Son Dakika Haberler

Ahmet Dur

Ahmet Dur

​Bir Portre

28 Haziran 2020

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin İstanbul’un fatihi, Fatih Sultan Mehmet’in tablosunu satın alması güzel bir düşünce.
Tarihimize altın harflerle yazılmış değerli ecdadımızın sağlığında, dönemin büyük ressamlarından Bellini’nin stüdyosundan çıkan Fatih Sultan Mehmet’in tablolarından birinin ülkemize kazandırılması elbette güzel bir haberdir.
Ak Parti döneminde de birbirinden değerli çok güzel kültür hazineleri kazandırılmıştır İstanbul Büyükşehir Belediyesi kütüphane ve müzelerine.
 
İBB’nin bir önceki Kütüphaneler ve Müzeler Müdürü ve şu anda Beyazıt Devlet Kütüphanesi Müdürü olan sevgili abim Ramazan Minder, sosyal medya hesabından şöyle bir açıklamada bulundu:
“Bizi ilgilendiren her sanat eserinin, yazmanın, matbu kitabın, belgelerin, fotoğraf ve kartpostalların vb. satın alınarak ülkemize kazandırılması da hayırlı güzel işlerdendir. İdarecilik yaptığım dönemde 270 bine yakın bu anlamda kültür, sanat ve bilimsel eseri satın alarak Atatürk Kitaplığı ve müzelere kazandırmıştık. İBB’nin 300’ü aşkın tablo koleksiyonu var. Bu eserlerin bir kısmı Aşiyan ve Atatürk Müzeleri’nde teşhirde büyük kısmı ise Atatürk Kitaplığı’nda muhafaza edilmektedir. Bu tabloların tamamının durum tespit raporlarını uzmanlara yaptırmıştık. Ayrıca her tablonun da iyi kalitede fotoğraflarını çektirmiştik. 1940’lı yıllardan itibaren İstanbul temalı tablolar satın alınmaya başlanmış. Resim koleksiyonu bilinçli bir şekilde çoğaltılarak bugünkü duruma getirilmiş. Şimdi bu koleksiyonlardan güzel bir müze kurmak zamanı gelmiştir. Geçen yıl bu koleksiyondan Resmemaneti adlı bir sergi Taksim Sanat Galerisi’nde açmıştık. Şimdi Fatih’in bu tablosu, bu koleksiyonu daha da zenginleştirmiştir. Ayrıca koleksiyonda bulunan Fatih madalyonları da bu kapsamda beraber değerlendirilebilinir.”
Ramazan Minder, arşiv ve kütüphane alanında en iyilerdendir. Hizmette bulunduğu yıllarda İstanbul’a arşiv ve kütüphane alanında katkısı sayılamayacak kadar fazladır. Ayakta alkışlanacak birisidir. Şimdi görevine Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde devam ediyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Fatih Sultan Mehmet Han’ın portresini satın alması ne kadar doğru bir hareket ise, kamuya duyururken kurumsal metnin eksikliği o kadar yanlış oldu.
Kurumsal tanıtımdaki  eksik bilgiler sosyal medyada uzmanların bile kafalarını karıştırdı. Portrede “Fatih Sultan Mehmet’in yanındaki kişi kim?” sorusu hâlâ cevabını bulmuş değil.
 
Akşam Gazetesi’nden kültür sanat alanında referans yazarlardan sevgili dostum büyüğüm Bedir Acar bu konuda şöyle bir yazı kaleme aldı.
 
“Fatih döneminde yapıldığı düşünülen üç portreden biri olan (Hepsi İstanbul’da yapıldı manasına gelmiyor) eserin ülkemize kazandırılmış olmasına sevindim.
Bazıları, salgın sürecinde belediye kaynaklarının bir tabloya harcanmış olmasını eleştirdi.
Kanaatim, eser için güzel bir sergileme gerçekleştirilebilirse harcanan para kısa sürede geri döner.
Fakat mesele şu ki; özellikli bir sanat eseri satın alınıyor ancak doğru dürüst bilgilendirme dahi yapılamıyor.
Üstelik yanıltıcı, yanlış bilgiler veriliyor.
Belediye kurumsalında yer alan bültenden öğreniyoruz; güya tablo uzun yıllar sonra İstanbul’a, yani evine dönüyormuş!
Oysa, tablonun İstanbul’da yapıldığına dair bilgi yok.
Tablo İtalya’da yapılmış ve hiçbir zaman İstanbul’a gelmemiş de olabilir.
O zaman ‘dönüş’ değil ‘geliş’ söz konusudur.
Dahası var.
Güya tablo, Londra National Galllery’nin ‘Daimi sergilenen sanat eserleri’ arasında yer alıyormuş.
 
Evet Londra’daki galeride orijinal Fatih portresi var (Bellini imzalı tek resim) lakin İBB’nin satın aldığı tablo, galerideki o eser değil.
Refikimiz Samed Karagöz sağolsun; tabloyu satın alanların da anlayacağı şekilde meseleyi tane tane anlatmış…
‘’Bellini Atölyesi'ne ya da doğrudan Bellini'ye atfedilen ve Fatih Sultan Mehmet'in yaşadığı dönemde yapıldığı bilinen 3 adet Fatih Sultan Mehmet tablosu var.
Bunlardan bir tanesi, Bellini'ye ait imzalı tek resimdir ve Londra'da National Gallery'de sergilenmektedir. Daimi sergisinde değil. Zaman zaman başka ülkeleri de dolaşıyor. Mesela 1999 yılında, Türkiye'de sergilenmişti bu eser.
Bir diğeri Katar'ın başkenti Doha'da İslam Eserleri Müzesi'nde yer alan Bellini Atölyesinden çıkma bir eser.
Sonuncusu da geçtiğimiz günlerde özel bir koleksiyondan satışı yapılan ve Fatih Sultan Mehmet ve yanında başka bir figürün de yer aldığı bu tablodur."
Mesele bu kadar sarihken, belediye kurumsalında yer alan kafa karıştırıcı bilgiler ‘enformatik cehalet’ örneği olarak orada duruyor.
Hele imâlarla dolu ‘resimdeki diğer kişi kim, Fatih nasıl öldü?’ tartışmaları var ki o konuya hiç girmeyelim.
Evet, ‘Resimdeki diğer kişi kim?’ tartışması anlaşılabilir.
Ancak bu, herkesin sanat tarihçisi kesilip cümbür cemaat konuşacağı mesele midir?
Hangi bilgiyle?
Peki belediye bültenindeki ‘Zehirlenerek öldürülen Fatih’ ifadesine ne demeli?
Birincisi: Bu tartışmalı detayın orada işi ne?
İkincisi: Osmanlı’nın kitabını yazmış koca tarihçi Halil İnalcık bile bu bilginin doğru olmadığını söylerken sen hangi ‘otorite’ye dayanarak Fatih’i zehirletiyorsun?
Nabi Avcı ‘Enformatik Cehalet’ kitabını yazdığında henüz internet, cep telefonu yoktu.
Çok kanallı televizyon da yoktu ama evet, hoca ‘Enformatik Cehalet’ kitabını yazmıştı.
Şimdi olsa herhalde 'Zır cehalet'in kitabını yazardı.
Zira internetiyle, sosyal medyasıyla zır cehalete doğru tam gaz ilerliyoruz.
Nasıl mı?
Önce döküntü bir metin hazırlıyorsunuz.
Sonra o metin (kopyala-yapıştır marifetiyle) mantar gibi yayılıyor.
Elden ele dolaşırken ‘gerçeğin’ kuyruğuna o kadar çok yanlış yapışıyor ki yara bere içinde kalan ‘gerçek’ tanınmaz hale geliyor.
Bu sefer pirincin taşını ayıklamak için haberler yapılıyor.
Öyleydi-böyleydi derken, neyi konuştuğumuzu bile unutuyoruz.
Sonra?..
Şu oluyor: Sel taşkınında sular çekildikten sonra ortalıkta balçık izi kalıyor.
Çamur yani…”
Sevgili Bedir Acar dostumuzun da dediği gibi, iyi hazırlanmayan, gereksiz bilgiler veren basın bültenleri hem kurumlarını, hem de kurumlarının başındaki insanları sıkıntıya sokuyor.
Basın Danışmanlığı, Kurumsal İletişim Birimleri kesinlikle ehil ve işini bilen insanlardan oluşmalı. Bu birimler sizi vezir yaptığı gibi rezil de yapabilirler.
Bir de hangi konuda uzmansan o konu da konuş. Bir insan her şeyin uzmanı olamaz.
 
 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.