Ali Günaydın

Ali Günaydın

​İMTİHANDAN KURTULUŞ YOK

08 Ekim 2015

Takriben iki aydır siz çok değerli ve pek muhterem okuyucularımdan ayrı kaldım. Buna sebep olarak yıllık izin/tatil ihtiyacı, sıla-i  rahim vs. İkinci olarak tam izin bitiminde cerrâhî bir operesyon geçirmek zorunda kalmamdı. Bir atasözümüzde “Rüzgar bazen istemediğin taraftan eser” denilmektedir. Benim durum da biraz öyle oldu. Tabiî ki Allah’tan gelene razıyız.

Yaratılış gayemizin Rabbimizi tanımak, O’na kulluk etmek ve O’ndan gelene razı olmaktır. Çünkü O Yüceler Yücesi bizi yaratırken deneyeceğini irâde buyurmuş ve şöyle fermân etmiştir.

“O hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O mutlak güç sahibidir. Çok bağışlayandır.” (Mülk, 67/2)

Güzel amel yapmak elbette îmânıın gereği ve de mü’minin şiârıdır. Diğer adıyla buuna sâlih amel de denilmektedir.

İster güzel amel, isterse çirkin amel olsun her iki sınıf için de sayısız rehberler mevcuttur. Sâlih amelin rehberleri peygamberler olduğu gibi, kötü işlerin rehberleri de Nemrutlar, Fir’avnlar, Ebû Cehillerdir.

Peygamberler insanları hidâyete çağırırlarken, karşılığının cennet olduğu müjdesini de vermişlerdir. Fir’avnlar ise sahte vaadlerle insanları köleleştirip kendileriyle beraber cehenneme gitmelerine sebep olmuşlardır. İmtihan dünyasında bu durum kıyamete kadar sürüp gidecektir.

İnsan kısacık dünya hayatında  imtihana tâbî tutulurken akabinde gelen ölüm ile beraber imtihanının sonucunu görecektir. Bu sebeple ölüm hayat kadar değerlidir. Mü’minler için cennete açılan bir kapı, kafirler için ise cehenneme giden yolun başlangıcıdır. Asla bir yok oluş değildir.

Allâh (cc) bizim aklımıza hiç gelmeyecek şekillerde kullarını imtihan eder. Bu  konuda bazen genel olarak, bazen de sathî/ yüzeysel olarak bahseder. En çok bilinen âyet meâli şöyledir:

“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.” (Bakara, 2/155)

Bir kul ne ile deneneceğini bilemez. Bu İlâhî irâdeye bağlı bir durumdur. Yüce Allâh (CC) yarattıkları üzerinde mutlak güç ve tasarruf sahibidir. İstediği gibi dener, imtihana tabi tutar. Sonsuz rahmet ve merhametinin gereği olarak bu imtihanda hiç kimseye gücünün üzerinde bir yük yüklemez. Burada mü’mine düşen sabır ve teslimiyet, mü’min olmayana ise yakınmak ve şikayet etmek düşer. Kişi bu durumda da inancına göre kimi rehber edindi ise onu örnek alır. Ya peygamberleri, ya da onların düşmanları olan fir’avları, kârunları…

Bu saydıklarımızın bilinci içersinde işte bu âciz kul da beklemediği bir imtihanla karşılaştı. Yıllık izinden birkaç gün önce dönmüştüm. Yapacağım Tv. radyo proğramları, yazarlıkla ilgili çalışmalar, akşamları düzenlediğimiz bilimsel toplantılar için ön hazırlıklar vs. Bu aşk ve şevk ile hemen çalışmaya başladım ki, bir karın ağrısı nüksetti. Hiç böyle bir ağrı çekmemiştim. Belki geçer umudu ile üç gün sabrettim, direndim, kıvrandım. Baktım ki durum vahim hemen yakınımda bulunan eski adıyla Vakıf Hastanesi, yeni adıyla Mevlânâ Üniversitesi Hastanesi âcil servisine götürüldüm. Gidiş o gidiş. Herhalde bir iğne, bir de serum verirler ve bir iki saat sonra da gönderirler diye beklerken, tahliller sonucu âcilen ameliyata alınmam gerektiği söylendi.

Kalınbarsakta iltihap oluşmuş, gelişmiş ve patlamış. Herhalde buna Tıp dilinde “Polit” diyorlar. 20 cm kadar alınmış. Sol tarafımıza bir torba takılmış. Sanırım 1-2 ay içerisinde o torba da doktorumun dediğine göre iptal edilecek. Şimdilik pansuman oluyoruz.

Burada ameliyatı gerçekleştiren Genel Cerrâhî Uzmanı Doç. Dr. Yusuf TANRIKULU Beyefendi kardeşim gerçekten on parmağında on mahareti olan bir uzman. Tam manasıyla işinin ehli bir doktor. Kendisine buradan özellikle teşekkür eder, başarı dolu uzun ömürler dilerim. Yine aynı zamanda Yusuf Bey’in kendisinin olmadığı zamanlarda tembihlemiş olduğu Genel Cerrâhî Uzmanı Doç.Dr. Ahmet OKUŞ Bey’e de göstermiş olduğu yakın ilgilerinden dolayı teşekkürü borç bilirim.

Bu hastalığım vesilesi ile gerek hastaneye, gerekse eve gelerek, ayrıca tel.vs arayarak şifa dileyen bütün eş dost ve kardeşlerime çok müteşekkirim. Hepsinden Allâh razı olsun.

Ameliyattan çıktığım andaki çektiğim acı ve ağrılar, hastalıktan şifa için nasıl duâ edilmesi gerektiğini çok iyi öğretti bana. Hani deriz ya; Yâ Rabbi! Ümmetin hastalarına şifalar, dertlerine devalar…

İnsan kendisi gerçek manada  hasta olduğu zaman o duâyı en derûnî hislerle yapabiliyor.

Allâh (CC) ümmetin hastalarına Şâfî ism-i Celîl’inin tecellisi ile âcil şifâlar ihsân eylesin. Bizi üstesinden gelemeyecğimiz imtihana  mâruz bırakmasın. Yüce Rabim ümmetin bütün sıkıntılarından kurtulacak yolları da göstersin.

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  • Osman İşler

    Sayın Hocam.Aramıza hoş geldin.Büyük geçmiş olsun.Allah şifalar versin.Geçmiş olsun.

    • Cevapla
    • Begen (0)
    • Begenme (0)
Kapat X