Ali Günaydın

Ali Günaydın

​Ümmetin ihtilafı rahmet mi?

14 Kasım 2013

“Bir deli, kuyuya bir taş atsa onu kırk akıllı çıkaramaz” diye kültürümüzde yer edinmiş meşhur bir söz şöyle devam ettirilebilir: “Bir akıllı kuyuya bir taş atsa onu da kırk bin akıllı çıkaramaz” diye.

İslâm kültürüne hangi akıllı soktu ise “Ümmetimin ihtilâfı rahmettir” şeklinde. Hz. Peygamber (SAV) sanki böyle buyurmuş. Hadîs-i Şerîf formatına sokulan bu söz ne yazık ki birçok hadis kitabında yerini almıştır.

Hadîs usûl ve tekniği açısından bakıldığında Resûlullâh’ın (SAV) böyle buyurması ne kadar imkânsız olsa da, kendilerine îtimâd ettiğimiz hocalarımızdan tâ İHL’li yıllardan beri dinlediğimiz için, gönlümüze yatmasa da sesimizi çıkarmıyorduk. Bu zoraki kabulün en büyük sebebi ise kendi câmiâmızdaki statükodur. Zaten bir sürü fitne fesada batmış müslümanların her işi bitti de bu mesele mi kaldı diye, bu ve benzeri konularda hemen üzerinize moda tabiriyle bir mahalle baskısı oluşuyordu. Sanki dîn birilerinin tekelinde imiş gibi. Birileri en doğruyu düşünüp, bilip söylüyor da onların üzerine söz söylemek sizi dinden bile çıkarabiliyor.

İlmî çalışmaların bayağı mesafe katettiği ülkemizde şükürler olsun ki hemen her gün bir yerde bilimsel konferans, seminer ve sempozyum tertip edilmektedir. Bu çalışmaların sonucu olarak da dînî hakikatlerin üzerine yüzyıllarca serpilen hurâfe ve bid’at külleri temizlenmektedir. Gerçekler ortaya çıktıkça da batıllar ortadan kalkmaktadır.

Hadîs formatına sokularak ümmete dayattırılan “Ümmetimin ihtilâfı rahmettir” sözünün de bilimsel olarak bâtıllığını yine bir ilim adamı dostumun gönderdiği e-mail ile öğrendiğimde bu meâlde bir yazı yazmak zarureti hâsıl oldu. E-maili aynen aktarıyorum.

ÜMMETİN İHTİLÂFI RAHMET DEĞİLDİR.

“Ümmetimin ihtilâfı rahmettir” diye nakledilen hadisin sened ve mana itibariyle bâtıl ve bozuktur. “Hadis sened açısından bâtıl ve fâsıkların yalanıdır. Eğer ihtilaf rahmet olsaydı ittifak gazap olmuş olurdu” diyerek Elbani İbn Hazm’a atıfta bulunur.

 Doğrusu, rivayet tekniği açısından bu haberin Hz. Peygamber’e isnadı mümkün görünmemektedir.

Sözün bâtıllığının bir çok yönü olmakla birlikte, birkaç yönüyle Kur’ân ve Sünnet ile çelişen tarafını ele alalım.

1-   Yüce Dînimiz her şeyden önce “Tevhîd Dîni”dir. Tevhîd ise Allâh’ın (CC) bir ve tek oluşunu ifade eder. Yüce Rabbimiz, Zât-ı Ulûhiyyetinin bir ve tek oluşuna inanan mü’minlerin de tek ümmet olmasını diler. Bu sebeble mü’minleri kardeş ilân eder. Şöyle buyurur: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allâh’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” (Hucurât 49/10)

Âyet-i Kerîme’de ihtilâf şöyle dursun, varsa bile hemen ıslâh edilmesi düzeltilmesi emredilmektedir. Hâl böyle iken Kur’ân’ın mübelliği ve müfessiri olan Hz. Peygamber (SAV) nasıl olur da ihtilâfın rahmet olduğunu bildirir.

2-   Allâh’ü Zü’lcelâl ve Tekaddes Hazretleri, Kur’ân’a sarılmamızı, ayrılığa düşmememizi emrettiği âyette şöyle buyurmaktadır: “Hep birlikte Allâh’ın ipine (Kur’ân’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allâh’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allâh size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.” (Âl-i İmrân 3/103)

Yüce Allâh (CC) mü’minlere, Kur’ân sayesinde kardeş olduklarını, parçalanıp bölünmemelerini murâd ederken, Hz. Peygamber (SAV) nasıl aksi beyanda bulunabilir.

3-   Hz. Peygamber (SAV) tam aksine şöyle buyurmaktadır: “ Rabbimden üç şey istedim, ikisini verdi, birini menetti (vermedi). 1- Ümmetimi umumi bir kıtlık felâketiyle helâk etmemesini istedim, bunu bana verdi. 2-  Ümmetimi suda boğulmak suretiyle helâk etmemesini diledim. Bunu da verdi. 3- Ümmetimin kendi aralarında savaşmamalarını istedim. Bu talebim men edildi. (geri çevrildi) (Müslim, Fiten 20)

Görüldüğü üzere ümmetin ihtilâfının rahmet olması bir yana, Resûlüllâh (SAV) Allâh’dan (CC) tam tersini talep etmiştir.

4 – Hz. Peygamberden hemen sonra, günümüze kadar ve günümüzde de ümmet arasındaki ihtilâfların ne büyük felâketler getirdiği ortadadır.

İslâm dünyasının durumuna baktığımızda, sırf müslümanları bölmek, parçalamak ve yok etmek isteyen yahûdî ve Hristiyanların bu sözü uydurmuş olmaları büyük ihtimal dahilindedir.

Büyük İslâm devletleri hep bölünüp parçalanarak yok edilmişlerdir. Endülüs ve Osmanlılar gibi.

Allâh (CC) Müslümanların bir an önce kenetlenip güçlenmelerini ve her sahada ehli küfre karşı zaferler kazanmalarını nasib eylesin. ÂMÎN

 

.

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X