Ali Günaydın

Ali Günaydın

​BİR ŞEYE SEBEP OLAN, ONU İŞLEYEN GİBİDİR

29 Ekim 2015

Bilindiği üzere önümüzdeki Pazar Ülkemizde genel bir seçim yapılacak. Ancak bu seçim milletin kaderini etkileyecek bir seçim.

1 Kasım 2015 Pazar denilince sonraki zamanlarda bir Mîlât olarak anılacaktır. Bu seçimi önemli kılan etken ise, yakın tarihimizde görülmemiş olan istikrarın tamam veya devamına milletçe karar verilmesidir. Ancak milletin sağduyu ile karar verebilmesi de neredeyse imkansız gibi görünmektedir.

Muhtelif yazılarımızda da işlediğimiz üzere içimizdeki beyinsizlerle dış düşmanların ittifakı bu seçimleri her zamankinden daha önemli hale getirmiş, halkımız ümitsizliğe düşürülmeğe çalışılmıştır. Hatta olumsuz, kötümser propoğandalar olanca hızıyla devam etmektedir.

Ülkemizdeki siyasetin, özellikle de siyasetçilerin seviyesizliği her alanda kendini göstermektedir. Dün savunduğu fikirlerin bugün tam tersini savunmak bizim politikacılarımızda görülen bir ahlâk düşüklüğüdür maalesef.

2000’li yıllardan önceki siyaset adamlarımız muhalefette iken olabildiğince iktidarı eleştirirler, kendileri iktidar olunca da söylediklerini unuturlar; eleştirdiklerini kendileri yaparlardı. Ülkede istikrasızlık ve tam bir kısır döngü yaşanırdı. İnsanlar hep perişandı. O zamanlardan günümüze ulaşan bir kısım politikacılarımız maalesef aynı alışkanlıklarını devam ettirmekte bir sakınca görmemekteler. Yeter ki iktidarda olan yıpransın ve hükümet düşsün de ne olursa olsun. Bu kısır döngü bize Sultan Abdülaziz Han’ın azledilip sonra da katledilmesi hadisesini hatırlatmaktadır.

Sultan Abdülaziz Han Osmanlı’nın son dönemlerinde tahta çıkan en dirayetli padişahlardan bir idi. Vatan sevdasıyla yetişmiş, gecesini gündüzünü insanların huzur ve refahı; ülkenin kalkınması için geçirmiş bir padişahtı. Güçlü bir ordu ve donanma kurup, Rusya’dan Kırım’ı almayı hedefliyordu. Bu hususta epey mesafe de kat etmişti. Ancak o zamanın dış düşmanları ile, Sadrazam Mithat Paşa gibi içerdeki hainlerin ittifakıyla Abdülaziz Han tahttan indirildi ve katledildi.

Mithat Paşaya sormuşlar: Paşam! İhtilâli gerçekleştirdiniz. Abdülaziz’i tahttan indirdiniz. Şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Cevap çok manidar ve düşündürücüdür.

-“Biz sadece Abdülaziz’i tahttan indirmeyi düşünmüştük. Devlet için bir planımız yok.”

Tarih tekerrür mü ediyor acaba diye düşünmeden edemiyoruz. Günümüzün Mithat Paşaları da maalesef aynı tavırları sergilemektedirler. Hükümet düşsün de ne olursa olsun. Halkın sıkıntıları kimsenin umurunda değil.

Şöyle bir hatırlayalım: Bugün hırsızlık, soygun, rüşvet vs. ile iktidar partisini eleştirenler, ondan önce iktidarda idiler. Dünyada kriz yokken, ne hikmetse bizim ülkemiz dibe vurdu, iflas etti. Bankalardan çuvallarla paraların kaçırıldığını tv.lerden canlı seyrettik. Bir gecede 300 milyar doları aşkın para çalındı. Çalmak tabiri yerine o zaman “Hortumlandı” diyorlardı. Millet çöplüklerde ekmek aramaya başladı. Bu rezilliklerden canı tak eden vatandaş, o zamanki koalisyon hükümetini al aşağı etti ve yeni kurulmuş olan “Ak PARTİ’yi iktidar yaptı. 10 seneyi aşkın bir zamandır da ülkede huzur ve refah düzeyi yükselerek bu günlere geldik.

2015 Yılı’nın son demlerindeki Türkiye’ye baktığımızda neredeyse her evin önünde bir araba var. Dün çöplüklerde ekmek arayanların ellerinde 2000 TL. lik akıllı telf. var.

Dünya’da olmayıp da bizim ülkemize has olan 2001 krizinde hac kontenjanı doldurulamamıştı. Yarısı boş kalmıştı. Yani hacca gidecek zenginimi bile yoktu. Oysa şimdi milyonlar hacca gitmek için sıra beklemektedirler. Bunları unutmamak lazım. Çünkü bunlar siyasetin ötesinde, yaşadığımız gerçekler. Hiç kimse de sakın burada “Ak Parti”yi savunduğumuzu sanmasın Tamamen siyaset üstü gerçekleri dile getirmekten başka niyetimiz yok. Üstelik hem dini, hemde vicdani görevimizdir vatandaşı doğru bilgilendirmek.

Bilinmesi gereken bir gerçek daha var ki; o da başlıkta sunduğumuz: “Bir şeye sebep olan, onu işleyen gibidir.” Aslında bu söz Âlemlere Rahmet Peygamberi (SAV)’ nin bir uyarısıdır ve aslı şöyledir: “Hayra delâlet eden, onu işleyen gibidir.” (Tirmizî, Îmân-14)

Kur’ân-ı Kerîm’de ise Yüce Rabbimizin uyarısı şöyle dikkatlerimize sunulmaktadır: “… Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür…” (Mâide, 5/32)

Hal böyle iken, Allâh’a ve Resûlüne inanan bir mü’minin katliâm ve ihanetlerle dış düşmanların uşaklığını yapan PKK ve onun sözcüsü olan HDP’ye oy vermesi düşünülemez. Adı ne olursa olsun bir Müslümanın kullandığı oy, onun tarafını belli eder. Zerre kadar imanı olanın, katillerin, cânîlerin ve de hâinlerin safında olması olacak şey değildir. İslâm’da da yeri yoktur. Âyet ve hadislerin hükmü açıktır.

Dünyalık hesaplar peşnde koşarken, ebedî hayat kaybedilmemelidir.

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X