DOLAR : 46,171₺
EURO : 53,294₺
STERLİN : 61,768₺
GRAM : 6.467₺
ÇEYREK : 10.655₺
CUMHURİYET : 41.907₺
GREMSE : 104.605₺
Bilim ve Teknoloji

Yapay zeka rallisi Orta Doğu kaynaklı risklerin önüne geçti

Eklenme: 08.06.2026 - 13:26

Orta Doğu'da süregelen jeopolitik gerilimlerin gölgesinde küresel piyasalar, güçlü yapay zeka hikayesiyle toplam piyasa değerine yaklaşık 4,1 trilyon dolar ekledi.

Yapay zeka rallisi Orta Doğu kaynaklı risklerin önüne geçti
Reklam alanı

AA muhabirinin derlediği verilere göre, ABD ile İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan Orta Doğu'daki gerilimde 100 günü aşkın süre geride kaldı.

Orta Doğu'da jeopolitik risklerin arttığı ve piyasalarda zaman zaman temkinli bir seyrin öne çıktığı bu dönemde, küresel piyasalar yapay zeka alanındaki anlaşmaların etkisiyle güçlü bir değer artışı kaydetti.

Bu süreçte yatırımcıların odağında özellikle yapay zeka temalı büyüme hikayesi ve şirketlerin bu alandaki stratejik ortaklıkları yer alırken küresel piyasaların değeri toplamda yaklaşık 4,1 trilyon dolar artış göstererek 157,5 trilyon dolardan 161,6 trilyon dolara yükseldi.

Jeopolitik belirsizliklere karşın risk iştahının tamamen zayıflamaması, teknoloji kaynaklı kazançların piyasaları desteklediğini ortaya koydu.

Söz konusu dönemde önemli bilançolar ve ileriye dönük açıklamalar yakından takip edildi. California merkezli çip üreticisi Nvidia'nın geliri üç aylık dönemde yıllık bazda yüzde 85 artışla 81,6 milyar dolara ulaştı.

Nvidia'nın Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Jensen Huang, yapay zeka fabrikalarının inşasının insanlık tarihindeki en büyük altyapı genişlemesi olduğunu ve bu sürecin olağanüstü hızla ilerlediğini söyledi. Huang, şirketin gelişmiş yapay zeka çipleri Blackwell ve Rubin'den 2027 yılına kadar en az 1 trilyon dolarlık gelir öngördüğünü bildirdi.

Teknoloji şirketlerine yönelik yoğun ilgi ve yapay zeka yatırımlarındaki ivmelenme, risk algısındaki dalgalanmalara rağmen piyasalardaki yükselişin ana belirleyicisi oldu.

Analistler, piyasalardaki mevcut fiyatlamaların yatırımcıların yapay zeka kaynaklı uzun vadeli büyüme beklentilerini, jeopolitik risklerin kısa vadeli etkilerinin önüne koyduğunu gösterdiğini ifade etti.

Ateşkes süreci risk algısını dengede tuttu
Bu süreçte tarafların karşılıklı olarak askeri unsurları hedef almasıyla bölgedeki tansiyon zaman zaman yükselse de 8 Nisan'da sağlanan ateşkesin ardından çatışmaların kısmen yatışması bu eğilimi destekledi.

Ateşkes sonrası dönemde ise ABD ve İran heyetleri arasındaki diplomatik temaslar, büyük ölçüde arabulucular üzerinden yoğunlaştı. Taraflar savaşı resmen sona erdirecek kapsamlı bir anlaşmaya henüz ulaşamamış olsa da müzakerelerde ilerleme sağlanabileceğine yönelik beklentiler, küresel piyasalarda temel yön tayin edici unsurlar arasında bulundu.

Ateşkes öncesinde şiddetli seyreden çatışmaların Hürmüz Boğazı üzerinden enerji akışını tehdit etmesi petrol fiyatlarında sert yükselişleri beraberinde getirdi. Brent petrolün varil fiyatının 9 Mart'ta 114 dolara çıkmasını takiben boğazdan gemi geçişlerinin sınırlı da olsa hızlanması ve petrol arzını artıracak girişimlerle 90 dolar seviyelerine çekildi.

Petrol fiyatlarının önceki dönemlere nazaran yüksek seviyede kalmasıyla küresel çapta enflasyon endişeleri sürdü.

Enerji fiyatlarındaki yükselişin küresel çapta enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceğine ilişkin görüşler, başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere önemli merkez bankalarının faiz indirimlerini öteledi. Piyasa fiyatlamalarında merkez bankalarına yönelik daha önceki "güvercin" beklentiler, yerini "şahin" adımlara bıraktı.

Özellikle son dönemde açıklanan makroekonomik verilerin enflasyonda katılığa işaret etmesi ve jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerindeki ek baskıları söz konusu beklentileri şekillendirdi.

Bu gelişmeler ışığında dünya genelinde devam eden enflasyon endişeleri küresel tahvil piyasalarını da sarstı. ABD, Avrupa ve Asya tarafında ülke tahvil piyasaları satış baskısı altında kaldı.

En fazla Kospi endeksi yükseldi
Bu dönemde ABD, Avrupa ve Asya’daki en çok takip edilen ülke endeksleri karışık bir seyir izledi. En yüksek artış yüzde 22,7 ile Güney Kore Kospi endeksinde gerçekleşti.

ABD'de New York borsası alıcılı seyrederken savaşın başladığı ilk 100 günde Nasdaq endeksi yüzde 13,4, S&P 500 endeksi yüzde 7,3 ve Dow Jones endeksi yüzde 3,9 değer kazandı. Ayrıca Japonya'da Nikkei 225 yüzde 8,5 ve İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 5,7 arttı.

Aynı dönemde Avrupa’da Almanya DAX 40 yüzde 2,1, Fransa CAC 40 yüzde 4,2, İspanya IBEX 35 yüzde 0,8 ve İngiltere FTSE 100 yüzde 4,9 geriledi. Asya tarafında ise Çin Şanghay bileşik endeksi yüzde 4,5, Hong Kong Hang Seng endeksi yüzde 7,4 değer kaybetti.

Söz konusu gelişmelerle piyasalarda "korku endeksi" olarak bilinen ve S&P 500'deki dalgalanmayı gösteren VIX Endeksi, bu periyotta yaklaşık yüzde 8,3 artışla 19,8 seviyesine çıktı.

Merkez bankalarına yönelik "şahinleşen" beklentiler tahvil piyasalarını sarstı
Savaş süresinde ABD ve İran tarafından savaşın seyrine ilişkin gelen çelişkili mesajlar, bölgede gerilimlerin yeniden artabileceği endişeleri piyasalarda risk algısının yüksek kalmasına neden oldu.

Petrol fiyatlarındaki yükselişin mevcut enflasyonist baskıları artırabileceği değerlendirilirken ABD ekonomisinin güçlü görünümünü koruması da dikkate alındığında, para piyasalarındaki fiyatlamalarda ABD Merkez Bankasının (Fed) olası şahin para politikası adımlarına ilişkin ihtimallerin gelecek yıla yayıldığı görülüyor.

Piyasalarda halihazırda gelecek yıl sonuna kadar Fed'e yönelik herhangi bir faiz indirimi beklentisi bulunmuyor.

Bu gelişmeler ışığında dünya genelinde devam eden enflasyon endişeleriyle küresel tahvil piyasalarında sular durulmuyor. ABD, Avrupa ve Asya tarafında ülke tahvil piyasaları satış baskısı altında kalırken, ABD 10 yıllık tahvil faizi 19 Mayıs'ta yüzde 4,69 seviyesine çıkarak Ocak 2025'ten bu yana en yüksek seviyesini test etti.

Avrupa tahvillerindeki satış baskısı sürdü
Avrupa'da artan enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları güçlendireceğine yönelik endişelerle para piyasalarında Avrupa Merkez Bankasının (ECB) yıl sonuna kadar 3 faiz artırımına gideceği fiyatlanmaya devam etti.

Devam eden enflasyon kaygıları bölge tahvillerinde satış baskısının sürmesine neden oldu. Bu süreçte Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,19 ile Mayıs 2011'den, Fransa'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,88 ile Haziran 2009'dan, İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 5,19 ile Ağustos 2007'den bu tarafa en yüksek seviyesini gördü.

Çin tahvil faizlerindeki yükseliş deflasyon riskleriyle sınırlı kaldı
Asya tarafında enflasyonist baskıların sürdüğü Japonya'da, para politikasının sıkılaşabileceği tahminleri ön planda yer alıyor. Piyasalarda Japonya Merkez Bankasının (BoJ) bu yıl toplamda 2 faiz artışı yapabileceği fiyatlanıyor.

Bu süreçte Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,76'yla 1997'den bu yana en yüksek seviyeyi görürken Çin'in 10 yıllık tahvil faizleri Orta Doğu'daki savaşın başladığı tarihten itibaren yaklaşık 7 baz puan azalışla yüzde 1,72'ye geriledi.

Analistler, bu süreçte Çin tahvillerinin deflasyon risklerinden dolayı Çin Merkez Bankasının (PBoC) para politikasında sıkılaşmaya gitmeyi tercih etmeyeceği düşüncesiyle bu ülkelerden ayrıştığını belirtti.


Kaynak: AA

Reklam alanı

Son dakika gelişmelerden anında haberdar olmak için WhatsApp haber kanalımıza katılın.

Kanala Katıl

Gelişmelerden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz? Google News’te KONHABER'e abone olun.

Abone Ol
Yasal Uyarı: Yayınlanan haberler, köşe yazıları, fotoğraflar, yazı dizileri ve her türlü eserin tüm hakları Mirajans Medya İletişim Reklam Haber ve Prodüksiyon A.Ş.'ye aittir. Kaynak gösterilerek bile olsa eserin bütünü veya bir kısmı özel izin alınmadan kullanılamaz.

⚡ BU HABERE EMOJİYLE TEPKİ VER!

👏 0
❤️ 0
😊 0
😡 0
👎 0
😂 0
😢 0
😲 0
Toplam 0 tepki

Yorum Yap