Ali Günaydın

Ali Günaydın

​Bir yıllık kayıp ömür

25 Aralık 2014

2014 Yılının son günlerini yaşarken, 1 Ocak 2015 Perşembe günü itibariyle yeni bir mîlâdî yıla daha girilmiş olacak.

Kapitalist toplumların egemen olduğu, toprağını kan ve gözyaşlarının ıslattığı bir dünyada huzur ve barışın hayalleriyle bir yıl daha geride kaldı.

İslâm dünyası için geçen ve gelecek yıllar bir anlam ifade etmemektedir. Çünkü müslümanlar genel olarak ne olduklarının farkında değiller.

Bir taraftan Haçlı itleri, diğer taraftan Siyonizm köpekleri müslümanların kanını dökerken kendilerine göre başarılı bir yılın kutlamalarını yapmaktadırlar. Bu başarılarına ne yazık ki bazı Müslüman geçinen ahmak fırkalar da katkı sağlamaktadırlar.

Kurân’dan, sünnetten, ilim, sanat ve marifetten uzak, geçmişiyle övünmekten başka bir meziyeti olmayan çoğu müslüman toplumlar şimdiden kadîm düşmanlarının sevincine ortak olmaya başladılar bile. Bunu da normal karşılamak lazım. Çünkü hayatında Kur’ân ve sünnet olmayan, bunların sadece laflarıyla avunanlar gerçeği göremeyecek kadar kör, işitemeyecek kadar sağır ve anlayamayacak kadar da kalpsizdir. Müslüman topluluklarının içersinde de bu yapıdaki insanlar ne acıdır ki büyük bir yekûn tutmaktadırlar.

Tarihe baktığımızda dört asırdan beri islâm dünyası kan ağlıyor. Düşmanları bayram ediyor. Nasıl olsa onlara gücümüz yetmez, bâri şerlerinden korunmak için şirin görünelim zilleti iyice sindirilmiş durumda. Bunun emarelerinden biri de yılbaşı kutlama saçmalığı olarak şu günlerde yine kendisini göstermiş durumda.

Efendim yılbaşı kutlamalarının dînen bir sakıncası var mı?

Şimdi güler misin, ağlar mısın?

Kutlama kelimesi zamanımızdaki kullanımı açısından sevinç ifade etmektedir. Bir işi başarmaktan veya bir nimete kavuşmaktan dolayı sevinmenin adıdır kutlama. Bunun İslâmî adı ise şükürdür. Belli ki bu soruyu soran müslümanlar kutlamanın ne olduğunun bile farkında değiller.

Yüce ve Allâh (CC) katında yegâne hak dîn olan islâm, kavuşulan nîmetler karşısında şükrü, eğer bunun adı kutlama ise emreder. Bu sebeble kutlamalara karşı değiliz. Ancak neyin nasıl kutlandığı önemli. Buna göre yılbaşı kutlaması bir şükrün ifadesi mi, yoksa bir gaflet eseri olarak islâm düşmanlarının  sevincine ortak olmak mı? Kutlama şekli islâma uygun mu değil mi? Bir Müslümanın öncelikle bu soruları kendisine sorup, ona göre hareket etmesi gerekir.

Her şeyden önce bir yıllık bir zaman büyük bir kayıptır. Bir de gaflet ve dalâlet içersinde geçmişse vay halimize diye düşünmemiz gerekir. Giden ömürdür ve asla geri alınamaz. Geçen ömrün bir dakikasına dünyayı versek geri getiremeyiz. Ölüme ne kadar yaklaştığımızı da bilmiyoruz. Kutlama sonrası gireceğimiz yeni yıl belki de bizim ölüm yılımız olacaktır. Buna hazır olup olmadığımızın muhasebesini yapmak akıllı bir mü’min için en büyük kutlamadır.

Zaman isrâfında sınır tanımayan bir toplum haline geldik. Mâlâyânî/boş, lüzumsuz işlerle bol vakit kaybediyoruz. Neticede kendimize faydalı olamadığımız için, başkalarına hiç olamayız. Bu durum en büyük aldanışımızdır. Mesela saatlerce ekran karşısında veya faydasız lakırtılarla zaman israfı yapıyıruz. Bizi hiç ilgilendirmeyen ve de faydası olmayan şeylerle ömür tüketiyoruz. Fakat günlük yarım saat Kur’ân, Hadîs, Tefsir, İslâm Tarihi vs. okumaya gelince birçok bahanemiz oluyor. Ân be ân ölüme yaklaştığımızın farkında bile değiliz.

Zaman isrâfı en büyük günahlardan olup, Âlemlere Rahmet Peygamberi (SAV) asırlar öncesinden bizi uyararak şöyle buyuruyor:

“İki nimet vardır ki insanların çoğu onları (değerlendirme) hususunda aldanmıştır. Sağlık ve boş vakit.” (Buhârî, Rikâk 1)

Unutulmamalıdır ki dünya da, âhiret de ancak zamanla yani zamanı iyi değerlendirmekle kazanılır. Zaman sâlih amellerle dolu dolu geçirilirse işte o zaman şükür yani kutlama yapılır. Böyle bir hayatı nasip ettiği için Allâh’a (CC) şükredilir.

Haramlardan huzur bulanı târih kaydetmemiştir. Bir çok emsalini de gördüğümüz halde yine Frenk meşrep ithallerimizden biri olup, bir çok ocağı söndürdüğü görülmesine rağmen milli piyango safsatasına aldanıp kuyruklarda bekleyenleri gördükçe bu kadar ahmaklığa da pes demekten kendimizi alamıyoruz.

Haram haramdır. Haramla kutlamanın/şükrün dînimizde yeri yoktur. Maâzallâh bu batı hurafesine ortak olmak ile onlardan olmak arasında bir fark bulunmadığı Yüce Kitâb’ımız  şöyle beyân buyuruyor:

“Ey imân edenler! Yahûdî ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allâh zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.”

İşte bu İlâhî uyarı karşısında zerre miktarı îmânı olan, adına yılbaşı kutlaması denen rezaletlere pirim vermez. Hele hele bir de zil zurna sarhoş olup da hımarlar gibi sokaklarda anırmaya yeltenmez. Aradaki farkı görmek için gerçek müslümanların kutladıkları bir diğer ifade ile şükrünü edâ etmeye çalıştıkları “Hicrî Yılbaşı” kutlamalarını görmek gerekir.

Her şeye rağmen geleceğin müslümanlara ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini Yüceler Yücesinden dilerim.

Kur’ân ve sünnet ahkâmı ile dirilmeyi, güzel ahlâkın hâkim olduğu bir dünya inşâ etmeyi Yüce Allâh (CC) bizlere ve nesillerimize ihsân eylesin.

 

 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X