Ali Günaydın

Ali Günaydın

​Tecessüs/Casusluk

31 Temmuz 2014

Tecessüs: Kişinin, başkalarının bilmesini istemediği ayıp, kusur vs. özel hal ve durumlarının araştırılmasını ifade eder. Genel olarak da kişinin ayıp ve kötü hallerinin sorgulanması manasına gelir. Bu durumların öğrenilip ifşa edilmesine ise casusluk denir.

İnsan hayatının kutsiyyetini her şeyin üstünde tutan Yüce Dînimiz İslâm, özel hayatın saygınlığını koruma altına almıştır. Bu sebeble bırakın insanın ayıplarını araştırmayı, ayıp olmasa da kişinin duyulup, bilinmesini istemediği ayıp olmayan durumlarının bile araştırılıp duyurulmasını yasaklamıştır.

Tecessüs, bazen tehassüs şeklinde de cereyân edebilir.

Tehassüs: Bir kişi veya topluluğun konuşmalarına kulak kabartmaktır. Bu husus doğrudan dinleme olabileceği gibi, günümüzde teknikten yararlanılarak gizlice yerleştirilen birtakım dinleme cihazlarıyla da yapılabilmektedir.

Îmân ve İslâm ile aslâ bağdaşmayacak olan bu durum genel ilkeleriyle Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle anlatılır:

“Ey îmân edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allâh’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allâh tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurât, 49/12)

İnsanı tecessüse sevk eden duygu genelde meraktan kaynaklanmaktadır. Merak ise, insanın duygularını bilmediği şeyleri araştırmak için harekete geçirir. Bu durum bazen insanı Allâh’ın (CC) hoşlanmayacağı ve yasakladığı alanlara sevkedebilir. Israrcı olduğu zaman artık, başkalarının ayıplarını araştırmak gibi bir ahlâksızlık sıradan hale gelebilir. Bu sebeble Yüce Rabbimiz, ön tedbir olarak “…Zannın birçoğundan sakının…” buyuruyor.

İnsanların kusurunu araştırıp, onlarla alay edenler hakkında şöyle buyurulur:

“İnsanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden kişinin vay haline!” (Hümeze, 104/1)

Lümeze: Kaş, göz işaretiyle alay eden demektir. Lemz kökünden türetilmiş bir kelime olup, aynı zamanda kusur araştırmak manasına da gelmektedir.

Allâh (CC) hiçbir insana başkalarının kusurlarını araştırmak gibi bir görev vermemiştir. Her insanın hata ve günahı Rabbi ile kendisi arasındadır. Mü’mine düşen ise farkına vardığı anda hata ve günahından derhal dönmek ve tövbe etmektir. Kur’ân-ı Kerîm’de bu husus şöyle açıklanır:

“Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allâh’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki dördüncüleri O olmasın. Bundan daha az yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını kıyamet günü haber verecektir. Allâh, her şeyi hakkıyla bilir.” (Mücadele, 58/7)

Esasen hiç kimse kendi ayıp ve kusurlarının bilinmesini istemez. Bundan aşırı derecede mahcûbiyyet duyar. Medhedilmesini, övülmesini ise her zaman ister. Bu her insanın fıtratında var olan bir duygudur. Kendi ayıplarının başkaları tarafından bilinmesini istemeyen bir mü’min, başkalarının ayıplarını da araştırmayacaktır. Zira bu durum îmânla bağdaşmaz. Hele bir de araştırdığı bu ayıp ve kusurları ifşâ edecek, yayacak olursa bırakın mü’min olmayı, böyle bir kişi insan bile olamaz.

Âlemlere Rahmet Peygamberi’nin (SAV) konu ile ilgili çok önemli uyarılarını burada nakletmek, meselenin vehâmetini öğrenmek açısından daha elzemdir. İlgili hadîs-i şerîfler’den birkaç misâl:

“Zandan sakının. Çünkü zan, yalanın ta kendisidir. Birbirinizin özel hallerini araştırmayın. Birbirinizin konuşmalarına kulak kabartmayın. Birbirinize kin beslemeyin. Kardeş olun.” (Buhârî, Nikâh, 46)

“Ey diliyle îmân edip, kalbine îmân girmemiş olan kimseler! Müslümanların gıybetini yapmayın ve onların gizli hallerini araştırmayın. Çünkü her kim onların gizli hallerini araştırırsa, Allâh da onun gizli hallerini araştırır. Allâh, kimin gizli halini araştırırsa onu evinde gizlice yaptıklarını ortaya çıkararak) bile olsa rezil eder.” (Ebû Dâvud, Edeb, 35)

“Kim, istemedikleri ya da ısrarla kaçındıkları halde, bir grubun konuşmalarına kulak kabartırsa, kıyâmet günü kulağına kurşun dökülür.” (Buhârî, Ta’bir,45)

Buraya kadar kısaca temas edildiği üzere, Allâh (CC) ve Resûlü’nün yasakladığı tecessüs, kişilerin özel mahremiyeti ile ilgilidir. Ancak toplumun huzurunu bozan kimselerin özel durumlarını, suç işleyenleri takip etmek konumuzun dışındadır. Bunlar tabiî ki araştırılıp sorgulanacak ve huzursuzlukların önüne geçilcektir. Bu aynı zamanda bir gerekliliktir.

Ayrıca, iş ortaklığı veya evlenip yuva kuracak olanların da yola çıkacakları kimseleri araştırmaları gerekir.

Dînimizin yasakladığı tecessüs, toplum huzurunu korumaya matuftur. Fitne ve fesatların, her türlü bozgunculuğun önüne geçmek için alınan bir tedbirdir. Aynı zamanda ferdlere dönük bir şahsiyet eğitimidir.

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X