Ali Günaydın

Ali Günaydın

​Hased duygusu

02 Mayıs 2013

Hased: Nimet verilmiş olan bir kimseden, o nimetin yok olmasını istemektir. Dilimizde “Çekememezlik” olarak zikredilmektedir. Başka bir tarife göre de: Başkasında olan bir nimetin kendisinde olmasını istemektir.  

Hased duygusu insan fıtratında var olan bir özelliktir. Ancak insan eğitilen bir varlık olması hasebiyle bu duygudan kurtulabilir.

İnsanın yaratılışında başkalarına karşı üstün olma arzusu vardır. Fıtratından gelen bu üstünlük duygusu çalışıp üretmek ve başarmak açısından gerekli olan bir özelliktir. Başarılı olma hissi insanı çalışmaya sevkeder. İnsan çalışarak kazanır, aynı zamanda da üretir, başkalarına da faydalı olur. Bu yönüyle ibâdet etme yüceliğine ulaşır, sevap kazanır.

İnsanın çalışıp başarılı olmasında ve üretkenliğinde karşısında rakiplerinin olması da gerekir. Rakiplerle olan rekabet kişiyi daima daha ileriye götürür. Bu sebeble hayatta başarılı olmak için rakiplerin varlığı esasen hased etmeye değil, kişiyi gıbta etmeye götürmelidir.

Gıbta: Kişinin kendisinden, nimet ve fazilet bakımından üstün gördüğü kişiye benzemek, onun gibi olmaya çalışmaktır ki, bu da dilimizde “İmrenme” olarak kullnılmaktadır. Buna aynı zamanda “Hased’in hayırlı yönü de denilebilir. Gıbta edilecek şeyler hakkında Hz.Peygamber (SAV) şöyle buyurur: “İki kişi haricinde olan kimseye gıbta etmek caiz değildir. Biri, Allâh’ın kendisine hikmet verdiği ve onu başkalarına öğreten kimse, diğeri ise Allâh’ın kendisine verdiği malı O’nun yolunda harcayan kimse.” (Buhârî, İlim 15)

Başkasında olan bir nimetin yokluğunu istemekle meydana gelen hased duygusu aynı zamanda bir zulümdür. Zulüm ise bir vebâl ve günahtır. İnsandaki iyilik ve hayır duygularını yok eder, bencilleştirir. Hz. Peygamber (SAV) şu uyarıyı yapmaktadır: “Hasedden kaçının. Çünkü hased, ateşin odunu yakıp tükettiği gibi, bütün hayırları yok eder.” (Ebû Dâvud, Edeb 52) Bir başka hadîs-i şerîf’de geçmiş ümmetlerin yıkılmasına sebeb olan hastalıkların başında hasedin geldiği ifade edilerek şöyle buyurulur: “Size geçmiş ümmetlerin hastalığı bulaştı. Bu (Hastalık) hased ve buğz’dur. Bu (Hastalık) kazıyıcıdır. Bilesiniz ki; kazıyıcı derken saçı kazır demiyorum. O, dîni kazıyıcıdır. Nefsim Kudret-i elinde olan Allâh’a yemin ederim ki; sizler imân etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de imân etmiş olamazsınız. Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi size haber vereyim mi: “Aranızda selâmı yaygınlaştırınız.” (Tirmizî, Sıfat’ül Kıyâme 57)

Hased duygusunun giderilmesinde, mü’minler arasında selâm ve sevginin yayılmasının esas olduğunu Hz. Peygamber (SAV) den öğrenmiş bulunuyoruz.

Kültürümüzde bazen hased ile kıskançlık birbiriyle karıştırılmaktadır. Oysa kıskançlık hiçbir zaman hased demek değildir. Kıskançlık, korumaya dönük bir kavramdır.

Kıskançlık: Şeref ve nâmusa zarar verecek şeylerden korunmak demektir. Kişinin temsil ettiği makamını başkalarının müdahalesinden koruması, hanımını başkalarından kıskanması hased değil, tam tersine gerekli olan davranışlardandır ve dînimizce de övülmüştür.

Hased’in câiz olduğu yerler:

Dînimizce kötü sayılan hased, hak sahibi olan kimselerin elde ettiği nimetlerin yok olmasını istemek ve bunun için de çalışmaktır. Fakat mü’minlerin, mazlumların aleyhine kullanılan münafık ve kafirlerin ellerindeki nimetlere hased etmek gerekir ve bunun için de çalışılır. İnsanların huzuru için bu çalışma gereklidir. Yine hırsızın çaldığı, rüşvetçinin elde ettiği mallara hased edilir ve bir an önce ellerinden alınması için çalışılır.

Kin: Gizli düşmanlık demektir. Mü’min aslâ kin tutmaz. Kardeşine düşmanlık yapmaz. Zira mü’min cennete tâlip olduğu için, cennet ehlinden “KİN” duygusunun alındığı Kur’ânda şöyle anlatılır: “Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar akar. “Hamd bizi buna eriştiren Allâh’a mahsustur. Eğer Allâh’ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun, Rabbimizin Peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. Onlara: İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir.”

Mü’min, hasedden uzaktır. Mü’min, kardeşine kin tutmaz. Kıskançlığı meşrudur. Mü’min, kardeşinde var olan güzel hasletlere gıbta eder. Gönül dünyasında hased gibi kötülüklere yer yoktur. Hased başta olmak üzere mü’min, bütün kötü duygulardan Allâh’a sığınmalı ve kurtulmak için çalışmalıdır.

Konumuzu en güzel anlatan Felak Sûresi’nin meâliyle noktalayalım.

“De ki: Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, hased ettiği zaman hasedçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.” (Felak Sûresi, 113/ 1-5)

 

.

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X