Savaşın çocukları-Kurşun askerler - Konhaber Türkiye’nin İnternet Gazetesi - Konya Haberleri,Son Dakika Haberler
Konhaber Türkiye'nin İnternet Gazetesi
Konhaber Reklam
Konhaber
Konhaber Reklam

Savaşın çocukları-Kurşun askerler

Zehra Betül Şişman
  • Zehra Betül Şişman

  • 03.05.2019 09:26

Kalemim ile Akitnamem;
‘Beynimdeki kıymık ve ve vicdanımdaki safrayı atana kadar Dünyadaki tüm savaş ve zulüm bölgelerine ayak basmaya kimse duymasa bile benimle avaz avaz yazmaya ve korkmamaya söz ver ‘
Kalem: Mürekkebimden kan damlasa da sana Turan sözü…
 
BİR BEDEN BÜYÜK OYNADI  BELKİ SENEYEDE ÇOCUK OLAMAM DİYE…
SAVAŞIN ÇOCUKLARI –KURŞUN ASKERLER
Filistin’in farklı bölgelerinde ya da Türkiye’nin uzak köylerinde birçok çocuk şenliği düzenlemiştik fakat Halep Azez’de Fırat Kalkanı bölgesinde #Savaşınçocuklarına gidecek olmak TSK ile birlikte bölgede bulunmak bizim için hayli heyecan ve mutluluk vericiydi.
Sosyal çalışma uzmanı olarak çalıştığım ve  üyesi olmaktan gurur duyduğum Yeryüzü doktorları vasıtası ile çıktığımız bu yolda her an ,her anı adeta beynime ve kalbime balyoz ile çakıldı …
Sabah olduğunda herkes hazırdı araçlarımızın içi balonlar, türk bayrakları, hediyeler, çikolatalar ve en az çikolata kadar tatlı genç ve yetişkin doktorlarla doluydu.
Kilis Türkiye sınırını daha geçer geçmez sanki bıçakla kesilmiş gibi bir farklılık vardı.
Renkler soluk yollar çamurdu.
Genç, yaşlı, kadın herkesin omuzunda silah…
Savaşın izlerini görmeye alışkındım ama bu izler benim önceki gördüğüm izlere benzemiyordu.
Daha gri ve daha tozluydu.
Camilerin minareleri yıkık, kubbeler ya var ya yok.
Duvarlar delik deşik .
Köşe başlarında ÖSO askerleri, onların başında da aziz ve kadim Türk Silahlı Kuvvetleri.
Sahipsiz tarlalar savaşa inat yemyeşil.
Tüm sahneler sanki tarihe ve medeniyete ana avrad söver gibiydi, ancak bu savaş sadece yaşamaya düşman değildi.
DEAŞ ve Esad mezarları da bombalamış mezar taşları sağa sola yatık, kimi ortadan ikiye ayrılmış kimi tamamen ortadan kalkmış.
Ölümü öldürmek istemek?
Ne derin bir kin ne derin bir öfke?
Beynimdeki kıymık daha çok batıyor vicdanımdaki safra yükseliyor nefesim kesik kesik ama belli etmiyorum sadece bakıyorum ve susuyorum…
Derken tüm azameti ile dalgalanan bayrağımızı gördük,
Türk karakolunun yanında şenlik için düzenleyeceğimiz okula geldik, daha biz gelmeden kalabalıklar toplanmış bizi bekliyordu.
Çocuklar sevinçli, ürkek ve meraklı gözlerle bize bakıyor,
hangi eli tutsak sıcacık hangi başı okşasak çaresizdi...
Derken hızlı bir şekilde İstanbul ve Konya’dan giden ekip el birliği ile 23 Nisan istasyonlarını kurdu.
Giderken öyle can kurtaran cümleler yoktu cebimizde, söylemimiz savaşın izlerini silmek falanda değildi, biliyorduk ki yara derin öyle silelim demeyle olacak iş değil ama belki bir nebze merhem olabilirdik.
Türk bayrakları ile donattığımız şenlik ortamında gün boyu 1300’ü geçkin çocuk ağırladık.
Gurup oyunları, yarışmalar, ikramlar, maskotlar…
Çocukların acı damlayan gözlerinde bir anda bahar çiçekleri açtı, geçici de olsa mutlu etmeyi başarmıştık.
Bize gelince, hepimizin yüzünde emaneten asılı kıyamam gülüşleri.
Biraz zaman geçmişti herkes koşuşturma içindeydi ki gözüme bir şey takıldı şöyle dikkatlice tekrar baktım, okulun dış kapısında duran12-13 yaşlarında iki çocuk .
Omuzlarında keleş asılı, asker yelekli çocuklar…
Belli ki içeri girmek istiyorlar.
Gözleri oyun oynamak istiyorum diye bas bas bağırıyor.
Islık çaldım yarım yamalak lisanımla TEALLL YA ETFAL HAYYAA dedim.
Baktılar ama gelemediler çünkü görev başındaydılar.
Yanlarına gittim, bizimle oynamak ister misiniz?
Dedim.
Sadece kafa salladılar.
Silahlarınızı sırayla tutun hadi biriniz gelsin dememle oyuna susamış Yaser’in koşarak gelmesi bir oldu.
Adeta ben çocuğum, lanet olsun bu savaşa der gibi oynadı, elleri boyalı bir o yana bir bu yana koşuyordu, her etkinliğe ikişer kez katıldı.
 Acelesi vardı, kaybettiği çocukluğuna yetişmesi lazımdı.
Oda biliyordu belki çocuk olması için 15 dakikası olmayacaktı.
Yaser o gün tüm çocuklardan bir beden büyük oynadı belki seneyede çocuk olamam diye.
Mamafih bu şenlikte  konuşunca anlatılamayacak  duygular vardı,
derin ve sessiz.
Kiralık  tebessümler bıraktık geride, gün bittiğinde biz sıcak yuvalarımıza döndük onlar ise kan ve barut kokan hayatlarına devam ettiler.
EVET KOCA GÖBEKLİ AÇ GÖZLÜ DÜNYA CEVAP VER BAKALIM  BİZE
AYNI GÜNEŞ ÜSTÜMÜZE DOĞARKEN NEDEN AYNI GÖKYÜZÜNDE UÇUTMALAR VE FÜZELER  YAN YANA UÇUYORDU?
OYSA Kİ TÜM ÇOCUKLAR AYNI GÖK YÜZÜNE BAKIYORDU…
 
 

YORUMLAR

NAMAZ VAKİTLERİ
Konya için Namaz Vakitleri

İmsak

03:32

Güneş

05:21

Öğle

12:56

İkindi

16:49

Akşam

20:22

Yatsı

22:02

Öne Çıkan Haberler!X