Son Dakika Haberler

Ahmet Dur

Ahmet Dur

​Kahramanlar El Bırakmaz

20 Haziran 2020
Kızı ile birlikte köprüden geçerken baba kızına ''tatlım elimi tut ki nehre düşmeyesin'' demiş. 
Küçük kız babasını şaşkına çeviren bir cevap vermiş.  
''Hayır babacığım sen benim elimi tut.'' Babası şaşkınlıkla kızına sormuş.
''Ne fark eder kızım?'' 
Küçük kız, “Çok şey fark eder babacığım” demiş ve devam etmiş. ''Eğer ben senin elini tutarsam ve bana bir şey olursa senin elini bırakabilirim. Ama sen benim elimi tutarsan biliyorum ki, ne olursa olsun sen asla beni bırakmazsın.'' 
Kısa ve öz bir hikâye ile başlamak istedim.

"Bu adam benim babam 
Sekiz köşe kasketiyle 
Omuzunda sekosuyla hey! 
Cebinde yok parası 
Bafra'dır cigarası 
Yüreğindedir yarası 
Altı çocuk büyütmüş 
Bir işçi maaşıyla 
Bu adam benim babam hey!"

Fatih Kısaparmak’ın bu türküsünü milletçe çok severiz. Türkünün piyasaya çıkmasının üstünden yıllar geçmesine rağmen hâlâ severek dinleriz. Duygulanırız, hüzünleniriz, çoğu zaman da gözlerimizden yaşların süzülmesine engel olamayız.
Sözleri öyle etkili ki, direkt babamız canlanıyor gözümüzün önünde. ‘Bu adam benim babam hey’ sözü gururla, onurla çıkar ağzımızdan. Çocukluk yılları, okul yılları gelir aklımıza. Harçlık aldığımız zamanlar. O paralar ne kadar da değerli ve bereketli idi.
Baba; bilindik en eski tarihimizden beri hep önem ve saygınlık arz etmiştir bizim kadim kültürümüzde. Güven ve güvenin sembolü olmuştur. Kahramandır. Güçtür. Dayanaktır. Tecrübedir. Bilgedir. Aksakaldır. Yol gösterendir. Kültür ve gelenek taşıyıcısıdır.
Medyada bazen imajı kötü anne ve baba haberleri çıkar. Maalesef kötü haberler hep öndedir. İyilik fazla gözükmez. Şuna emin olun, imajı kötü anne ve babalar çok çok azınlıktadır. Onları da toplumda ıslah edilmesi lazımken dışlayarak, öteleyerek maalesef daha da kötü duruma getiriyoruz.
Zaman zaman hastanelerin organ nakli bölümlerine gidin görün. Hasta kızı ve oğlu hatta bir akrabası için böbreğini, karaciğerini vermek için bekleyen nice anne ve babalar göreceksiniz. Hastanenin her köşesinde ağızlarında dua ile nice ağlayan babalar göreceksiniz.

Gurbet ellerde çocuklarından uzak çalışan çok babalar gördüm. Ceplerinde çocuklarının fotoğraflarını taşırlar. Arada bir de öperler. Dostlarına gösterirler. ‘Bak amcası büyüdü. Öğretmen çıkacak yakında.’ derler, özlem dolu gözleri dolu dolu büyük bir gururla.
Yetişme tarzından ve öyle gördüğünden belki bazı babalar soğuk görünürler çocuklarına. Mesafeli gibidir. Sevdiğini belli etmez. Ama asla öyle değildir. O soğuk görünen baba, çocukları için neler yapmaz ki. En ufak sıkıntılarında ortalığı ayağa kaldırır.
Babalar evlâtlarını kırmak istemezler. Bir ihtiyacını alamazsa çok üzülür, köz olup yanarlar.
Abdürrahim Karakoç’un bayram şiiri tam da burayı anlatır. Şiir uzun ama ilk iki kıtasını aktarıyorum.
“Güneş yükselmeden kuşluk yerine
Bir adam camiden döndü evine
Oturdu sessizce yer minderine
Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı
Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı.”
Eli öpüldükçe içi burkuldu
Konuşmak istedi, dili tutuldu
Güç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu.
Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı
Adam “he ya” dedi, gözü kapalı.”

Babalar gizli gizli, için için ağlar. O koskoca yıkılmaz denen adamlar zaman gelir paramparça olurlar.
Şair Hasan Hüseyin Korkmazgil ağlamalar şiirinde, şöyle tasvir etmiş babanın ağlamasını...
 “Gördüm babaların ağlamasını
Dalları düğüm düğüm
Gövdesi kahve falı
Bir zeytin ağacını köklemek var ya
Sökmek var ya sarp yamaçtan ardıcı
Kazma vurmak beş yüz yıllık meşeye
Acısını duymak var ya kopmanın
Babaların ağlaması işte o
Babaların ağlaması öyle zor.”
 Üzmeyelim O güzel adamları. Gücünü bildiğimiz halde zorlamayalım. Yakınlarındaysak sık sık uğrayalım. Uzaktaysak arayalım, hal hatır soralım, gönüllerini alalım.
 Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyruluyor.
“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın.” (Nisa Suresi 36. âyet)
 Ebu Hüreyre (r.a.)’nın rivayet ettiğine göre, Peygamber  Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur. 
“ Burnu yerde sürünsün, burnu yerde sürünsün, burnu yerde sürünsün!” Sahabeler: “Ya Resulullâh! Kimin burnu yerde sürünsün” dediler. Peygamber Efendimiz  (s.a.v) şöyle buyurdu: “ Ana babasına, ikisinden birine yahut her ikisine birden ihtiyarlık zamanlarına yetişip de onların hayır dualarını alıp cennete giremeyen kimsenin burnu yerde sürünsün”
( Müslim, Birr,9. 2551/ 9; Buhari, Edebü’l-Müfred 21)
Babalar günü kutlu olsun.

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  • Seyit

    Doğru söze ne denir

    • Cevapla
    • Begen (0)
    • Begenme (0)