DOLAR
13.420
13.471
EURO
15.204
15.272
İNGİLİZ STERLİNİ
18.1244
18.2320
GRAM ALTIN
792.3844
796.5828
ÇEYREK ALTIN
1272.359
1320.000

Son Dakika Haberler

Bu haberi daha sonra okumak için kaydedebilir ve sağ üst köşedeki butona basarak haberi okuyabilirsiniz!

BM'nin Filistin'i taksim kararının 74. yılında "bağımsız Filistin devleti" hala zayıf bir ihtimal

Siyasi analist ve yazar Talal Avkel: "Aradan geçen bunca yılın ardından 4 Haziran 1967 sınırlarında bir Filistin devletinin kurulması uzak bir hayal haline geldi. Artık sınırları, büyüklüğü ve özellikleri ne olursa olsun bir Filistin devleti için müzakerelere dayalı çözümlere yer yok" "Tüm İsrail toplumu aşırılığa meylediyor. Filistinlilerle siyasi çözümleri ve müzakereleri kabul edebilecek akımlar yok" "(İsrail ile) mücadeleyi yeniden canlandırmaya gitmeliyiz, çünkü mücadele Filistin toprakları

Anadolu Ajansı haberine göre;

GAZZE (AA) - REMZİ MAHMUD - Birleşmiş Milletler'in (BM) 74 yıl önce aldığı, Filistin'i Yahudi ve Arap olmak üzere iki devlete bölme kararının ardından Tarihi Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurulurken, bağımsız Filistin devletini kurmak için öngörülebilir gelecekte halen bir fırsat görünmüyor.


BM Genel Kurulu, iki aylık yoğun müzakerelerin ardından 29 Kasım 1947'deki ikinci oturumunda Filistin Özel Komitesi'nin çoğunluğu tarafından sunulan bölme planını 181 (II) sayılı kararıyla kabul etti.


O dönem "taksim" kararı olarak bilinen 181 sayılı karar, 33 devletin lehte, 13 devletin ise aleyhte oy kullanmasıyla kabul edildi. 10 devlet ise çekimser kaldı.


Söz konusu karar, İngiliz mandasının kaldırılması ve ordusunun tedricen geri çekilmesi ile Filistin topraklarının 3'e ayrılmasını öngörüyordu.


Arap devletinin kurulacağı bölüm, Batı Celil, Akka, Batı Şeria ile Aşdod'un kuzeyinden güneyde Refah kentine kadar uzanan güney sahili ve Mısır sınır şeridi boyunca uzanan çölün bir kısmını içine alan 11 bin kilometrekarelik bir alana tekabül ediyordu.


Yahudi devletinin kurulacağı bölüm ise Hayfa'dan Tel Aviv'e kadar uzanan sahil şeridi, Doğu Celil, Taberiye Gölü, işgal altındaki Filistin topraklarının kuzeydoğu sınırı ve Necef (Negev) Çölü'nü kapsayan 15 bin kilometrekareye yakın bir alandan oluşuyordu.


Kudüs ve Beytüllahim ile bunlara komşu diğer arazilerin yer aldığı 3. bölümün ise uluslararası vesayetle yönetilmesi öngörülüyordu.


-İsrail BM kararına tam olarak uymadı


İsrail, BM'nin taksim kararını dikkate alarak 14 Mayıs 1948'de sınırlarını açık bir şekilde ilan etmediği İsrail devletini kurduğunu duyurdu. Kararın Filistinlilere devlet kurma hakkı verdiği ikinci kısmı ise görmezden geldi.


BM kararı, İsrail'in uygulamaları nedeniyle tam anlamıyla hayata geçirilmedi. Yahudi örgütleri, 1948'de Filistin topraklarının çoğunu kontrolü altına aldı.


Filistin topraklarının dörtte üçü İsrail'in hakimiyetine geçti. Buna karşılık Ürdün Batı Şeria'da, Mısır da Gazze'de yönetimi ele geçirdi.


Ancak İsrail bununla yetinmeyip 5 Haziran 1967'de Batı Şeria, Doğu Kudüs, Gazze, Mısır'daki Sina Yarımadası ve Suriye'deki Golan Tepeleri'ni de işgal etti.


BM Güvenlik Konseyi (BMGK) Kasım 1967'de aldığı 242 sayılı kararla İsrail'in işgal ettiği topraklardan çekilmesini istedi.


Ancak söz konusu kararın üzerinden geçen yıllara rağmen İsrail halen bu topraklardan çekilmeye yanaşmıyor; Batı Şeria'da işgal ve Gazze'de abluka devam ediyor. Kudüs ve Golan Tepeleri de artık "İsrail sınırları içinde" yer alıyor.


İsrail'in 1967'deki savaşın ardından işgal ettiği Batı Şeria'da, halihazırda yaklaşık 250 yasa dışı Yahudi yerleşim birimi bulunuyor. Bu yerleşim birimlerinde 400 binden fazla Yahudi yerleşimci yaşıyor.


Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda bulunan tüm Yahudi yerleşim birimleri yasa dışı kabul ediliyor.


- "Filistin devletinin kurulması uzak bir hayal haline geldi"


Siyasi analist ve yazar Talal Avkel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Aradan geçen bunca yılın ardından 4 Haziran 1967 sınırlarında bir Filistin devletinin kurulması uzak bir hayal haline geldi. Artık sınırları, büyüklüğü ve özellikleri ne olursa olsun bir Filistin devleti için müzakerelere dayalı çözümlere yer yok." dedi.


Filistinlilere yönelik haksız uygulamalarıyla durumun bu noktaya gelmesinden İsrail'i sorumlu tutan Avkel, İsrail'in Filistinlilere karşı saldırganlığının alanını genişlettiğine işaret etti.


Özellikle Arap ülkelerinin durumu, artan bir normalleşme hızı, Filistin'deki bir iç bölünme ve uluslararası desteğin azalmasının gölgesinde İsrail'i Filistinlilerin haklarını vermeye zorlayacak bir gücün bulunmadığını belirten Avkel, şunları kaydetti:


"Tüm İsrail toplumu aşırılığa meylediyor. Filistinlilerle siyasi çözümleri ve müzakereleri kabul edebilecek akımlar yok."


-"Siyonist proje yayılmacı ve sömürgecidir"


Avkel, bazı uluslararası kuruluşların Filistin meselesiyle dayanışmayı genişletme ve İsrail'in uygulamalarını ifşa etme çabası olduğunu ancak bunların gerçek bir etkisinin olmadığını söyledi.


Filistinlilerden gerçekleri olduğu gibi anlayarak, tutumlarını yeniden formüle etmelerinin beklendiğine işaret eden Avkel, "Siyonist proje yayılmacı ve sömürgecidir, Yahudiler için sadece belirli bir coğrafi noktada bir devlet kurmayı amaçlamaz." ifadelerini kullandı.


Uluslararası forumlarda Filistin devleti kurulmasını talep etme çabalarının önemli olduğunu ancak sahada bu süreçlere fazla bel bağlanmaması gerektiğini vurgulayan Avkel, "(İsrail ile) mücadeleyi yeniden canlandırmaya gitmeliyiz, çünkü mücadele Filistin topraklarında Siyonist proje için bir gelecek olmadığı gerçeğidir." diye konuştu.


Filistinli analist, savaşlar, Yahudi yerleşim birimleri, toprak müsaderesi, tutuklamalar gibi yollarla Filistinlileri yerlerinden etmenin, Siyonist projenin temel hedeflerinden biri olduğu göz önüne alınarak, Filistinlilerin toprakları üzerindeki kararlılıklarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.


-"Filistinliler direnişin koşullara uygun şeklini seçmeli"


İki devletli bir çözümden umudu kesmenin doğal bir sonucu olarak Filistin yönetiminin feshedilmesini doğru bulmayan Avkel, yönetimin görevinin artık fiilen sona eren Oslo Anlaşmasının sonuçlarından biri olmakla sınırlı olmadığını söyledi.


Filistin yönetiminin artık bir kimliği olduğuna, uluslararası ve bölgesel resmi diplomatik temsilciliğe sahip olduğuna işaret eden Avkel, "Filistinlilerin sorumluluğunu üstlenmeye devam etmesi gereken Filistin yönetimi kalsın ama bu sefer de şu soru akıllara geliyor: Bu yönetimin benimsediği program nedir?" şeklinde konuştu.


Filistinli analist, önce yönetimin işlevinin revize edilmesi, ayrıca yurt dışındakiler dahil tüm Filistinlilerden sorumlu olduğu için Filistin Kurtuluş Örgütü'nün yeniden inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekti.


İşgale karşı direnme konusunda Avkel, direniş eyleminin şekli ve doğasına ilişkin ele alınması gerektiğini, "silahlı veya füzelerle olması gerekmediğini" savundu.


Filistin mücadelesinin tüm biçimlerinin direniş kapsamında olduğuna işaret eden Avkel, "Filistinlilerin koşullara uygun olan şekli seçmesi gerekir." dedi.


- Uluslararası Filistin Halkıyla Dayanışma Günü


BM, 74 yıl önce 29 Kasım 1947'de aldığı kararla Filistin devletinin ikiye bölünmesine, 1977 ve 1979'da aldığı 2 kararla da aynı günün "Uluslararası Filistin Halkıyla Dayanışma Günü" olarak kutlanmasına karar verdi.


BM, dayanışma günü kapsamında her yıl, sivil toplum kuruluşları ve hükümetlerden, Filistin halkıyla dayanışma mesajları yayınlama, toplantılar düzenleme ve film gösterimleri yapma gibi etkinlikler gerçekleştirmesini istiyor.






Yasal Uyarı:

Yayınlanan haberler, köşe yazıları, fotoğraflar, yazı dizileri ve her türlü eserin tüm hakları Mirajans Medya İletişim Reklam Haber ve Prodüksiyon A.Ş.’ye aittir. Kaynak gösterilerek bile olsa eserin bütünü özel izin alınmadan kullanılamaz.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver!

  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • Begendim
  • Kalp
  • Begenmedim
  • Gülen Surat
  • Kalpli Göz
  • Kızgın
  • Şokta
  • Üzgün

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
X
Yorum Yazma Sözleşmesi
“Sayfamızın takipçileri suç teşkil edecek, yasal olarak takip gerektirecek,hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlaka aykırı, müstehcen, toplumca genel olarak kabul görmüş kurallara aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde hiçbir yorumu bu web sitesinin hiçbir sayfasında paylaşamazlar. Bu tür içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk yorumu gönderen takipçiye aittir. KONHABER yapılan yorumlar arasından uygun görmediklerini herhangi bir gerekçe belirtmeksizin yayınlamama veya yayından kaldırma hakkına sahiptir. Konhaber başta yukarıda sayılan hususlar olmaz üzere kanun hükümlerine aykırılık gerekçesi ile her türlü adli makam tarafından başlatılan soruşturma kapsamında kendisinden Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 332.maddesi doğrultusunda istenilen yorum yapan takipçilerine ait ip bilgilerini ve yapmış olduğu yorumları paylaşabileceğini beyan eder ”
Türkçe العربية English