hükmü umumidir.

Temiz ve güzel giyinmek ve de güzel görünmek insan fıtratında var olan bir özelliktir. Ahlâkî bakımdan da gereklidir. Hatta kaliteli elbise giymenin mubah olduğu da anlaşılmaktadır. Ancak ihtiyacından fazla neredeyse bir fakire servet olacak derecede kat kat elbiselerle dolapları doldurmak da iyi görülmemiş ve sorumsuzluk olarak değerlendirilmiştir. Bir giydiğini bir daha giymemek de hüküm olarak aynıdır.

Yeterince beslenmemek insan sağlığını bozduğu gibi, çok yemek içmek de insan sağlığını bozmaktadır. Çok yemenin sonucu olarak günümüzde “Obezite – Aşırı kilolu olmak, şişmanlamak”problemi herkesi kara kara düşündürmektedir. Zira aşırı kilolu olmak bir çok hastalığın ve hatta ölümün de sebebi olmaktadır.

Âyet’in ikinci bölümünde zikredilen “…Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allâh israf edenleri sevmez.” Burada beslenmede dengeli olmak emredilirken, nimetleri verene şükretmemiz emredilmektedir. Zira yediğimiz ekmeğin bir buğday tansesini yaratmağa gücümüzün yetmeyeceği ve acziyetimiz vurgulanmaktadır. Yiyip, içip de azıtıp sapıtmaktan da sakınmamız istenmektedir. Buna binâen haram helal demeden yiyip içerek haddi aşanları Allâh’ın sevmediğine dikkat çekilmektedir.

Allâh’ü Zü’l Celâl Ve Teâlâ Hazretleri israf kadar cimriliğin de haddi aşmak olduğunu sözlerin en güzeli ve doğrusu, bizim için kesin bilgi olan Kur’ân’da şöyle fermân buyurmaktadır:

“Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.” (İsrâ, 17/29) Bu âyet-i kerîme genellikle: “Elini boynuna bağlama, onu büsbütün de açma” şeklinde tercüme edilmektedir. Bu tabirle Arap Dilinde: “Cimrilik etmek ve müsrif olmak” şeklinde birer deyimdir.

İsraf’ın zıddı cimriliktir. İfrat’ın zıddı ise tefrittir.

Âyet’in hükmüne göre israf da, cimrilik de haram kılınmıştır. Sebebi ise her ikisinde de aşırıya kaçmak, haddi aşmaktır. İkisinin ortası ise cömertliktir. Cömertlik ise, hem Kur’ân’da, hem de sünnette takdir edilen, övülen erdemli bir davranış biçimidir. Bu sebeble Ahlâk kitaplarında savurganlık ifrat, cimrilik ise tefrit olarak nitelendirilir.

İfrat: Aklın ve Dîn’in uygun gördüğü ölçünün ötesinde veya uygun bulmadığı yollarda harcamayı ifade eder.

Tefrit: Gereken yerlere gerektiği şekliyle harcamaktan kaçınmaktır. İfrat da, tefrit de birer erdemsizliktir. Bu sebeble de haram kılınmıştır.

Gerek israf, gerekse cimrilik haddi aşmak olduğundan kişinin aleyhine durumdur. Kişinin aleyhine bilerek çalışması istenen bir şey değildir. Ancak insan bilmeden aleyhine işler yapabilir. Hakkında hayır zannettiği, iyi bildiği şeyler aleyhine sonuçlanabilir. Her şeyi bilen Rabbimiz bu hususta da bizi engin rahmetine sığınmamızı isteyerek şöyle buyurmaktadır:

“De ki! Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allâh’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allâh bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır. Çok merhamet edendir.” (Zümer, 39/53)

Dikkat edilirse, Âyet-i Kerîme’de “Esrefû” tabiri, israf etmeyin yani haddi aşmayın demektir. Kendi aleyhine haddi aşmak, öncelikle kişinin kendi hayatını ve ruhunu karartır. Sonra da başkalarının (ailesinin, akrabalarının, komşularının ve diğer insanların) hayatlarını da karartır.

Hülâsâ israf öyle sanıldığı gibi ucuz bir kavram değil, tam tersine çok büyük vebâli, günahlarda sınır tanımamayı ifade etmektedir.

Günahlar ne kadar çok olursa olsun, Allah’ın (CC) engin affına sığınmak da her akıllı Müslümanın en erdemli işi olmalıdır.

 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X