Ali Günaydın

Ali Günaydın

​1436. HİCRET YILI ve MESCİD-İ AKSÂ

23 Ekim 2014

25 Ekim 2014 Cumartesi günü 1436. Hicrî Yıla tekabül etmektedir.

Dîn-i İslâm’ı Mübîn’in ve Güzel Ahlâk’ın kendisiyle kemale erdiği Âlemlere Rahmet Peygamberi (SAV) 14436 sene önce doğup büyüdüğü ata yurdu Mekke-i Mükerreme’den, nuruyla tenvir edeceği Medîne-i Münevvere’ye hicret etmişlerdir.

Hicret: İnsanlık tarihinin en önemli dönüm noktasıdır. Zira kıyamete kadar bâkî kalacak olan İslâm Devleti’nin temelleri Medîne’de atılmış ve oradan dünyaya yayılmıştır.

Hz. Peygamber ve güzîde ashâbı ve Medîne’deki Ensâr hicretin başlangıcından itibaren 17 ay kadar namazlarını Mescid-i Aksâ’ya yönelerek edâ ediyorlardı. Bu durum Hz. Peygamber (SAV)’i rahatsız ediyordu. Medîne’deki Yahudiler ise bundan memnundular. Belki de Peygamber (SAV) asıl bundan rahatsız oluyordu.

Mekke döneminde Kâbe ile beraber Mescid-i Aksâ da hedeflenerek namazlar eda ediliyordu ve problem yoktu.

Mescid-i Aksâ: Uzak mescid demektir ve bugünkü Filistin toprakları üzerinde ve Kudüs Şehrindedir. Mekke’deki Mescid-i Haram’a uzaklığından dolayı bu isim verilmiştir. Bundan başka 17 kadar isminin olduğunu söyleyenler de vardır. Müslümanlar tarafından verilen Mescid-i Aksâ ismi kalıcı olmuştur. Aslında Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen “el Mescidü’l Aksâ” bu ismin temelini oluşturmaktadır.

Arapça adı “Beytül-Makdis” yani “Mukaddes ev” demektir. Her türlü kir ve pisliklerden temizlenmiş ev demektir. “Kudüs” ismi de aynı manaya gelmektedir. Kudüs denilince aslında Mescid-i Aksâ kastedilmektedir.

Kur’ân-ı Kerîm’e göre Mescid-i Aksâ’yı ilk inşâ eden Hz. Süleyman (AS)’dır. İlgili âyet meâlinde şöyle buyurulur: “Süleyman’ın emrinde çalışan cinlerin mihrablar, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı…” (Sebe’ 344/13)

Âyet-i Kerîme’de geçen “Mihrâblar” mescidin bölümleriyle yorumlanmıştır.

Çok değerli eşyalarla dolu olan Mescid-i Aksâ, Hz. Süleyman (AS)’dan sonra zaman zaman istilâcıların yağmalama ve yıkımlarına mâruz kalmıştır. En büyük yıkım “Bâbil Hükümdârı II. Buhtünnasr” ın (Nabukadnezzar) Kudüs’ü üçüncü işgali sırasında olmuştur (MÖ. 586). Şehri tamamen tahrib eden Buhtünnasr, yıkılan mabedin kapı ve duvarlarından söktüğü altın kabartmalarla diğer kıymetli eşyayı şehirden topladığı ganimetlerle ve halkın büyük bir kısmıyla beraber Bâbil’e götürmüştür. (DİA)

Daha sonraki dönemlerde Mescid-i Aksâ birçok yağma ve yıkımlara maruz kalmıştır.

Gerek Kur’ânî işaretler ve gerekse Hadîs-i Şerîflerdeki teşvikler sebebiyle, Müslümanlar, Tarihleri boyunca Mescid-i Aksâ’nın bakımı ve korunması hususunda azami gayret sarfetmişlerdir. Tâ Hz. Ömer (RA) döneminde Küdüs’ün fethedilmesiyle beraber bütün müslüman idareciler Mescid-i Aksâ’ya hizmeti bir şeref bilmilerdir. Bunda Hz.Peygamber (SAV)’in: “Yeryüzünde ibâddet ve ziyaret maksadıyla gidilebilecek üç mescid; Mescid-i Haram, Mescid’i Aksâ   şu benim Mescidimdir” (Mescidü’n Nebî). (Müslim, Hac, 511-513) tavsiyesinin etkisi büyüktür.

“Son olarak II. Abdülhamid döneminde halıları ve kandilleri yenilenmiştir.

1922 de İngiliz mandası döneminde (İngiliz güdümünde) Mimar Kemaleddin Bey tarafından geniş çaplı bir tamirat yapılmıştır.

21 Ağustos 1969 tarihinde fanatik bir Yahudi tarafından çıkarılan yangında kısmen tahribat gören mescidde, Nureddin Mahmud Zengî’nin yaptırdığı nefis ahşap minber de yanmıştır. Yangından kurtarılmış olan  minberin birkaç tahtası İslam Müzesinde teşhir edilmektedir. Yapı, sonraki yıllarda aslına uygun biçimde imar edilmişse de Yahudilerle araplar arasında halen süren çatışmalar sebebiyle zaman zaman yine saldırı ve tahriplere maruz kalmaktadır.

Mescid-i Aksâ, diğer mescidlerde olduğu gibi medrese hizmeti de vermiştir. Kütüphanesi, Selahaddîn-i Eyyûbî’nin Kudüs’ü tekrar fethinin ardından daha da zenginleştirilmiştir.” (DİA)

Günümüzde Mescid-i Aksâ’nıın durumu içler acısıdır. Tarihlerinde her zaman aşağılanmış e lânetlenmiş, aslında bunu da hak etmiş olan Yahudiler tarafından işgal edilmiş durumdadır. Bu mel’un millet, başka milletlerden hep zulüm görmüş olmalarına rağmen, müslümanlar tarafından hayatta kalabilmişlerdir. Buna rağmen ne yazık ki hayatlarını borçlusu oldukları müslümanlara ve mabetlerine ve özellikle de Mescid-i Aksâya saldırılarını artırarak devam ettirmektedirler. Bölge Müslümanları ise maalesef İngiliz, Amerika ve de İsrâil entrikalarıyla birbirlerini yok etme peşindedirler.

Son karmaşalarla müslümanların ve dünya milletlerinin gözü Suriye ve Irak’taki çatışmalara çevrilirken, arka planda Mescid-i Aksâ’nın içinde bombalar patlamakta  kapıları müslümanlara tamamen kapatılmaya çalışılmaktadır.

Yeni hicrî yıla girerken Mescid-i Aksâ kan ağlamaktadır.

Bütün İslâm Âleminin 1436. Hicrî Yılını Kutlar, Yüce Allâh’tan İslâm birliğinin tesisine ve bütün insanlığa barış ve huzur getirmesine vesile olmasını dilerim.

 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X