Son Dakika Haberler

Zehra Betül Şişman

Zehra Betül Şişman

​Sınıfta Kalan Neoliberaller ve Toplumsal Kırılma

11 Mayıs 2020
Uzun süredir yazmıyorum çünkü biraz gündemin dışında biraz hayatın içinde kalmak istedim. Ne kaos teorileri, ne sosyal medya hikayeleri, ne doğa kendini yeniliyor diyen sosyal darwinistçi söylemleri duymak ve yinelemek istemedim... 

Bir önceki yazımda belirttiğim ve sosyolojik olarak tahmin ettiğim üzere pandemi dünya ülkeleri arası ‘yeni nesil’ bir biyo-medikal savaş oluşturdu, zaten malumdu. Salgının organik ya da inorganik olması kısmı ile ilgili yapılan yorumlar henüz ham. Şu an net bir şey söyleyemek imkansız düzeyinde ama iki türlüde bu krizin dünya’ ya sosyal getirileri ve götürüleri malumane ortada…

Neoliberal düzenin eksi puana, ulus devletlerin artı puana geçtiği bu sürpriz dönemde tüm devletlerin iç yüzü ortaya döküldü. ABD, İtalya, Fransa sağlık sisteminde ve pandemi yönetiminde sınıfta kalırken orta düzey ulus devletler bu imtihandan daha da güçlenerek çıktılar.

Peki neden?
Neoliberal devlet yapısı bireyin çıkarını ön plana alıp toplumu arka plana atarken sosyal güvence haklarınıda  insanların hak ediş düzeylerine göre yüzdelik dilimlerle ayarlar. Mesela ABD madicare ve madicade olarak yaşlı ve çocuk ücretsiz sağlık hizmetlerinde eyaletlere göre değişiklik göstermekle birlikte ortalama yardım payı olarak yüzde 40 civarında ödeme yapar. Bakmayın siz Ekşi sözlüğün, Google hazretlerinin ABD gelişmiş 24 OECD ülkesi içerisinde sağlık ve insan hizmetlerine en çok yatırım yapan ülkedir dediğine, külliyen yalan.

Ulus devletlerde ise bu organizasyon tümden gelimci olarak toplumdan bireye doğru fayda ilkesi üzerinden ayarlanır. Bu sebeple sosyal eşitlik ve sağlık hizmetleri ulus devletlerde an itibari ile görüldüğü üzere daha işlevseldir. Sistematiğin yanı sıra birde sosyal yardım vakıfları ve milli yardımlaşma kültürü vardır. Çok şükür ki toplum olarak tam olarak modernize olmadık, hala devleti yaşat ki insan yaşasın düsturundayız.

Artık tablo netleşti. Dünyada pandemi ile mücadeleyi her anlamda iyi yöneten ülkelerin başında Türkiye geliyor. Türkiye’nin başarısı ya da modelliği tek bir konu ile sınırlı değil. İlk sırada, hastalığın tespiti ve tedavisi konusunda, kendi özgün modelini geliştirip uygulamaya geçirmesi var. Hastalığın tespiti, önlemi ve tedavi süreci ile ilgili geliştirilen bu özgün model, salgının yayılma hızının önünü kesti. Ölüm oranları aşağıda tutuldu. Batı’daki hastane görüntülerinin hiçbiri yaşanmadı.

İkinci sırada devlet kapasitesinin; sağlık altyapısında, e-Devlet yatırımlarında ve senkronize kriz yönetim süreçlerinde kaydettiği aşama yer alıyor. Zaten Türkiye sağlık sektöründe hem yatırım hem de sosyal devlet anlayışında benzer gelişmiş ülkelerin çok önündeydi. Örneğin kapasite olarak, Türkiye’de 100 bin kişiye düşen yoğun bakım yatak sayısı 40’ı bulurken bu rakam gelişmiş ülkeler olan ABD’de 34,7, Almanya’da 29,2, İtalya’da 12,5, Fransa’da 11,6, Güney Kore’de 10,6, İspanya’da 9,7, Japonya’da 7,3 ve İngiltere’de 6,6’dıydı. Sosyal devlet olarak da, sosyal devlet uygulamasının tipik örnekleri olarak sunulan Avrupa’nın birçok ülkesinden de Türkiye, sağlık hizmetlerine ücretsiz erişim konusunda daha iyi konumda. Yerel yönetimlerin koordinasyonu ile organize edilen Vefa destek gurupları zaten gönülleri feth etmeye devam ediyor.

Ayrıca, yurt dışından gelen vatandaşlarını izole etmede iyi bir model geliştirdi. Şu ana kadar 76 ildeki öğrenci yurtlarında 70 bine yakın insan, tüm hizmetleri karşılanarak karantina sürelerini geçirdiler.Dünyanın 103 farklı ülkesinden bu küresel kriz döneminde 70 bine yakın insanını ülkesine taşıyabilmek de istisnai bir durumdur. Salgından önce gelirine göre oranlandığında dünyada en fazla insani yardımı yapan ülke Türkiye idi. Pandemi döneminde, birçok ülke birbirinin temel sağlık malzemelerine uluslararası taşıma yollarında el koyarken; Türkiye kendinden; hibe, ihracat izni ya da satın alma şeklinde tıbbi malzeme talebinde bulunan ve yardım isteyen 128 ülkenin neredeyse yarısının isteğine cevap vermiş durumda.

Maskelerin düştüğü, güç dengelerinin değiştiği ve Avrupa ve ABD’de insanların yönetim sistemlerini sorguladığı, liberal toplumun yeniden ‘önce birey değil halk olduğunu’ hatırlayıp sokağa döküldüğü isyan ettiği bu dönemde Türkiye hem vatandaşından hem de Dünya ülkelerinden apolitik yardım ilkesi ile güven oyunu alarak tüm insanlığa yine yeniden ders vermeyi başardı.
 Ne diyelim gün ola devran döne… 

İstatistik veriler seta.org.tr ‘den alınmıştır.
 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  • A.K.

    Güzel bir yazı dizisi olmus, elinize sağlık "LENIN dediği gibi faydasız insanlar"..iste A .K.????

    • Cevapla
    • Begen (1)
    • Begenme (0)