Zehra Betül Şişman

Zehra Betül Şişman

​ÖLÜM KELEBEKLERİ – SREBRENİKA

11 Temmuz 2019
BM’NİN TÜRK VE MÜSLÜMAN İNTİKAMI İÇİN SATTIĞI GÜVENLİ BÖLGE  SRABRANİCA

Malum olduğu üzere 90’lı yılların başında Yugoslavya devleti çözüldüğünde Müslüman Boşnakların manevi Lideri Aliya İzzebegoviç diğer ülkeler gibi bağımsızlık talebinde bulundu. Ancak Sırp lider Kracziç konu ile ilgili referandumda ” Bağımsızlık talebinizi gerçekleştirdiğinizde Balkanları size cehenneme çevirmeyeceğimizi mi sanıyorsunuz” şeklindeki tepkisi ile Sırpların niyetlerini belli etmişti bir bakıma. Neticede bağımsız Bosna-Hersek Cumhuriyetinin kuruluşu hızla gerçekleşmiş Aliya Cumhurbaşkanı olmuştu. Bosna’dan önce Slovenya’da bir savaş başladı. Bu savaş ilerlemeden Avrupa bu savaşı durdurdu. Bu süreçte Bosna’da savaş çıkma ihtimali konuşulmaya başlayınca Boşnaklar “Avrupa’nın orta yerinde böyle bir savaş çıkmaz” diye düşünseler de öngörüleri kuvvetli Aliya BM’ye mektup yazarak “olası bir savaş hazırlığına karşı gözlemci” talebinde bulunmuştu. Ancak tabi BM bu talebi görmezden gelerek mektuba cevap bile vermeye tenezzül etmedi… Sonrası dünyanın 4.büyük ordusuna sahip Sırp askerleri ve Çetnikler Boşnakların yaşadığı şehir ve kasabaları kuşatarak savaşın çıkmaması için direnç gösteren Aliya ve Bosna-Hersek Cumhuriyetini “savaşa mecbur “etti.

Srebrenitsa’da Sırplar tarafından gerçekleştirilen soykırımın, üzerine basarak söylüyorum “BM’nin güvenli bölge olarak ilan edildiği bir bölgede gerçekleşmesi” son derece dikkat çekici bir durum. Yapılan soykırım, tecavüzler ve yaşanan vahşetin hedefinde sadece Boşnaklar değil elbette Türk ve Müslüman varlığına bir etnik temizlik hareketiydi. II.Dünya Savaşı’ndan sonraki bu en kanlı savaşa karşı Batı dünyasının ve küresel örgütlerin sessizliği ise, tarihin sayfalarında onların gerçek yüzünü ortaya çıkaran bir ibret tablosu oldu.

SREBRENİTSA EŞİTTİR İHANET VE BM’NİN GERÇEK YÜZÜDÜR

Srebrenitsa büyük bir ihanetin kurbanıdır. Düşünsenize, savaşın başladığı 1992’den 95’e kadar sessiz kalan BM, tam Bosna ordusu kaybettiği şehir ve kasabaları geri almaya zafere doğru hızla ilerlemeye başladığında, “pat” diye tankını tüfeğini toplayıp bölgeye geliyor. Sonra farklı noktalarda şehirleri “sivilleştirerek” güvenli bölgeler oluşturuyor. Bu şehirlerden biri olan Srebrenitsa daha önce Karazçin korumada olan Naser Orić komutasındaki gönüllü askerler ve sonradan oluşturulan Bosna ordusuyla desteklenen bir kasabadır. Ancak BM Korumasında tamamen silahsızlandırılarak oluşturulan ve adeta açık hava cezaevlerini andıran bu şehre tamamen sivil kadın ve çocuklardan oluşan binlerce savaş mağduru sivil akın ediyor ve sonuç olarak 24 bin kapasiteli şehir, 80 binin üzerinde sivilin sığındığı bir kampa dönüşüyor. Silahsızlanmış halka yardımla görevli Hollanda askerlerin insani yardım dağıtırken bile keyfe keder davrandığı, bu yardımlar yapılırken kadınlara karşı ahlaki çirkinliklerin yapıldığına dair anlatımlar var.
Toplu soykırımlar yapılırken Hollandalı askerlerin rahat ve alaycı videoları ise halen basın arşivlerinde saklı duruyor.

11 Temmuz 1995 günü Ratko Mladiç silahlarından arındırılmış kente hiç zorlanmadan girdi. Sonra da Sırp askerler Müslüman Boşnakları yolarda, dağlarda öldürdüler. Sırp askerler cesetlerin kimlikleri tespit edilmesin diye cesetleri parçalayarak sayıları 64’ü bulan toplu mezarlara gömdüler.

1995 yılının 11 Temmuz günü Ratko Mladiç komutasında Sırp askerleri ağır silahlarla donatılarak 5 gün içinde en az 8.372 Boşnak’ı katletmiştir. Dağlardan kaçmaya çalışanları ise keskin nişancılar ile öldürmüşlerdir. Sırplar bununla kalmayıp yüzlerce kadın ve küçük yaşta çocuğa tecavüz etmişlerdir.

Sırp askerler ele geçirdikleri 12 yaş üstü Müslüman erkekleri bir yana kadınları ise bir yana ayırdı. Kadınlara ve çocuklara tecavüz eden Sırp askerleri erkekleri kamyonların arkasına doldurarak ölüme götürdüler.
Eşlerinden ve çocuklarından bir daha haber alamayan Bosnalılar yıllarca bir ümit sevdiklerini beklediler taki mavi kelebekler gelinceye kadar…

Toplu mezarların bulunduğu bölgede cesetlerin toprağı beslemesi sonucunda Artemis adında çiçeklerin oluşumu başladı. Çiçeklerin çoğalmasıyla birlikte sadece bu bitkiyle beslenen mavi kelebekler de bölgede hızla çoğaldı. Bölgede yapılan araştırmalar sonucunda bu durumun dikkat çekmesi ve yerel basına yansımasıyla halk araştırmalara katılmışlardır.

Bu kelebekler ölümün habercisi lavinya kelebekleri idi , adeta katledilen onca canın sessiz feryadı olup yer yüzüne dağılmışlardı.

Biz buradayız, bizi bulun dercesine şehir merkezlerine doğru uçup insanlara kendilerini gösterdikten sonra toplu mezarların üzerindeki mavi lavinya çiçeklerinin  konuyorlardı.

Bosnanın sessiz çığlığı, ölüm kelebekleri tarihin tek kanıtlanmış toplu soykırımının belgelenmesini,toplu mezarların açılmasını sağlamıştır…

Belkide onlar birer kelebek değil bu soykırıma sessiz kalan tüm insanlara kendilerini hatırlatan en naif en acı tokat ve sevdikleri ile vedalaşamayan birer Bosnalı candı…

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X