Son Dakika Haberler

Ömer Lütfi Ersöz

Ömer Lütfi Ersöz

​Nimetlerin artırılıp daraltıldığı dönemlerdeki Müslüman tavrı nasıl olmalı?

20 Aralık 2020
Bu dünya hayatına imtihan için gönderilmiş bulunmaktayız. İmtihanda olduğumuzu, hiçbir zaman unutmamalıyız. Yaptığımız her işten sorumlu olduğumuz gibi yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan da sorumlu olduğumuzu bilmeliyiz. İslâm’ın emrettiği bütün ibadetleri şuurlu olarak en güzel bir şekilde yaşamalıyız.
 
İnsanın yaratılıp dünyaya gönderilmesinin ana gayesi kulluk yapması içindir.Rol model Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in örnek hayatını çok iyi bilmeli, O’nun hak, batıl mücadelesini ne pahasına olursa olsun savunmalı, başımıza gelen iyilikler için şükredip olumsuzluklara da sabrederek yaşamalıyız.
Allah (c.c.) insanı imtihan eder. Bazen nimetlerini artırıp bol vererek, bazen de  nimetlerini daraltıp azaltarak, bazen de  mal ve makamla imtihan eder. Bunların her birinin bir imtihan olduğu şuuruyla hareket etmesi gereken insan bazen bunların bir imtihan olduğunu bile kavramaz. İmtihan edildiğini kavramadığı için bol rızkı, bulunduğu mevki makamı kendisinin elde ettiğini sanır. İmtihan edildiği hakikatini fark etmez. Rızkının bol olması durumunda Allah (c.c.)’ın kendisine ikram ettiğini düşünür ancak rızkının daralması, bulunduğu mevki ve makamdan ayrılması durumlarında da Allah (c.c.) katında önemsenmediğini düşünür. 
 
Aslında rızkın bolluğu veya darlığı Allah (c.c.) tarafından kul için bir imtihandır. Bolluk döneminde nimetlere karşı kul’un şükredip şükretmeyeceği, şımarıp şımarmayacağı ölçülmektedir. Ayrıca sıkıntılar karşısında tahammül edip etmeyeceği tescillenir. Kul’un nimete sahip olduğunda da, nimetlerin azaldığı dönemlerde de sadakatini, samimiyetini teslimiyetini açıkça gösterenler mükafatlandırılacaklar ve bu hakikatten gafil olanlar da cezaya çarptırılacaklardır. Dünya malından herhangi bir şeyin verilmesi veya verilmemesi aslında bir ceza-mükafat değildir. Kulun Allah (c.c.) katındaki değeri dünya malıyla, mevkisi veya makamıyla ölçülmez. Çünkü mülkün ve her şeyin gerçek sahibi Allah (c.c.)’tır.
 
Allah (c.c.) malı, mülkü, mevki veya makamı salih kişiye de, azgın kişiye de verirde alır da…Aslında Allah (c.c.) denemek için hem verir, hem de alır. Önemli olan bu denemenin sonucunda Allah (c.c.)’ın rızasını kazanabilmektir. Allah (c.c.)’a gerçek anlam da İman edenler, imanlarının gereklerini salih amellerle süsleyip dünya imtihanını kazanmayı amaç edinirler. Ancak İmanlezzetine ulaşmayanlar yaşadıkları olayların sonucunda, değeri ve hikmeti kavramazlar ve nankörlüklerine devam ederler. Esasında biz Mü’minler kendimizi; geçici dünyanın zahiri ölçülerine göre değil, Allah (c.c.)’ın ölçülerine uyarak yaşantımızı güzelleştirmeliyiz. Dünya imtihanında başımıza gelen şer gibi gördüğümüz olayları sabır ve metanetle karşılayıp daha çok çalışıp başarılı olmak için gayret etmeliyiz. 
 
Nefis Muhasebesini her zaman yapmalı, nefsani istek ve arzulara boyun eğmemeliyiz. Hem dünyevi ve hem de uhrevi konularda bize düşen, çok çalışmak ve sorumluluklarımızı yerine getirmek olmalıdır. Biz Müslümanlarseferden sorumluyuz. Başarı ve zafer Rabbimizden bir ikram ve lütuftur.Tercihlerimizi her zaman iyiden, güzelden yana, hak ve hakikat merkezli yapmak zorundayız. Tercihlerimiz hak ve hakikat merkezli olduğu ölçüde, Rabbimiz, mutlaka yardımını gönderecektir. İmtihan edildiğimizi hiçbir zaman unutmadan, Allah (c.c.) ‘a gerçek anlamda kulluk yapmalıyız.

Âyet-i Kerimelerde: “İnsan var ya, Rabbi kendisini imtihan edip de ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde ‘Rabbim bana ikram etti’ der. Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise Rabbim beni önemsemedi” der. (Fecr Sûresi âyet:15-16)

“Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” Bakara Sûresi âyet:216) 
“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat Sûresi âyet:56) “O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.”(Mülk Sûresi âyet:2) “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele!” “O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler.” “İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.” (Bakara Sûresi âyet:155-157) buyrulmuştur.
 
İnsanın yaratılış gayesi kulluktur. Her an, imtihanda olduğumuzun Şuuru ’unda olarak hayatımızı ahlâklı, dürüst olarak, İslâm’a uygun yaşamalıyız. Ölüm, korku, açlık, mal azlığı, fakirlik, hastalık, ve benzeri birer imtihandır. Bunlar dünya hayatının ayrılmaz parçalarıdır, hiç kimse bunlardan birisine yakalanmaktan kurtulamaz. Eninde sonunda, erken veya geç herkes ölecektir. İnanan akıllı kişi, başına gelen olumsuzluklara sabrederek, sahip olduğu imkânlara, nimetlere de şükrederek imtihan için gönderildiği bu dünya hayatını en güzel şekilde İslâm’a uygun olarak yaşamalıdır. Gerçek kurtuluşa ancak İslâm’ı hayatımıza bütün alanlarda uygulamakla kavuşabileceğimizi unutmamalıyız.
 
Allah (c.c.)’a kulluk görevimizin her daim farkında olmalıyız. Rabbimiz, nimetleri ister bol versin isterse azaltsın her zaman İslâm’a uygun bir hayatıyaşayıp, bu dünya imtihanını kazanan Mü’minlerden olmamız duası ile sıhhat ve afiyetler dilerim.    

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  • Mehmet Şahin

    Amin inşaallah. Kaleminizin mürekkebi hiç kurumasın inşaallah. Allah razı olsun Ömer bey kardeşim.

    • Cevapla
    • Begen (3)
    • Begenme (0)
  • Mehmet Şahin bey kardeşim çok teşekkür ederim Rabbimiz razı olsun

    Mehmet Şahin bey kardeşim çok teşekkür ederim Rabbimiz razı olsun

    • Begen (0)
    • Begenme (0)
Kapat x
Türkçe العربية English