Ali Günaydın

Ali Günaydın

​BU BİR ÎMÂN-KÜFÜR SAVAŞIDIR

13 Ağustos 2015

Ülkemizde 30 yılı aşkın bir zamandan beri gözle görülür bir anarşi-terör mücadelesi var. Aslında bu mücadele hep var olmuştur. Çünkü bu cennet vatanımızda gözü olmayan hain yoktur.

17. asırdan itibaren Cihân Devleti olan Osmanlının gücünü kaybetmeye başlamasıyla beraber düşmanlar her taraftan bütün imkanlarıyla saldırıya geçmişlerdir. Hedef, Osmanlıyı ve Müslümanları yok etmektir. En azından Anadolu’dan çıkarıp geldikleri yere, Orta Asya’ya sürmekti.

İslâm nurunu söndürmek için daha önce Haçlı ve Moğol saldırıları olmuş, ancak başarılı olamamışlardır. Çünkü müslümanlar kenetlenerek bir ve beraber olmayı başarmış ve topyekun düşmana karşı koymuşlardır. Daha sonra da güçlenerek dünya medeniyeti kurmuşlardı. Bu medeniyet Cihân Devleti olan Osmanlı ile zirveye çıkmıştır.

Osmanlının zayıflaması ezeli düşmanların iştahını kabartmıştır. Bu sefer devlet içinde oluşturmayı başardıkları hain çetelerle içerden ve dışardan taarruza geçmişlerdir. Bu durum sadece müslümanların değil. Bütün insanlığın da huzurunu kaçırmıştır. Dünyanın her yerinde kan akmaya başlamıştır. Sinsi pazarlıklar ve oyunlar hep müslümanlar üzerine kurulmuştur.

Cihan Devleti olan Osmanlı sürekli arayış içersinde olmuş ve neticede basîretsiz devlet adamlarının çabalarıyla Hristiyan Avrupa medeniyeti taklit edilmeye başlanmıştır. 1839 Tanzimat Fermanıyla da iş resmiyet kazanmıştır.

Tanzimat Fermanın ilanı ve daha sonraları ilki 1876 da olmak üzere meşrutiyet ilanları da devletin zayıflama ve dağılmasına engel olamamıştır. Bunun sebebi gayet açıktır. Hristiyan Avrupa kendisinin taklit edilmesini değil, bizzat kendilerine teslim olunmasını istiyorlardı. Bunun için saldırılarına hiç ara vermemişlerdir.

20. Asırda süper güç olarak ortaya çıkan Amerika da dünyada katliam savaşlarına hız kazandırmıştır. Bugün nerede bir şer varsa, arkasında mutlaka başta Amerika, İngiltere, Avrupa ve İsrâil Siyonizmi bulunmaktadır. Bu şer güçler kendi çıkarları için, her kötülüğü normal karşılamaktadırlar.

Dünyanın her tarafında müslümanlar katledilirken kimsenin sesi çıkmamaktadır. Ancak bir kafir cehenneme gönderilince, sözüm ona medenî dünya insan hakları yaygaralarıyla ayağa kalkmaktadır. Mesela daha yakın zamanda Fransa’da bir saldırı sonucu 12 kişi ölmüştü. Hatırlanacağı üzere neredeyse bütün dünya liderleri terörü lanetleme adına Fransa’da arz-ı endâm eylemişlerdi. Halbuki başta Sûriye olmak üzere, Filistin, Irak, Afganistan, Arakan… da yıllardır hem de günde onlarca, yüzlerce masum insan katledilmektedir. Kimseden ses yok. Açıkçası müslüman kanının hiç değeri yok. Değerli olan tek şey enerji ve petrol.

İslâm dünyasının bu hale gelmesine mutlak surette dinsel ve bilimsel yozlaşmanın sebep olduğunu zikretmemiz gerek. Ne yazık ki bu gaflet hala devam etmektedir. Küfür ehli de bu durumdan olabildiğince istifade etmekte ve sonuna kadar da bu durumu müslümanların aleyhine değerlendirmektedir.

Hristiyan ve İsrail Siyonizmi günümüzde en çok Türkiye’den çekinmektedir. Çünkü yeni bir Osmanlı’nın doğması işlerine gelmemektedir. Osmanlı’nın yeniden doğuşu demek, dünyaya barış ve huzurun hakim olması demektir. Sömürge düzeninin sona ermesi demektir. Akan kan ve gözyaşlarının son bulması demektir. Hepsinden önemlisi İslâm’ın yükselişi ile beraber, yeryüzüne hak ve adâletin hâkim olması demektir. Bütün bunlar ehli küfrün uykularını kaçırmaktadır.

Dünyadaki bütün mazlum milletlerin gözü, gelişip güçlenen bir Türkiye’ye dönmüş durumdadır. İnsanlık uyanmaya başlamış olup, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. İşte bu uyanışın önüne geçmek için bütün saldırılar Türkiye’ye yapılmaktadır.

Ülkemizde son 40 yıldan bu tarafa meydana gelen olaylar sıradan bir terör değil, resmen bir savaştır. Bu savaşa maalesef Cumhuriyetin ilanından sonra okullarda dinsiz bir eğitim-öğretim sisteminin dayatılmaya çalışılması da katkı sağlamıştır. Bugün gerek İmralı’daki hainin ve gerekse TBMM’ye kadar girmiş olan hainlerin varlığı, hep bu çarpık eğitimin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Devlet imkanlarıyla, fakir milletin vergileriyle okuyan bu hainler, maalesef dış düşmanların uzantıları olarak efendilerine hizmette kusur göstermemişlerdir.

Her yerde masum insanları katleden hainler güruhunun sözde temsilcileri, utanmadan sıkılmadan bir de haktan hukuktan bahsetmektedirler. Devletin sağladığı imkanları sonuna kadar kullanmalarına rağmen, milli serveti yok etmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Yaptıkları melânetleri de arsız ve hayâsız bir biçimde devletin üzerine yıkmaya çalışmaktadırlar. Her fırsatta Avrupa ve Amerikada bulunan efendilerinden aldıkları talimatları ve de silahları devlet ve millete karşı acımasızca kullanmaktadırlar. Sürekli bölücülüğü körükleyip halkı birbirine kırdırmaya çalışmak da bir başka ihanet planıdır.

Olaylara nereden bakarsak bakalım karşımızda bir terör değil, savaş vardır. Bu savaş îmân ve küfür savaşıdır. Saflar çok nettir. Hedef büyük İsrâil ve Ermenistan’dır. Hemen her yerde askere, polise ve vatandaşa saldıran hain çeteler sadece kullanılmakta olup bunun farkında bile değillerdir.

Allâh’ın (CC) izniyle bu savaştan da başarı ile çıkacağız.

Allâh (CC) güvenlik güçlerimiz ve milletimizin yâr ve yardımcısı olsun.

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  • Hasbi Odaci

    Iste hakikat bu ben deniz 45 yildir disarda yasayan biri olarak gorduklerim aynen yazarimizin yazdigi gibi aynen oyle sagilarimla

    • Cevapla
    • Begen (0)
    • Begenme (0)
Kapat X