Ali Günaydın

Ali Günaydın

​Engelli olmak!!!

04 Aralık 2014

İnsan, yeryüzünde Allâh’ın (CC) yaratmış olduğu en şerefli varlıktır. En mükemmel biçimde yaratılmıştır. Ayrıca yeryüzünde ne varsa hepsi insanoğlunun hizmetine sunulmuştur.

Akıl, irade, hissiyât ve diğer hayvanatta olmayan birçok değerler insan verilmiştir. Bunların karşılığında da ağır bir imtihana tâbî tutulacağı da kendisine bildirilmiştir.

Allâh (CC), hayat ve ölümün bir imtihan vesilesi olduğunu bildirerek şöyle buyurmuştur:

“O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” (Mülk, 67/2)

İmtihan demek, bir hedef için çalışmak, yorulmak ve olabilecek sıkıntılara katlanmak demektir. Bir mü’minin hedefi öncelikli olarak Allâh’a kulluk etmek ve netice olarak en yücelere ererek cennete ulaşabilmektir. İşte bu yüceliğin bedeli, dünya hayatındaki imtihanla ödenmektedir.

Allâh (CC), yarattıkları üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir. Farklı şekillerde kullarını dener. Sabredenlere ise müjdeler verir. Bu imtihanın geneli ile ilgili olarak Yüce Kelâmında şöyle buyurur:

“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.” (Bakara, 2/155)

Hiçbir insan kendisinin engelli veya engelsiz oluşunu tayin edecek kudrete sahip değildir. Bu sebeble ne engelli olan üzülmelidir, ne de engelsiz olan sevinmeli.

Engellilik doğuştan olabileceği gibi, hayatın akışı içersindeki birtakım olumsuzlukların sonucu olarak da engellilik ortaya çıkabilir. Hiç kimse bulunduğu andan sonrasında ne olacağının garantisini veremez.

Denizdeki balığın, bir an için dışarı çıktığını farz edelim. Bir damla suyun ne demek olduğunu o zaman anlayacaktır. Denizde iken bunu aklından bile geçiremez. Bu durum sağlığı yerinde olanlara güzel bir misal teşkil etmektedir.

Engellilerin yerine kendimizi koyarak şöyle bir an düşünelim. Günümüzde buna empati diyorlar fakat bunun aslının sempati olduğunu uzmanlar söylüyor. Gözlerimiz olmasaydı, âmâ olsaydık. İşitme özelliğimiz olmasaydı, sağır olsaydık. Konuşma özelliğini kaybetmiş olsaydık. Hislerimiz olmasaydı. Ellerimiz, ayaklarımız olmasaydı acaba ne yapardık. Sağlıklı iken belki bunlar aklımıza gelmeyebilir. Bu konuda engelliler aslında bize çok büyük rehberlik yapmaktadırlar. Böyle düşündüğümüz zaman anlarız engelliliğin ne demek olduğunu. O zaman biliriz sağlığımızın kıymetini. O zaman idrâk ederiz Yaratıcı’ya şükrün önemini. O zaman kendini gösterir merhamet duyguları.

3 Aralık, engelliler günü ilan edilmiş. Bu günde engellilerin sorunları, çözümleri vs. dile getiriliyor. Gerçi son zamanlarda bu konuda ülkemizde bayağı mesafe kat edilmiştir.

Engellilik, süreklilik arzettiğine göre, hayatımızın bir parçası olması hasebiyle her gün üzerinde durulması gereken toplumsal bir meseledir.

Engellilik iki sınıf olarak değerlendirilmektedir. Birincisi, zihinsel engellilik. İkinci olarak da bedensel engellilik.

Zihinsel engellilik, tabiatı itibariyle en zor ve çetin olanıdır. Allâh (CC) kimseye vermesin. Bu tür problemi olanların Allâh (CC) yâr ve yardımcıları olsun.

Bedensel engelli olanlar eğitim ve öğretime katılabilmekte, iş yapabilme ve üretkenlikleri sağlanabilmektedir. Hatta nice engellilerin hayattaki başarıları, kendini sağlam zanneden tembel ve bahanecilerin yüzünü kızartmaktadır.

Ülkemizde 12 milyon engelli olduğu belirtiliyor. Yani nüfusumuzun 1/10’u nu teşkil ediyor. Bir diğer ifadeyle her on kişiden biri engelli olarak kayıtlara geçmiş durumda. Bu sayı çok fazla. İnsanı düşündüren bir rakam. Acaba engelli sayısı neden bu kadar fazla? Bu hususa biraz kafa yormak gerekiyor.

İlmî buluşlar ve teknolojik gelişmelerin sunduğu rehavet kadar hatta daha fazlası felaket getirmiş durumda. Neredeyse bütün gıda maddeleri sûnîleşti. Yediğimiz, içtiğimiz hormon. Genetiği değiştirilmiş gıda maddeleri insan embriyosunu/üreme sistemlerini bozmuş durumda.

İnsanlığını unutmuş birileri, üç kuruşluk kazanç için piyasaya adeta dert üreten ürünler sürmekte. Yediğimiz zehir, içtiğimiz zehir. Kullandığımız eşyalar kanserojen etki yapıyor. Bir’lerin süflî çıkarlarına bilmeden binler hatta milyonlarca kişi hizmet ediyor.

Bazı sorumsuz ve kaba cahillerin sebeb olduğu kazalar sonucu engelli olanlar da işin cabası.

Vâkıâ; engellilerin var oluş sebeblerinden birisi de, hak-hukuk tanımayan kendini bilmezlerin tahrîbâtlarından kaynaklanmaktadır.

Engellilere şefkat ve merhamet ellerini uzatmak kuvvetli bir îmân ve yüce bir erdemlilik gereğidir.

 

 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  • Adem Kalaycı

    Kaleminize sağlık, engelli kardeşlerimize engelsiz yaşam temennisiyle..

    • Cevapla
    • Begen (0)
    • Begenme (0)
Kapat X