Ali Günaydın

Ali Günaydın

​Çocuk yaşta evlilik meselesi

22 Ocak 2015

Evlilik, insan hayatında en önemli bir dönüm noktası olan en ciddi iştir. Beraberinde hayat boyu devam edecek yeni sorumluluklar ve akrabalıklar getirir.

Evlilik, Yüce Dînimizin prensipleri doğrultusunda yapılırsa hayır getirir.

Evlilik, büyük bir imtihandır. Kişinin hanesi ya cennet şubesi, ya da cehennem sıkıntısı çektirir.

Çocuk yaşta evlilik meselesine gelince tamamen farklı meseleler ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde zaman zaman bazı istismarcılar tarafından gündeme getirilip zihinler bulandırılmaya çalışılmaktadır. Sanki çocuk yaşta özellikle kız çocuklarını evlendirmek İslâm’ın emri imiş gibi hemen saldırılar başlamakta ve sözde insan haklarından dem vurulmaktadır.

Necip Fâzıl merhuma bazı sefihler dil uzatarak hep geçmişiyle kötülemeye, gözden düşürmeye çalışırlarmış. Üstâd da şöyle karşılık verirmiş: “Eskiler pislikti çöpe attım. İslâm ile temizlendim. Birileri hâlâ çöplüklerde geziniyorlar.”

Bu misal konumuzla tam da örtüşmektedir.

İç ve dış düşmanların memleketin istikrarını, milletin huzurunu bozmak için var güçleriyle çalıştıkları bir dönemde böyle seviyesiz bir meselenin tekrar bir hoca efendinin sözlerinin cımbızlanarak ve de çarpıtılarak gündeme getirilmesi, çöplüklerde bir şeyler arayanların boş durmadıklarını bir kez daha göstermiştir.

Gündemin öznesi olarak gösterilen ve de yıpratılmaya çalışılan hoca efendinin konuyla ilgili konuşmalarını dinledim. Anlatılanların aksine çok mükemmel tespitlerde bulunmuş hoca efendi. Konuştuklarının tamamına imzamı atarım.

Geçmişte ve günümüzde çocuk yaşta evlilikler nadiren de olsa olmuş ve olmaktadır. Bu durumun İslâmiyetle hiçbir ilgisi yoktur. Tamamen bir örf meselesidir. Bunu savunanlar da, karşı çıkanlar da hep olmuş ve olacağa da benziyor.

Asrı saâdette de böyle bir örf vardı ve bazı sahâbîler de bu örfe uymuşlardır. Genelde dile dolanan ise Hz.Âişe (R.Anhâ) ile Resûlullâh (SAV)’in evliliğidir. Kimilerine göre Hz. Âişe çocuktu. Hatta oyuncaklarıyla oynarken zifafa gönderilmişti. Kimilerine göre de 18 yaşında ve evlenme ehliyetini tam manasıyla haizdi. Bu polemikler sürüp gitmekte olup kimseye de bir şey kazandırmamaktadır. Asıl mesele bu örf’ün arkasına sığınarak İslâm’a ve müslümanlara saldırılmasıdır.

Bir defa şu gerçeği görmek durumundayız. Her toplumda erken dönemlerde ergenlik çağına giren kız ve erkek çocukları vardır. Daha 10 yaşında iken 15 yaşında imiş gibi çabuk gelişme gösterenlerin varlığına bizzat şahit olmuş birisi olarak bunu iddia ediyorum. Zaten bu husus bilimsel olarak da ortaya konulmuş bir gerçektir.

Evlilik müessesesine Kur’ân ve sünnet kadar değer veren hiçbir kurum ve kuruluş yoktur. Kur’ân-ı Kerîm “Reşîd olma”ya işaret ederken, Hz.Peygamber (SAV) de “Küfüv” yani denkliğe dikkat çekmektedir. Mesela: “Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (bülûğa) erdiklerinde, eğer reşit olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin…” (Nisâ, 4/6)

Âyet-i Kerîme’de açıkça ifade edildiği üzere çocukların evlenme çağına gelmeleri aynı zamanda reşit olmalarının da zamanını oluşturmaktadır. Daha açık bir şekilde söylemek gerekirse reşitlik dönemi en az 15 yaş ve üstünü ifade eder.

Hz. Peygamber (SAV) de şöyle buyurur: “Dîndârlık ve ahlâkından razı olacağınız biri evlenmek istediğinde onu evlendirin. Yoksa yeryüzünde fitne ve fesad çıkar.” (Tirmizî, Nikâh 3)

Dîndârlık ve ahlâk evlilik konusunda seçilecek önceliklerin ilkidir. Bu iki hususta denklik mutlak surette gereklidir. Hadîs-i Şerîf’te bu iki hususa dikkat çekilmesi, eğer böyle olmazsa yeryüzünün fitne ve fesad bataklığına döneceğine işaret etmesi mânidârdır.

Dîn ve ahlâk yönünden birbirinin dengi olmayanların evliliklerin ne tür sonuçlar doğurduğuna her gün şahit oluyoruz. Fakat şu kadar küçük yaşta biriyle evlenen kimselerin evliliklerinden problem çıktığını görmüyoruz. Hatta özellikle kadınlar tarafından; varsın 10 yaş büyük olsun, hiç değilse aklı fikri yerinde olur. Oturacağı duracağı yeri bilir… gibi talepleri her gün duyuyoruz.

Mesele aslında küçük yaşta evlilik değil, onu bahane ederek ahlaksızlıkların örtülmeye çalışılmasıdır.

Bir hoca efendinin konuşmalarını bahane edip İslâma saldıranlar, o çocuk yaşta kaçırılıp fuhuş tacirlerince pazarlanan körpe dimağlara gelince hiç oralı olmuyorlar. Neden? Çünkü kendi meşreplerine uygun da ondan.

Bir de şu hakikati dikkatlerinize sunmak isterim. Cahiliyye döneminde kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmelerini esefle karşılarız. Ancak işin arka planındaki bir gerçeği de görmek gerekir. O da şudur:

Mal, can ve namus güvenliğinin olmadığı bir dönem. Bu dönemde ani baskınlarla kız çocukları da kaçırılıyor ve bir daha haber alınamıyordu. Ana ve baba her gün bu evlat acısıyla yanıyordu. Bu acıyı yaşamamak için ya küçük yaşta çocuğunu evlendiriyor, ya da ömür boyu utanç yaşamamak için kendi elleriyle gömüyor, böylece yerini bari biliyor ve ona  katlanıyordu.

Şimdi sormak lazım, o dönem müşrikleri mi, yoksa bugün medeni ve modernist geçinen namus fukaraları mı daha şahsiyetli.

 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X