Ali Günaydın

Ali Günaydın

​FİR’AVUNLARIN HELÂKİ

22 Ağustos 2013

Fir’avn denilince akla ezâ, cefâ, zulüm ve katliâm gelmektedir. İsimleri farklı da olsa zulüm ve vahşetin simgesi haline gelmişlerdir. Yeryüzünde fir’avnlar kadar hiç kimse zâlim ve kâtil olmamıştır.

Târihte ve günümüzde birçok fir’avn akla, hayale gelebilecek  her türlü vahşeti sergileyerek insanlığı kana bulamışlar ve kendileri de ibretâmiz bir şekilde helâk olup gitmişlerdir.

Fir’avnların helâkini anlamak için yaptıkları vahşet ve katliamlara birkaç örnek vermek gerekmektedir.

Önce Nemrud’dan başlayalım.

Bilindiği üzere kendisinin “RAB” olduğunu iddiâ etmiştir. Yüce Allâh (CC) onu ve kavmini “TEVHÎD” e yani Allâh’ın (CC) birliğine davet etmek üzere Hz. İbrâhîm (AS)’ı göndermişti. Nemrud, Hz. İbrâhîm (AS)’ı diri diri ateşe atmıştı. Kendi beyinsiz aklıyla “TEVHÎD” e inananları yok edeceğini sanıyordu. Fakat her şeyin yaratıcısı olan Yüce Allâh (CC) Hz. İbrâhîm (AS)’ı korumuş. Ateş içinde ona cennet hayatı yaşatmıştır. Nemrud ve kavmi ise sivrisinek istilâsıyla helâk edilmiştir.

Kendisinin “RAB” olduğunu iddiâ eden Nemrûd ise çelimsiz bir sivrisinek tarafından cehenneme gönderildi. Yüce Allâh (CC) Nemrud’a bunu münasip görmüştü.

Kur’ân-ı Kerîm’de en çok bahsedilen Fir’avn’a gelince:

Bu Fir’avn da kendisinin “RAB” olduğunu iddiâ ediyor ve “Ben sizin en yüce Rabbinizim” diyordu. (Nâziât, 79/24)

Yüce Allâh (CC) ona ve kavmine karşı “Tevhîd Dîni” tebliğ ve hakka davet etmek üzere Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn’u (AS) gönderdi.

Bu Fir’avn, İnsanları ve bilhassa isrâiloğullarını köle olarak kullanıyor, en ağır işlerde çalıştırıyordu. Çalışamayanlar ve güçsüz olanlar işkence ile öldürülüyordu. Gördüğü bir rüyanın korkusuyla isrâiloğullarının doğan erkek çocuklarını boğazlatıyordu. Kendisine muhâlif gördüklerinin ellerini ve ayaklarını çaprazlama kesiyor ve asıyordu. (A’râf, 7/124) Neticede inananları tamamen yok etmek üzere tâkip ettiği sırada ordusuyla beraber Kızıldeniz’de boğuldu. Boğulurken “…İsrâiloğullarının îmân ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım, ben de üslümanlardanım…” diye haykırıyordu. Yüce Allâh (CC) da şöyle karşılık vermişti: “Şimdi mi !? Oysa daha önce isyân etmiş ve bozgunculardan olmuştun. Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir.” (Yûnus, 10/90-92) Yine Fir’avn hakkında şöyle buyuruluyor: “…Fir’avn âilesini, azabın en kötüsü ile kuşattı. (Öyle bir) ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, Fir’avn âilesini azabın en şiddetlisine sokun denilecektir.” (Mü’min, 40/45-46)

Kur’ân-ı Kerîm’de “Ashâbü’l Uhdûd” dan bahsedilmektedir. Konu hakkında birçok yorum yapılmakla beraber, hadîs-i şerîflerle birlikte değerlendirdiğimizde; îmânn eden bir zümrenin Yemen’li bir Fir’avn tarafından diri diri ateşle doldurulmuş uzun hendekler atılmak suretiyle yakılarak şehîd edilmeleridir.

Hz. Peygamberin (SAV) doğumundan kısa bir zaman önce yine Yemen’li bir Fir’avn olan Ebrehe de Kâbe’yi yıkmak üzere büyük bir ordu ile Mekke’ye yürümüş, giderken de birçok katliâmlar yapmıştır. Nihâyet Mekke’ye ulaşınca da “Fil Sûresi”nde anlatıldığı gibi perişân olmuştur.

Hz. Peygamber (SAV) den sonraki fir’avnlar da hiçbir zaman geçmiştekilerden geri kalmamışlardır. Ebû Cehiller Muhammed Ümmeti’nin fir’avnları olmuşlar ve yaşadıkları dönemlerde kan kusmuşlar, zulüm ve vahşette sınır tanımamışlardır. Nitekim Müslüman halkların başında olan fir’avnların yaptıkları vahşet ve katliâmlara ibret ve nefretle şâhid olmaktayız.

Hz. Mûsâ (AS) zamanındaki Fir’avn’ın helâkini ibret olsun diye Yüce Rabbimiz bize bildirmiştir. Buradan kıyâsla şunu anlıyoruz. Bütün fir’avnlar ölümleri sırasında yaptıkları zulüm kadar azâb görerek cehenneme yuvarlanmaktadırlar. Kimileri aylarca hatta yıllarca sürünerek rezil ve sefil biçimde Esfel-i Sâfilîn’e doğru zorunlu yolculuklarına devam etmektedirler. Biiznillâh şahidi olduğumuz fir’avnlar da en kısa zamanda akıttıkları gözyaşları ve döktükleri kanlarda boğulacaklardır. Allâh (CC)’ın engin rahmeti ve sınırsız merhameti artık bu zulüm ve vahşetin daha fazlasına müsaâde etmeyecektir. Yine biliyoruz ki Yüce Allâh (CC) imhâl eder/süre verir fakat aslâ ihmâl etmez.

Karanlıkları nasıl aydınlıklar tâkip ediyorsa, müslümanlar için de aydınlık günler yakındır. Allâh’ın (CC) yardımı yakın ve mü’minlere cennet müjdesi vardır.

Hz. Peygamber (SAV) ümmetinin şehîdlerini beklerken, fir’avnlar ve âvânelerini/yardımcılarını da cehennem hazinleri çoktan aldılar ve alacaklarını da bekliyorlar.

Yüce Rabbimiz İslâm âlemine bir ân önce kurtuluş ve dirilişler nasîb etsin. Fir’avnların ve kavimlerinin helâkini ve zevâlini/yokluğunu hemen tecellisi ile bütün müslümanlara göstersin. ÂMÎN.

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X