ODTÜ Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tülin Gençöz, ailesi tarafından yok sayılan, değersizleştirilen ve duygusal olarak ihmal edilen çocukların, kendilerini görünür kılmak amacıyla yanlış eylemlere yönelebileceğini bildirdi.
Prof. Dr. Gençöz, çocuklarda görülen suç eğilimine ilişkin yaptığı açıklamada, aile, eğitim ortamı ve sosyal çevredeki şartların etken olduğunu vurgulayarak, "Bu çocukların ailelerinde sıklıkla gördüğümüz şey ihmal ve istismardır. Burada daha önemlisi istismar değil ihmal, çünkü ihmal duygusal istismardır ve istismarların en önemlisidir. Çocuğun yok sayılması, sistemde yokmuş gibi davranılması öyle büyük bir eksikliktir ki çocuk bazen yanlış şeyler yaparak sistemde kendini var etmeye çalışır." diye konuştu.
Bazı ailelerde, kural ve yasakların çocuklara cezayla öğretildiğini belirten Gençöz, cezanın bir eğitim sistemi olmadığını, yapılması ve yapılmaması gerekenleri öğretmek yerine aşağılayıcı ve değersizleştirici nitelik taşıdığını dile getirdi.
Gençöz, eğitimde beceriler ve takdir edilecek yönlerin öne çıkarılarak çocukların özgüven ve karakter kazanmasına yardımcı olunması gerektiğine dikkati çekerek, özellikle rehber öğretmenlere çeşitli sorumluluklar düştüğünü belirtti.
Toplumsal olarak çocuklara sunulan imkanların da önem arz ettiğini ifade eden Gençöz, şunları kaydetti: "Çocuk suça sürüklenirken bir zevk alıyor maalesef. Peki ben neyi açık bıraktım da çocuk o zevki alıyor? Spor, sanat, tasarım, yazı, şiir, kendini ifade etmek, bu imkanların hangisini o çocuğun kendi küçük sisteminde, belki mahallesinde sunabiliyoruz çocuğa? Bütün bunları yapmadığımız zaman çocukta bir boşluk oluyor, yasanın, kuralın yerini boşluk alıyor, dürtüsellik geliyor. Sistem sürükledi, bu üç ayak, aile, eğitim, sosyal sistem sürükledi ya da koruyamadı. O boşluğu onlar yarattı, o zaman bu çocuk da dürtüsel, duygularını kontrol edemeyen, düzenleyemeyen çocuk oluyor."
"Etiketlemek rehabilitasyonu imkansızlaştırır"
Kurallarla doğru ilişki kuramayan ve kuralları içselleştirmeyen çocukların suça karışabildiğini belirten Gençöz, "Sistemde kurucu ve koruyucu şekilde o kuralı, yasayı biz çocuklara öğretememişiz. Sistem biziz ve 'suçlu' diyoruz bu çocuklara. Etiketlemek rehabilitasyonu imkansızlaştırır." dedi.
Gençöz, ailelerin kuralları öğretirken nedenleri açıklayan bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurgulayarak, bilgilendirici, tutarlı, çocuğa değer veren yaklaşımla yetiştirilen ve böylece kuralları içselleştiren çocukların yanlış eylemlere yönelmeyeceğini vurguladı.
Suç çetelerinin, çocukları eksikliğini hissettikleri şeylerin vaadiyle manipüle ettiğine işaret eden Gençöz, şöyle devam etti: "Bu çocuklarda ne eksik, neyi biz eksik bıraktık ve çete neyi veriyor? Bu çocukları görüyor, tanıyor, konuşuyor, kuralı öğretiyor ve tanımlıyor. 'Sen çok hızlısın. Sen çok zekisin. Sen çok cesaretlisin. Risk alabiliyorsun.' O zaman bu çocuklar için yasayı bozmak beceri oluyor. Bu boşluğu biz yaratmıştık, biz sürükledik dolayısıyla. Yani hiçbir çocuk suçlu doğmaz. 'Karakteri suçluydu bu çocuğun' diye bir şey yok. Biz çocukla aslında onun duygu düşüncelerini konuşmuş olabilseydik, böyle bir sürece dahil olması o nispette zorlaşırdı. Ama çocuk kendini ifade edemediği için 'Bu mükemmel ortam bana sunuluyorsa ben niye oraya gitmeyeyim' gibi bir eğilime giriyor maalesef ve kaybediyoruz çocuğu bu noktada.
Mümkün olduğu kadar erken bir zamanda bu olumsuz sistemlerin doldurduğu alanları bizim doldurmamız lazım. Bu çocukların öznel hikayelerini dinlememiz lazım. Bu öznel hikayeler ailede ne, okulda ne? O kadar şaşırdığımız içerikler var ki yani 'Bu suça girmezsen seni bu eve almam' diyen aile de var. Dolayısıyla biz çocukları hangi sistemin içine bırakıyoruz, eğitim zannettiğimiz şey neyin eğitimi? Bunları ancak nitel çalışmayla, yani çocuğa çeşitli sorular sorarak, onun bakış açısını alarak, o davranışlardan onun nasıl etkilendiğini ve nasıl başa çıkmaya çalıştığını öğrenerek yapabiliriz."
"Risk grubu çocuğu saptayıp olumlu yerlere yönlendirebiliriz"
Gençöz, ailelerin çocukları yakından takip etmesinin, önemli ve değerli olduklarını hissettirmesinin ve onlara fikir danışmasının önemli olduğunu dile getirerek, "Çocuğunuzu dinleyin ve 'neden' sorusunu sorun. Yapma demeyin, 'Ne oldu, neden buna ihtiyaç duydun?' deyin ve orada neyi açık bıraktığınızı anlamaya çalışın." tavsiyesinde bulundu.
Çocukları içine çekebilecek yasa dışı eylemlerin tespit edilerek bunların yerini alacak olumlu ve yapıcı faaliyetler bulunması gerektiğini söyleyen Gençöz, şu ifadeleri kullandı: "Hem kendimiz doğru model olacağız, hem onların tercihlerini dinleyeceğiz ve bazen onların tercihlerine doğru kendi tercihlerimizi değiştireceğiz, esneteceğiz. O zaman çocuk şahsiyet kazanacak. Yani 'Ben dinleniyorum, tanınıyorum, bu sistemde ben de varım ve bana değer veriliyor' diyen çocukları kazanırız. Suça sürüklenmiş dediğimiz çocuklar tamamen çetenin içindeyse çok zor işimiz maalesef ama risk grubu çocuğu çok rahat saptayabiliriz. Çok rahat şekilde, erken zamanda hatta suçla daha hiç ilişkilenmeden olumlu yerlere yönlendirebiliriz. Bunlar hakikaten kapasiteli çocuklar, akıllı, zeki, hızlı, özgüvenli çocuklar aslında ama yanlış yerde özgüven kurduruluyor."
Kaynak: Haber Merkezi
Son dakika gelişmelerden anında haberdar olmak için WhatsApp haber kanalımıza katılın.
Gelişmelerden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz? Google News’te KONHABER'e abone olun.