Ali Günaydın

Ali Günaydın

​Gençler evliliğe nasıl hazırlanmalı?

06 Mart 2014

Evlilik: İnsan hayatının en önemli hadisesidir. Bu durum nikah akdiyle başlar ve bir aksilik olmazsa ömür boyu devam eder.

Nikah: Allâh’ın (CC) emri ile erkek ve kadının birbirlerine helâl olmasını gerektiren sözleşme akdidir.

Kültürümüzde “Yalnızlık Allâh’a mahsustur” deyimi kullanılır. Bu sebeble sonsuz güç ve kudret sahibi olan Yüce Rabbimiz mahlukatı hep eşiyle birlikte çift yaratmıştır. Bu mahlukat içersinde insan oğlunun özel bir yeri vardır.

Tek başına karar vermek ve istediğini yapmak sadece ve sadece Allâh’a mahsustur. İnsan ise eğitilen bir varlık olması hasebiyle mutlak surette birbirine muhtaçtır. İş evlilik olunca mesele ayrı bir önem arzetmektedir. Şöyle ki: Evlenmemiş kimse yarım hükmündedir. Onu tamamlayacak olan ise Allâh’ın (CC) emri doğrultusundaki meşru nikahtır. Bunun için Kur’ân’da şöyle buyurulur:

“…Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz…”

“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelelere ayırdık. Allâh’ın katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Şüphesiz Allâh hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” (Hucurât, 49/13)

Âile, toplumun temel taşı olduğu için en önemli kurumdur ve hürmete layıktır. Bu sebeble âile mahremiyeti denilince dışardakilere o âilenin işlerine müdahale haram, âile fertlerinin birbirlerine karşı durumu ise hürmeti ifade etmektedir. Bu hürmete binâen hiçbir genç ben aklıma güveniyorum diyerek âile fertlerini özellikle ana- babasını bir kenara bırakıp evliliğe karar veremez. Verdiği takdirde maalesef  hüsrân ile sonuçlanacak bir adım atmış olur. Günümüzde bu durumun sayısız örneklerini görmekteyiz. Zira gençler hisleriyle, büyükler ise akıl ve tecrübeleriyle yol gösterirler.

Okulda, işyerinde vs. tanışıp da tek başlarına evlilik kararı alan gençler sadece birbirlerini kandırdıkları için maalesef evlilik oyunu oynamaktadırlar. Evlenip, maskeler düşüp de birbirlerinin gerçek yüzlerini gördüklerinde ise mahkemelere koşmaktadırlar. Ne yazık ki bu durum toplumumuz için kanayan, tedavi ve telafisi mümkün olmayan bir yara halini almıştır.

Hucurât 13. Âyet’i çok önemli bir gerçeğe dikkat çekmektedir ki, o da “Takvâ”dır. Yani Allâh (CC) katındaki değerin, O’nun gazabını çekecek şeylerden sakınma olduğudur. Yani açık mesaj şudur: Oğlunu veya kızını evlendirecek olan ebeveynler birbirlerinin hep maddi refah yönünü araştırırken, en az onun kadar dînî-mânevi yönünü de sorgulamak zorundadırlar. Maalesef bu konudaki zafiyetler de istenmeyen sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Bu konudaki en belirleyici uyarıyı âlemlere Rahmet Peygamberi (SAV) yaparak şöyle buyurmaktadır:

“Kadın dört şeyi için nikahlanır: Malı, asâleti, güzelliği ve dindarlığı için. Sen dindar olanı seç ki huzur bul.” (Buhârî, Nikah 15)

Evlenecek erkekte mutlaka güvenilirlik, kızda ise iffet aranmalıdır. Hadis-i Şerîf’in işaret ettiği gibi bu nitelikler de ancak dîndârlıkla mümkündür.

Her şeyden önce insan mahlukatın en şereflisidir. Yeryüzünün halifesidir. Diğer hayvanlar gibi istediği zaman istediği karşı cinsiyle yalnızlığını gideremez. Bu hususta Allâh’ü Zü’l CELÂL mahlukatın içinde şerefli kıldığı insan için birtakım kurallar koymuştur. Bu kuralların başında öncelikle evliliğe hazır olmak yani evlendikten sonra bu sorumluluğu en iyi bir şekilde devam ettirecek maddî ve mânevi dirayete sahib olmak gelmektedir.

Evlilik zamanı ergenlik dönemi, diğer adıyla büluğ çağı denilen zamandan başlayarak ömür boyu devam eden bir zaman sürecidir.

Ergenlik dönemi erkekte ihtilâm olmakla, kadında ise âdet görmekle başlar. Yani coğrafi şartlara göre 12-15 yaşlarından itibaren başlayan dönemdir. Yanlış anlaşılmasın burada gençler hemen büluğ çağına erer ermez evlenmelidir şeklinde bir neticeye varılmamalıdır. Bu durum sadece bedensel olgunluğa ermedir.

Ailenin geçimini sağlayacak ekonomik güce sahip olmak da ikinci önemli şarttır.

Evlilik öncesi erkek ve kız adaylar, evliliğin getireceği sorumlulukları mutlak surette öncelikle ana-babalarından öğrenmelidirler.

Erkek, aile geçindirmenin, nafaka temin etmenin ve de baba olmanın getireceği sorumlulukların üstesinden gelip gelemeyeceğinin hesabını çok iyi yapmalıdır.

Kız ise evinin hanımı, çocuğunun annesi ve eşi ile iyi geçinebilmenin getireceği sorumluluğun bilincinde olmalıdır.

Ana ve babalar da evlenecek çocukları için çok iyi birer rehber olmak zorundadırlar. Çocuklara sevgi şefkat ve merhametin yanında mutlaka sorumluluk bilinci de verilmelidir. Mesela ufak tefek getir götür işleri yaptırılmalı zamanla artırılmalı ve takip edilmelidir. Mesela evin ihtiyaçlarının giderilmesinde görev verilmeli, yapabileceği işlere yönlendirilmeli ve bu durum kendi ayaklarının üzerinde duruncaya kadar devam etmeli. Evlilik hayatını yürütebilecek kanaat hasıl olunca da evlendirmelidir. Buna ek olarak kız çocukları da anneleriyle beraber ev işlerinde ve mutfakta yetişmelidirler.

Evlenecek gençler, evlilikle beraber ailelerinin de genişleyeceğinin bilincinde olmalıdırlar. Kâim baba, kâim vâlide, kâim biraderler, bacanaklar, baldızlar vs. Burada ortaya çıkacak yeni akrabalarla da uyum sağlamak, haklara riâyet etmek gerekmektedir.

Evlilikte sadece dünyevi hazlar, maddi refah ve lüks içinde bir hayat yaşamak gaye edinilirse, bu hiçbir zaman insana beklediği huzur ve mutluluğu vermeyecektir ve vermemiştir de.

Dikkat edilmesi gereken husus ise, evliliğin bir oyun değil; gerçek olduğudur.

 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X