Ali Günaydın

Ali Günaydın

​Alemlere rahmet ve samimiyet

17 Nisan 2014

Âlemlere Rahmet Peygamberi’nin bu fâni âleme teşriflerinin 1443. Sene-i devriyesine ulaşmış bulunuyoruz. O’nun (SAV) velâdeti/doğumu Ülkemizde 1989 yılından beri “Kutlu Doğum Haftası” olarak çeşitli etkinliklerle yâd edilmektedir.

Ülkemizin en güzîde kurumlarından biri hatta birincisi olan “Diyânet İşleri Başkanlığı”mız memleketin ahvâline göre “Ser Levha” konular belirleyip her kutlu doğumda o konuyu bir hafta boyunca vatanın her köşesinde işlemekte, halkımızı bilinçlendirmektedir. Hiçbir İslâm memleketinde olmayan başkanlığımızın bu çalışmaları ülkemiz insanı için büyük bir kazançtır.

Halkımızın ve İslâm dünyasının içinde bulunduğu durum göz önüne alınarak, başkanlığımızca bu senenin kutlu doğum proğramı: “Hz.Peygamber ve Samîmiyet” olarak belirlenmiştir. Ne kadar da isabetli olmuş. Bu konuda emek sarfedenleri ne kadar tebrik etsek azdır. Çünkü en büyük eksikliğimiz tesbit edilmiş ve samimiyetsizlik hastalığımıza neşter vurulmuştur.

Âlemlerin Rabbi olan Allâh (CC) o kutlu elçisini Yüce Kelâmında “Âlemlere Rahmet” olarak gönderdiğini şöyle beyan buyurmaktadır: (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak göndedik.” (Enbiyâ, 21/107)

Yüceler yücesi Rabbimiz O’nu (SAV) “Güzel ahlâkı tamamlamak üzere” (Kalem, 68/4) gönderirken, hak ve gerçek dîn olan “İslâm” da O’nunla (SAV) “Tamamlanmış ve kemâle erdirilmiştir.” (Mâide, 5/3)

Hz.Peygamber (SAV) ile tamamlanmış ve kemâle erdirilmiş olan Yüce Dînimiz İslâm, Kur’ân’ın beyanına göre Allâh (CC) katında da tek dîn’dir. İlgili Âyet-i Kerîme’de şöyle buyurulur:

“Şüphesiz Allâh katında dîn İslâm’dır.” (Âl-i İmrân, 3/19)

İslâm Dîni sadece Allâh’a kulluk etmeyi ve bu konuda samimiyeti zorunlu kılar. Nitekim Yüce Rabbimiz, Kutlu Elçisi (SAV)’nin şahsında bizden ihlâs ve samimiyetle kendisine kulluk etmemizi bildirdiği âyetlerde şöyle buyurmaktadır:

(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitabı sana hak olarak indirdik. Öyle ise sen de dîni Allâh’a hâs kılarak O’na kulluk et.”

“İyi bilin ki, hâlis dîn yalnız Allâh’ındır…” (Zümer, 39/2-3)

Hâlis dîn: Her türlü şirkten, bâtıl inanç ve düşünceden uzak, tamamen vahye dayalı, Allâh’ın (CC) Kitabında bildirdikleriyle aslını muhafaza eden dîn demektir.

Kutlu doğum haftası münasebetiyle gündemimizi belirleyen hadîs-i şerîflerinde ise Âlemlere Rahmet Peygamberi (SAV), Temîm ed Dârî’den naklen şöyle buyuruyor:

“Hz.Peygamber (SAV) ‘Dîn nasîhattir’ buyurdu. Biz, ‘Kime karşı (samimiyet)? deyince, ‘Allâh’a, Kitabına, Resûlü’ne, Müslümanların idarecilerine ve bütün Müslümanlara.’buyurdu.” (Müslim, Îmân 95)

Dîn, esas itibariyle samimiyetin kendisidir. Bu sebeble, samimiyetin olmadığı yerde dîn’den ve dîndârlıktan bahsedilemez.

Allâh’a (CC) karşı samimiyet: Mü’minlerin her iş e amelinde Allâh’ın (CC) denetiminde olduğunu bilmesi ve ona göre davranmasıdır. Güzel ahlâk’ın zirvesi olan ve bu yönü ile Yüce Rabbimizin övgüsüne mazhar olmuş Efendimiz (SAV) bu konuda şöyle buyurmuşlardır:

“Nerede olursan ol, Allâh’a karşı gelmekten sakın. Yaptığın kötülüğün ardından bir iyilik yap ki, bu onu yok etsin. İnsanlara karşı da güzel ahlâkın gereğine göre davran.” (Tirmizî, Birr 55)

Kitabına karşı samimiyet: Hayatımızı Kur’ân’a göre düzenlememizdir. Kur’ân ile hayatlanmaktır. Başta Allâh Resûlü (SAV) ve O’nun güzîde ashabı Kur’ân’ı yaşadıkları için, küfür ehlinin korkulu rüyası olmuşlardır. Îmân ehli için ise, Peygamber ve sahâbe devri “Saâdet Asrı”olmuştur.

Resûlüne karşı samimiyet: O’nun bize miras olarak bıraktığı ve sarılığımız sürece aslâ sapıtmayacağımızın garantisini verdiği Kur’ân ve sünnet üzere yaşamak e yaşatmaya çalışmaktır.

Müslümanların idarecilerine karşı samimiyet: İdareciler halkın içinden çıktıklarına göre, onların icraatlarından da halk sorumludur. Bu sebeble Müslümanlar idarecilerinin iyi işlerine destek olmaları gerektiği gibi, olumsuz icraatlarında da derhal tepkilerini ortaya koymalı ve düzeltmelidirler.

Bütün Müslümanlara karşı samimiyet: Bu durumu en güzel biçimde en güzel örnek ve rehberimiz Hz.Peygamber (SAV) muhtelif hadîs-i şerîflerinde şöyle açıklamışlardır.

“Hiç biriniz, kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek manada) îmân etmiş olamaz.” (Buhârî, Îmân 7)

“Îmân etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de (gerçek manada)îmân etmiş olmazsınız.” (Müslim, Îmân 3)

“Müslüman, Müslümanın elinden ve dilinden emîn olduğu kimsedir. Mü’min ise, insanların malları ve canları konusunda kendisinde emîn olduğu kimsedir.” (Tirmizî, Îmân 12)

“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez. Onu (düşmana) teslim etmez. Kim bir mü’min kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allâh da onun bir ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümanı sıkıntıdan kurtatrırsa, bu sebeble Allâh da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslümanın kusurunu örterse, Allâh da kıyamet günü onun bir kusurunu örter. (Buhârî, Mezâlim 3)

Bugün kendimizi Kur’ân ve sünnet terâzisine koyduğumuzda acaba ne kadar hayatımız Allâh (CC) ve Resûlü’nün rızasına uygundur diyebiliriz…

Allâh (CC), O Rahmet Peygamberini bize tanıtırken şöyle buyuruyor:

“Andolsun, size kendi içinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe, 9/128)

Kendimizi bir hesaba çekelim. Biz Peygamberimizi ne kadar tanıyor ve biliyoruz. O’nu (SAV) en iyi bilen Yüce Allâh (CC) bizden, içimizden bir beşer-resûl olarak tanıtıp örnek almamızı istediği halde biz onu ne kadar örnek alıyoruz. O’nun kulluğu ve ahlâkı hayatımıza ne kadar yön veriyor.

Bugün hıristiyan, yahûdî vs. birbirleriyle kavgalı değilken mâlesef Müslümanlar kendi aralarındaki yersiz kavgalarla hem kendilerinin, hem de Allâh düşmanlarının ekmeğine yağ sürmüyorlar mı?

Kurtuluşun ve hâkimiyetin tek yolu Kur’ân ve sünnete sarılmaktan ve ona göre yaşamaktan geçiyor. İsbatı ise Asr-ı Saâdettir. Başka söze hacet yok.

İçinde bulunduğumuz hafta münasebetiyle, Âlemlere Rahmet olan Efendimiz (SAV)’i iyi tanımak ve bilmek için hiç değilse onun hayatını anlatan bir kitap okumanın yanında, bu sene DİB. tarafından çıkarılan ve tamamen 85 uzman bilim adamı tarafından hazırlanan ve hiçbir külliyâtta bulunmayan tekrarsız 9.782 ve konularına göre tekrarlarıyla 25.147 hadîs-i şerîf ihtivâ eden “Hadîslerle İslâm” kitabını alıp evimizin demirbaşı olarak bulundurup okumamız ve hayatımıza uygulamamız elzemdir.

Kutlu Doğum Haftamızın bütün İslâm Âlemi için kutluluk, kurtuluş ve mutluluklara vesîle olamsını diliyorum.

 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X