Son Dakika Haberler

Cemil Paslı

Cemil Paslı

​Mussolini çok konuşuyor Taranta-Babu! /

23 Ağustos 2021
“Oku!” denildi insana ilk önce, hem de iki kez “oku!”
“Yaz” denildi üçüncüsünde kaleme yemin edilerek…
Kâinatı oku, kendini oku ve yazarak okumanı gözden geçir.
Okuduğunu yaz, yazdığını yaşa, yeniden oku, yeniden yaz.
Bu serüvende ihtiyaç olursa da; arada zorunda kalırsan konuş!
Okumak üretimdir, yazmak üreticiliktir, yaşamak üretimdir, konuşmak tüketim.
İnsan bir bal arısı gibi; kâinattan, insanlardan ve kitaplardan derlediği nektarları bal yapmak için kovanına sık sık çekilmeli.
İnsanın nektar için kâinat, insanlar ve kitaplardan derlemek için ayırdığı vakit %49’u geçmemeli.
Başka bir ifade ile toplanan nektarlardan bal yapabilmek için en az %51 vaktini kovanında, kendi iç dünyasında geçirmelidir.
“İlim ilim bilmektir,
İlim kendin bilmektir.
Sen kendini bilmezsen,
Bu nice okumaktır.”
Sözleriyle Yunus Emre bu sırra işaret etmektedir.
Günümüzde bazı insanlar ağzı ishal olmuşçasına konuşuyor.
Dağarcıkta bir şey olmayınca kişiliğinden, şerefinden, namusundan, haysiyetinden, vakarından, saygınlığından kısaca; insanı insan yapan değerlerden harcayarak konuşuyor.
Çok konuşan okuyamaz!
Okuyan çok konuşamaz!
Çok konuşan yazamaz!
Yazan çok konuşamaz!
Çok konuşan düşünemez!
Düşünen çok konuşamaz!
“Ya hayır konuş ya sus!” en çok hatırlamamız geren İslam’ın emri.
Yüce Allah insanın hangi sınırlarda okuyup, yazıp konuşabileceğini şöyle anlatıyor:
“Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan (o peşine düştüğün şeyden) sorumlu tutulacaktır.” İsra, 17/36.
Ayrıca söyledikleri ile yaptıkları uymayanlardan Allah Teala tiksiniyor:
“Ey inananlar! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Bilin ki, yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah nazarında en tiksinti verici şeydir!” Saf, 61/2-3.
Eğitimde, siyasette, ticarette, sporda, kısaca hayatın her alanında çok konuşanlar değil, çok okuyan, yazan ve yaşayanlar başarılı oluyorlar…
Afrika’daki eşi Taranta-Babu’ya mektup yazan biri çok konuşan, durmadan konuşan Mussolini’yi bakın nasıl anlatmış;
“Mussolini çok konuşuyor Taranta-Babu!
Tek başına yapayalnız
karanlıklara 
bırakılmış bir çocuk gibi
bağıra bağıra
kendi sesiyle uyanarak,
korkuyla tutuşup
korkuyla yanarak
durup dinlenmeden konuşuyor.
Mussolini çok konuşuyor Taranta-Babu! 
çok korktuğu için
çok konuşuyor!”
O halde iki okumadan, bir yazmadan üç düşünmeden konuşmayacağız.
Konuşursak! Değerlerimizi harcar, kendimizi harcar, mahvoluruz.
Hz. Peygamber bu tehlikeye şu sözüyle dikkat çekti:
“Senin en zararlı düşmanların iki dudağın arasındaki dilin ve iki bacağın arasındaki şehvetindir.”

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  • Su testisi

    Evet Hocam çok haklısınız bende zamanında çok konuşmaktan çok şaka yapmaktan çok şey kaybettim en çokta toplumdaki değerimi kaybettim Ne zamanki susmayı denedim kendimi daha çok faydalı kitaplar okumaya verdim yeniden kazandığımın farkına vardım dilerim ki yeni yetişen nesilde tiktok gibi zararlı bağımlılıklardan şöhret olma sevdasından kurtulurlarda kendilerini faydalı yazılar okumaya adarlar

    • Cevapla
    • Begen (0)
    • Begenme (0)
Türkçe العربية English